Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kongresi: Karşıt eğilimler, mücadele ve ayrışma

İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kongresi: Karşıt eğilimler, mücadele ve ayrışma

Gerçekleştirilen İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kongresi, üç temel eğilimin kesişme noktası olarak ortaya çıkıyor. Emeğin korunmasının, yeni ve yakıcı bir sınıf mücadelesi alanı olarak gelişmesi; kadın sorunu ve mücadelesinin tüm dinamik ve canlılığıyla ortaya çıkması; işçi sınıfının farklı, şimdiye dek öne çıkmamış bir çok kesimininin, ihtiyaç, sorun ve mücadeleleriyle kendini ortaya koyması.

Kongre boyunca, ana oturumların basıncına karşın, gerek kendi sunumlarıyla gerekse araştırma ve örnekleme alanları olarak, sınıfın birçok kesimi ihtiyaç ve mücadeleleriyle gündeme geldi. Metal işçileri, temizlik işçileri, eğitim işçileri, diş teknisyenleri, hemşireler, evde çalışanlar, kağıt işçileri, doktorlar, tekstil işçileri vb. Birçoğu, şimdiye dek ihtiyaçları ve mücadeleleriyle gündeme gelmemiş, üstü örtük kalmış işçi kesimleriydi. Kongreye zenginlik kattılar. Ancak bunun da ötesinde, sınıfımızın gelişmekte olan bileşimini; gelişen niteliksel ve niceliksel gücünü gözler önüne serdiler.

Kadın oturumu”, Kongre’nin en canlı dinamik zengin bölümüydü. “Şimdiye kadar hep yoksulluk, eziyet, kriz vb. kadınlaştı; bundan böyle mücadele kadınlaşacak!”; bir sunumun ateşli son sözü olmakla birlikte; aslında kitleler halinde kapitalist sömürüye çekilen kadının sınıfsal nabzıydı.

Bunlarla birlikte Kongre, emeğin korunmasının, yeni ve yakıcı sınıf mücadelesi alanı, dinamiği olarak gelişmesinin bir göstergesiydi. Tüm bileşenleriyle sınıfın bütününü kesen, kendini olmazsa olmaz olarak dayatan, sınıf mücadelesini de geliştirecek güçlü bir dinamik.

İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kongresi, baştan sona, iki karşıt eğilime sahipti. Birincisi, geleneksel, sosyal diyalogcu, uzlaşmacı, sendikalist, “sosyal devlet”çi, kapitalist emeği korumacı ; sınıf işbirlikçi eğilim. Emeğin sermaye üretimi içinde/sermaye üretimi için korunması eğilimi. Emekgücünün bir sermaye bileşeni, emekgücünün yeniden üretiminin de bir burjuva devlet bileşeni olarak, emeğin burjuva biçimsel korunması, sermayenin işçi sınıfı üzerindeki egemenliğinin ve sömürüsünün korunup güçlendirilmesinden başka birşey değil.

İkincisiyse, sosyalizmden beslenen, kapitalist sömürüyü, artı değer sömürüsünü temele yerleştiren, emek rejimini, sınıf üzerinde baskı ve rıza üretimini ele alan, sınıf örgütlenmesi ve mücadelesini de bu temele yerleştirmeye çalışan eğilimdi. Emeğin sermaye ve devletine karşı, proleter-sosyalist, gerçek, fiili korunması yolunda bağımsız mücadelesine açılıyordu.

Bu uzlaşmaz karşıt eğilimler, Kongre boyunca, tüm oturum ve sunumlarda kendilerini gösterdiler. Sınıf temelinden mücadelenin kadınlaşması sunumu, ikinci eğilime dair bir örnekken; bir sendika ağasının, konuyu kürsüden Meclis’te kurulan komisyonlara havale etme rezilliği de –komünist işçiler tarafından yine aynı kürsüden teşhir ve mahkum edildi-, sınıf işbirlikçi eğilimin örneğiydi. Bu iki uzlaşmaz karşıt eğilim, sınıf işbirlikçiliği ile proleter-sosyalist eğilim, Kongre boyunca sadece yanyana değil, aynı zamanda içiçeydi; Kongre’nin temel zayıflığını, çelişkisini ve mücadele içindeki gelişim yönünü ortaya koyacak şekilde, henüz ayrışmamıştı.

Kongre, bütünlüğü ve kararlarıyla, işçi sağlığı ve güvenliği meclislerinin üretim ve yaşam alanlarının bütününde kurulması uzun erimli çalışmasının başlangıç adımını oluşturdu. Sınıf işbirlikçi yaklaşımla da amansız mücadele içinde, emeğin proleter sosyalist korunması mücadelesinin geliştirilmesi, işçi sağlığı ve güvenliği meclislerinin kuruluş ve gelişim sürecinin belirleyeni olacak.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*