Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İşçi Meclisi 30.Sayı çıktı

İşçi Meclisi 30.Sayı çıktı

İşçi Meclisi 30.sayı “Ne mutlu işçiyim diyene!” manşeti ile çıktı.

Sayıda yer alan yazılardan alıntılar ve manşet yazısı şöyle;

Ne mutlu işçiyim diyene!

Acar tüccar Erdoğan müzakerelerde en az verip en çok şey alma peşinde. Teslim alınmak istenen esasen Kürt halkının mücadele azmi, birikimi, deneyimi, kazanımları. Bu masadan Kürt sorununda tam hak eşitliği, ayrılıp kendi bağımsız devletini kurma dâhil kendi kaderini tayin hakkı çıkmaz ve çıkamaz. Patronların eğilimi ve politikası kadınları, Kürtleri, Alevileri, gençleri, öğrencileri, engellileri, aydınları… Her kesimin bu süreçteki taleplerini dinlemek, bu yolla bu kesimleri yumuşatmak ve alınabilecek olanın en azını vererek sisteme katmaktır. Tek başına bu kesimlerin hiçbiri de o masayı devirip kendi taleplerini hayata geçirebilecek güce –ne yazık ki sahip değildir.

Bu güce sahip olan tek özne işçi sınıfıdır. Onun toplumsal ihtiyaçlarını, özlemlerini kapitalizm karşılayamaz. Kürt işçinin ulusal sorununu, kadın işçinin ezilme ve ikincilliğini, Alevi işçinin özlemini, genç-öğrenci işçinin geleceksiz hücre tipi yaşamını, işçi aydınların yalnızlığını giderip aşacak tek güç işçi sınıfının mücadele damarlarında saklıdır. Muhtaç olduğumuz kudret işçi sermayeye akan alınterini kendi sınıf çıkarları için kullandığında açığa çıkacaktır. Ne mutlu işçiyim diyene!

İşçi Meclisi‘nin 30.sayısına kütüphane sekmemizden ulaşabilirsiniz.

Paris’te bir beyaz bere
Ömer Güney’in tutuklanması ile birlikte katliamın çoktan seçmeli fail adaylarında adres tekrar Türkiye bağlantısına döndü. Politik durumunu ve deklase karakterini sosyal medyada ve günlük yaşamında bile gizlemeyen, Fransa’da doğup büyümüş, Kürt derneklerine sızarak rutin faaliyetlerde yer bulmuş bir faşistin, Ogün Samast’ın bu bir boy büyüğünün varlığı, Türk ve muhtemelen bir diğer gizli servisin katliama bulaşmış olduğunun bir göstergesi. Ömer Güney’in arkasındaki eller ise yine çoklu bağlantılar içerisinden ancak “gerekli görüldüğünde” ortaya çıkabilecek. Tıpkı Ogün Samast gibi Ömer Güney’in de bu katliamda en fazla bireysel olarak yer aldığına inanmamız istenecek!

Söz-eylem-toplantı-örgütlenme özgürlüğü ve hakkı için!
Tekelci kapitalist devletin Halk Cephesi’ne dönük gözaltı ve tutuklamalarını protesto ediyoruz. Şunu da biliyoruz ki; bu protestonun anlam kazanması ancak, KCK tutuklamalarına ve en son yapılan Halk Cephesi tutuklamalarına karşı basın, söz, toplantı, eylem, örgütlenme özgürlüğü ve hakkını savunmaktan, neoliberal muhafazakar demokrasiye karşı sosyalist işçi demokrasisi mücadelesini yükseltmekten geçmektedir.

Bursa’da taşeron metal işçisi olmak
Bursa’da ağırlıklı olarak metal fabrikaları olmak üzere, büyük sanayide çalışan işçi sayısı 20 binden az değildir. Bunun yanında, hastaneler, belediye, tren istasyonları, güvenlik görevlileri, otopark çalışanları, çok sayıda anlaşmalı taşeron işçi şirketi var.

Meğer ne kalabalıkmışız..
Grevdeki Çorlu Daiyang işçileriyle İşçi Meclisi olarak grev çadırında yaptığımız röportajı yayımlıyoruz.

İşçi Kadın Meclisi
İşçi sınıfının içinde erkeklerle birlikte sömürülsek de; evde kadın kimliğimizden kaynaklı ikinci kez sömürülüyoruz. Zira Engels de “Aile içinde erkek burjuva, kadın proletaryayı temsil eder.” sözleriyle tam da bu durumumuzu tasvir ediyor.

Asker mektubu
Dayak, tehdit ve küfür kimi otokontrol mekanizmalarını harekete geçirmiş, en olmayacak şeyleri senin gözünde de sıradanlaştırmaya başlamıştır bile. Her şey emirdir ve disiplin denilen şey de bu emirleri bırakalım yapmamayı, geciktirmeyi bile aklından geçirmemeyi öğretmenin yoludur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*