Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İşçi Kadınlar Yeni Bir Yaşamı Yaratmalı

İşçi Kadınlar Yeni Bir Yaşamı Yaratmalı

Sistem, sermaye birikimine doğrudan dahil edemediği ev işçilerini, işçi-öğrencileri, çocukları, emeklileri ve  kent yoksullarını, kayıp ve yük olarak görüyor. Tıpkı sermayenin çalıştırdığı işçinin tuvalette geçirdiği saniyeleri bile kayıp sayması gibi…

Bu yüzden “Aktif İşgücü Piyasası Programı” adı altında bu işçi sınıfının bu bileşenlerini azami kar ve sömürü yasalarının içine çekecek formüllerin peşine düştüklerini görüyoruz. Daha bir kaç ay önce yeni yasalaşan “Kadın İstihdam Paketi” nin yansımaları daha yeni kedini gösterirken bir de hakmış gibi sundukları esnek, güvencesiz, çalışma yaşamında örgütlenmenin önüne engel olan “Özel İstihdam Büroları”nı hayata geçirecek, kıdem tazminatını ortadan kaldıracak yasaların meclise gelmesi gündemde. İşçi sınıfının tüm bileşenlerini etkileyecek bu program yine en çok gençleri ve kadınları sömürü çarkının içinde eritmeye yönelik olacaktır.

İşte Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’nden kan dondurucu bir cümle: “Türkiye’de sosyal harcamalardan üretken olmayan yaşlı gruplara daha fazla kaynak ayrıldığı dikkati çekmektedir.” Sosyal hak ve güvencelerin yıkımı, sadece bölüşüm değil düpedüz sömürü sorunudur. Her işçi ailesinden daha fazla kişiyi (kadınlar, gençler, çocuklar, yaşlılar) çalışmak zorunda bırakmaktadır. “Yok öyle sosyal dayanışma, ölümüne çalışma, ölene kadar çalışma!” Kapitalizmin sloganı budur.

Kölece Çalıştırma Stratejisi, nüfusun çalışabilir kesimi içindeki ücretli emekçilerin oranını yüzde 55′ten yüzde 75′e çıkarılmasını hedefliyor. Toplumun toplam çalışma yeteneğinin azami büyütülmesi, azami piyasalaştırılması, azami artı-değer üretkenliği; özetle toplam toplumsal çalışmanın ve onun içinde de karşılıksız çalışmanın azamileştirilmesi, sermayenin olmazsa olmaz yasasıdır. Bu noktada devreye yine kötü ünlü bir kavram giriyor: “İşgücü piyasasındaki katılıkların kaldırılması; esneklik!” Bu, toplumun toplam çalışma yeteneğinin azami piyasalaştırılması ve azami sömürülmesi önündeki her türlü fizik, toplumsal, kültürel, yasal vd. sınırın yıkılması.

En başta 8 saatlik işgünü, iş güvencesi, sosyal hak ve güvenceler, kıdem tazminatı, asgari ücret… Artık iş güvencesi diye bir şey yoktur, her türlü hak ve güvenceden, ücret artışı isteminden vaz geçildiği ölçüde iş bulabilme, işte kalabilme ihtimali vardır. Değişen yalnız istihdam biçimleri değil üretim ilişkileridir. Kapitalist üretim ilişkilerinin kendi dışında kalan tüm toplumsal kesimleri de yutması ve azami sömürü ilişkisine çevirmesidir. Tarım, kent-mekan, aile, eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim, hizmet, kültür, sanat, spor…

Tümü fabrikalaştırılmakta, azami artı-değer üretim süreçlerine bağlanmaktadır. Yetişkin erkek, ezen ulustan işçiler içerisinde işsizlik yaygınlaşırken yerlerini daha ucuz kadın, kürt, çocuk işçilerin almaya başlaması, geleneksel erkek/türk/yetişkin egemen işbölümü ve ilişkilerini de sarsmaktadır. İşçi sınıfı içinde her düzeyde körüklenen rekabet, cinsiyetçi, ırkçı-şoven, ulusalcı, dinci-mezhepçi, dar kesimci gerici reaksiyonerlik ile de birleşir. Devlet kadınlara, kürtlere, alevilere, çocuklara, göçmenlere, engellilere çalışma ve yaşamdaki şiddet ve aşağılamayı bir nebze sınırlar, fakat el altından teşvik eder.

Açık şiddet ve aşağılama olmadığı durumda bile, onlara hem emekgüçlerinin daha değersiz olduğu hem de daha aşağı toplumsal-siyasal konumda oldukları her daim hissettirilir. Toplumsallaşmaları ve bireysellikleri olabildiğince kısıtlanır. Kadına yönelik şiddetin daha görünür olmasıda bu sebepledir. “Aktif İstihdam Piyasası” programının getirdiği esnek çalışma özellikle sağlık, eğitim, temizlik sektörlerinde çalışan işçilerin nerede, ne kadar süreyle çalıştıklarının belli olmaması ile çalışma yaşamının örgütlenmesini de sıfıra indirmeyi hedeflemekte. Böylece toplumdan bireye çözülmenin had safhada olduğu günümüzde daha örgütsüz, daha bireye doğru çözülmüş, daha memnuniyetsiz ama kaderine razı bir sınıf yaratma stratejisidir. Azami sermaye birikim stratejisinin düzenlediği ve dayandığı, çok parçalı ve çok katmanlı işgücü piyasası ve dibe doğru ücret rekabeti, toplumsal yaşam ve bireyselliklerinden olabildiğince yalıtılmalarıyla sağlanır. Ancak ve ancak işçi sınıfının, işçi kadınların, gençlerin daha örgütlü, daha azimli, militan mücadele koşullarıyla bu sistemle ve dayattığı program/politikalarla baş edebiliriz.

Biz işçi kadınların bu strateji, program ve politikalara karşı söyleyebileceği tek şey vardır; o da evli veya bekar; ne ana, ne baba, ne kocaya bağımlı olmadan – Tam zamanlı, güvenceli, sağlıklı, – Çalışma saatleri insanca koşullarda olan – Devlet ve erkek şiddetinin olmadığı, – Yaşamın tüm alanlarında tam eşitliğin sunulduğu bir sistemde yaşamak iştiyoruz! Bu taleplerimize giden yolun örgütlü mücadeleden geçtiğini çok iyi biliyor ve tüm işçi kadınları bulundukları, yaşadıkları her alanda önce kendilerini sonra da tüm yaşamı örgütlemeye ve yeni bir yaşamı yaratmaya davet ediyoruz.

İşçi Kadın Meclisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*