Anasayfa » DÜNYA » İran isyan ve direniş hareketinden gözlemler (DP çevirisi)

İran isyan ve direniş hareketinden gözlemler (DP çevirisi)

Gösterilerin ilk günlerinden sonra, İran halkının, alt sınıfların yürüyüş ve isyanları giderek hızlanmaya başladı. 3 gün gibi kısa bir sürede, kuzeydoğudaki büyük şehir Meşhed’deki gösteriler, İran’ın tüm ana ve büyük şehirlerine yayıldı. İkinci ve üçüncü günde, neredeyse 40 şehirde eylem çağrıları ve eylemler başladı.

Hükümete hırsız diyen ya da aşırı-milliyetçi ve anti-Arap sloganlar, yerlerini “İş istiyoruz”, “Ekmek, ev, özgürlük”, “Kapitalist molla, paramızı ver”, “Diktatöre ölüm”, “İşçi, öğretmen, öğrenci birleş, birleş”, “Siyasi mahkumlara özgürlük”, “Reformist, Fundemantalist, hikayeniz burada biter” gibi daha radikal ve politik farkındalık içeren sloganlara bıraktı. Ama hiçbiri birbiriyle bir genel ve yığınsal halk ayaklanması için halen birleşebilmiş değil.

Gösteri dalgasının başlarında, hep olduğu gibi, “sol” geride kaldı ve gösterilere aşırı şüpheyle baktı. Bunun rejimin hükümete muhalif diğer kanadının bir kışkırtması olabileceğini düşündüler. Ama bu yaklaşım hareketin çekirdeğindeki hızlı radikalleşmeyle birlikte yerini ilgi ve coşkuya bıraktı. Şimdi solcu sendikacılar, kadınlar, yazarlar, üniversite öğrencileri de gösterilere katılmaya ve onu siyasal olarak etkilemeye çalışmaya başladılar.

1979 devriminden sonra, rejim hep aktivistlerin, işçi örgütçülerinin ve devrimci partilerin üyelerini imha etmeye, hapsetmeye, öldürmeye ve sürmeye çalıştı. 1981’de rejim bunu terör yılları ve hemen tüm Marksist aktivisleri süpürerek başardı. Şu anda Marksist ve solcu aktivistlerin iki kuşağı arasında dev bir uçurum var. Bağlantıları tümüyle kopuk. Ama yeni kuşak daha sabırsız ve hızlı öğreniyor.

2009’daki kitle isyanında, eski kuşağın onaylamamasına karşın, solcu ve çoğu aktivist reformistleri destekledi. (DP’nin notu: “Reformistler”den kastedilen molla rejiminin neoliberal-reformist kanadı, 2009 “yeşil hareketin” başını çeken Musavi, vb…) Şu andaki gösterilerde dikkate değer bir değişim ise, kimsenin reformistleri umursamaması. Kitleler solu ve onun plan ve hareketini görmeyi bekliyorlar. Sola doğru bir ilerleme var. Ama maalesef olup biten hiçbirşeyde bir örgütlülük ve önderlik yok, solun bu boşluğu hızla doldurması lazım. Bu sefer sürgünde ve içerde olan tüm sol hareketler, birlikte hareket etme eğilimine sahipler.

Bu isyan, birkaç günün veya ayın veya yılın işi değil, çok uzun sürede oluştu. Daha öncekinde (2009) kitlesel hoşnutsuzluğun vesilesi “oyların çalınması” olmuştu, ve rejimin bir parçası olan reformistler, liderlik etmişti. Rejim bu hareketi birkaç aylık dalgalanmadan sonra bastırdı ve liderlerini hapse attı. Ama bu sefer ortada yok edilecek görünür bir lider veya örgüt yok. Bu rejimin daha fazla yanlış yapmasına yol açıyor ve kafasını karıştırıyor.

2009 isyanı, çoğunlukla orta sınıf ve kentli küçük burjuvazi tarafından yürütülmüştü. İşçi sınıfı harekete çok geç geldi ve bir etkide bulunamadı. Ama bu sefer, isyan tümüyle ayağa kalkmış bir sınıf mücadelesi dalgası. Bir diğer önemli değişim, kadınların polisle çatışmalarda en önde yeralması ve sloganlara öncülük etmesi. Yine önemli bir değişim, isyanın çoğunlukla başkent Tahran’ın dışında, daha yoksul işçi sınıfı nüfusunun olduğu kentlerde başlaması.

Ücretler tarihin en düşük düzeyinde ve geçim ürünleri, artan ölçüde pahalılaştı. Hemen hemen her üç İranlıdan biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Asgari geçim harcamaları neredeyse ortalama ücretin yüzde 50 üzerinde. Halkın bankalara muazzam borçları var, ve işçi sınıfının çoğunluğu aileleri için daha iyi bir gelecek umudu kalmadı.

Bu büyük isyanda herhangi bir başarı şansının tek yolu, örgütlemek ve Marksist ve diğer solcuların önderlik yapabilmesi. İran’da geleneksel soldan daha az etkilenmiş, yetenekli ve potansiyel aktivistler var. Rejim ve demogojik anti-emperyalizmleri hakkında bir illüzyonları da yok.

Rejim her halükarda, böyle bir önderliğin oluşmasına gözyummadan hareketi bastırmaya çalışacak, ama hareketin ve gelecekteki liderlerinin temel görevi direnmek ve sistemle mücadeleyi sürdürmek. Halen isyanın başlarındayız. Bu temel bir kavrayış olmalı. Her devrim ilerlemek ve gelişmek için zamana ihtiyaç duyar. Şu anda halk sisteme daha fazla tahammül edemiyor, ve rejim günden güne kontrolü kaybediyor.

Behrouz Jalilian

31 Aralık, 2017

Kaynak: Alliance of Middle Eastern Socialists

Çeviri: Devrimci Proletarya

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*