Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Ankara’da Asgari Ücret Protestosu

Ankara’da Asgari Ücret Protestosu


Bu gün yapılması planlanan asgari ücret tespit komisyonunun 3. toplantısında tarih değişikliğine gidildi. Daha önce 2. Asgari Ücret Tespit komisyonu toplantısında da (TİSK binası önünde) bir eylem yapan DP(Devrimci Proletarya), BDSP (Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu), DDSB(Devrimci Demokratik Sendikal Birlik) ve Kaldıraç 3.sü yapılacak olan tespit komisyonunun toplantısının yapılacağı TÜRK-İş binası önünde bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına Kesk şubeler platformu,Tümtis, Petrol-İş, ve 78’liler girişimi de destek verdi.
Saat 13:30’da Yüksel caddesinde bir araya gelen bileşen “Zafer Direnen Emekçinin Olacak”, “Tekel, Buca, Tübitak, Akdeniz çivi… direniyor”, “Hak Verilmez Alınır Zafer Sokakta Kazanılır”, “İşten Atmalar Yasaklansın” sloganlarıyla Ziya Gökalp caddesi üzerinden yolu trafiğe kapatarak Sakarya caddesinde bulunan Tür-İş binası önüne yürüdü. 14:00’da Türk-İş binası önüne varan kitle çevik kuvvetin kuşattığı Türk-İş binasıyla karşılaştı. Bunun üzerine sık sık Türk-İş’in içinde bulunduğu sınıf düşmanlığına bir kez daha tanıklık ettiklerine yönelik teşhir eden konuşmalar yaptılar. Daha sonra burada bir basın açıklaması yapan bileşen Sakarya meydanına vardı. Burada da Türk-İş’i teşhir eden konuşmalardan sonra “Sefalet Ücreti İstemiyoruz” sloganlanıyla alandan ayrıldılar.
Türk-İş binasının Tuna Caddesi kapısının önünde basın açıklaması yapan bileşenin metnini yayınlıyoruz.
BASINA VE KAMUOYUNA
Sendikalar nisan ayında açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını açıkladılar. Rakamlar göstermektedir ki halkımız açlıkla terbiye edilmekte, insanlar yoksullukla boğuşurken düşünmesi, sorgulaması engellenmektedir. Bem Bir-sen’in Nisan 2010’da yaptığı açıklamaya göre açlık sınırı 892,19 lira iken yoksulluk sınırı 2 Bin 418 Lira 43 Kuruş, Türk-iş’in açıkladığı rakamlara göre ise Açlık Sınırı 852,50 Lira iken Yoksulluk Sınırı 2 Bin 776 Lira 86 Kuruştur. Memur –sen’in Şubat ayında açıkladığı rakamlar ise dört kişilik bir ailenin Açlık Sınırı 912 TL iken yoksulluk sınırı 2 Bin 422 Liradır. Sendikaların açıkladığı rakamlar birbirinden çok az da olsa belli farklılıklar içerse de rakamlara biraz baktığımızda hemen şu soru geliyor aklımıza peki açlık ve yoksulluk sınırı rakamları böyle ise bu gün Asgari ücret nedir? Bu soruya verilecek cevap işçi sınıfının bu günkü kölelik koşullarını ortaya koymaktadır. Evet, yine biraz rakam verelim bir işçinin bütün kesintiler yapıldıktan sonra eline geçen net Asgari ücreti 16 yaşından büyükler için aylık 599,12 TL 16 yaşını doldurmamışlar için ise 518,58 TL’dir. Bu da göstermektedir ki Asgari ücret açlık ve yoksulluk sınırının da altında belirlenmektedir. Sömürücüler, kendi karlarından gayrısını bilmeyenler, saltanatlarının devamı için kendi içlerinde Asgari ücret oyununu oynuyorlar. İşveren temsilcileri hükümet temsilcileri güya işçi temsilcisi olan Türk-iş toplanıp milyonlarca işçinin bir ay içinde ne yiyip içeceklerini belirliyorlar. Kölelik düzenlerinin temellerine her toplantıda biraz daha harç karıyorlar. Onlar ki emperyalist- kapitalist düzenin temsilcileri ve işbirlikçileri bu düzenin sahipleridir.
İşçilerin temsilcisi olarak Türk-iş’i TEKEL’den Esenyurt direnişi pratiklerinden tanıyoruz. İşçileri TEKEL’de satanları, toplu sözleşme süreçlerinden biliyoruz. Bunlar işçi sınıfının temsilcisi olmadıkları bu kölelik düzenin sahiplerinin ancak işbirlikçisi olduklarını biliyoruz.
Asgari ücret belirleme komisyonlarına katılan sendikalar zaten işçi sınıfı içerisinde “ayrıcalıklı” olan kesim adına söz söylemektedir. Bu gün sendikalı işçiler sendikalı olmanın sınırlı kazanımlarını ellerinde tutmakta ve milyonlarca sigortasız sendikasız işçiye oranla daha iyi koşullarda çalışmaktadırlar. Bu da işçi sınıfı içerisinde işçileri birbirlerinden daha da uzaklaştıran, egemenlerin neo-liberal politikalarının sonucudur. Karlarına kar katmak uğruna, içine girdikleri krizden kurtulmak için binlerce işçiyi işten çıkaranlar bunlardır. Sonra işçilere keyfine göre “işte kapı, senin yarı ücretine çalışacak binlerce adam kapımda bekliyor” diye pervasızlaşanlar bu asalaklar sınıfıdır.
Güvencesizleştirme/ geleceksizleştirme politikalarının bir sonucu olan istihdam büroları, özelleştirme-taşeronlaştırma uygulamaları bu günden yarına egemenlerin kendi geleceklerini kurma çırpınışlarıdır. Bu uygulamalarına hız kesmeden devam edenlerin pratikleri son yasalarla yapılmaya çalışılan asgari ücretin bölgelere göre belirlenmesi, çocuk işçi yaşanın 16’dan 18’e çıkarılması… gibi, 657 sayılı yasada yapılan yeni değişiklikle işçi emekçiler içinde en güvenceli kesimi dahi güvencesizleştirme politikaları bizlere gelecek günlerde bizleri nelerin beklediğini göstermektedir. İşçi ve emekçilerin çalışma koşullarının her gün biraz daha zorlaştığı bu dönem de egemenler de köleleştirme politikalarına hız kesmeden devam etmektedir. İşçi sınıfının örgütsüz ve dağınık halinden faydalananlar istedikleri gibi at koşturabileceklerini sanmaktadırlar.
İşçiler ise “küçük küçük” direnişlerle TEKEL’de Esenyut’ta, UPS’de, Çelmer’de… Sömürücülerinin ellerini ayaklarına dolaştırmaktadırlar. Gelecek günler işçi sınıfının çok daha güçlü direnişlerine gebedir. Ancak egemenler sistemli ve örgütlü hareketleriyle sırtımızdan geçinmeye devam ediyorlar. Bunu durdurmanın yolu, örgütlü/ planlı hareket edebilmekten geçmektedir. İşçiler kendi geleceklerini kurabilmek için daha birleşik mücadele yollarını zorlamalı direnişlere omuz vermektir. Her bir işçiye –emekçiye yapılan saldırı hepimize yapılmıştır. Bu kapsamda genel taleplerimiz:

-Asgari ücretin tek kişinin yaşayabileceği azami duruma göre değil 4 kişilik ailenin insanca yaşaya bileceği bir düzeyde belirlenmesini istiyoruz.
-Asgari ücret belirlenirken işçilerin göstermelik değil gerçekten temsil edilmelerini istiyoruz.
-İnsanca yaşanabilir bir asgari ücret istiyoruz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*