Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “İlk ona gireceğiz, başka yolu yok”

“İlk ona gireceğiz, başka yolu yok”

Türkiye burjuvalarının ve onların hükümeti AKP’nin şu aralar en büyük rüyası dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girebilmek. Bu rüyanın bir bedeli hem de çok ağır bir bedeli olacağını biliyorlar ve tabii ki bu bedeli de bizlere, işçi ve emekçilere layık görüyorlar. İlk ona girmek demek iş cinayetleri, işçi ölüm ve sakatlamaları listelerinde ilklere girmek demek.

“Türkiye’de günde 172 iş kazasının meydana geldiğini ve her gün üç kişinin yaşamını yitirmesinin yanı sıra altı kişinin de iş göremezlik raporu aldığını” kendi Çalışma Bakanları söylüyor. “İş göremezlik raporu da neymiş, ölsen daha iyi! Sömürtmeyeceksen kendini niye varsın ki?” dercesine söyleniyor bu. Çünkü onların “iş güvenliği” anlayışı eşittir daha az iş gücü kaybı.

“Faili belli işçi cinayetleri” listesinde Türkiye Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada. Ama olsun “durmak yok her şey ilk on için”. “Ey işçiler emekçiler, siz bu kutsal yolda kutsal amaç için öldünüz, yakınlarınıza başsağlığı belki biraz da kan parası, ama devam, çünkü sizlerden yüzbinlercesi var ve hazır bekliyorlar bu yola baş koymak için.” Değil mi?

En son Samsun’daki Eti Bakır İşletmeleri’nde yaşanan cinayetler bir kez daha çok açık olarak gösterdi bunu. Bir yılda bitecek işin 6 ayda bitirilmeye çalışılmasında, işin daha daha ucuza mal edilmesi için taşeronun taşeronuna verilmesinde, işin uzman olmayan işçilere yaptırılmasında hep ilk ona girme sevdası vardı. Uğruna binlerce cinayet işlenen bir sevda için 5 kişinin daha ne önemi olurdu ki!

Samsun’daki 5 işçinin katili holdingin CV’sinde daha önce de Adana’da baraj kapağının patlaması sonucu on işçi ölümü, ondan önce de Kastamonu Küre’de, Aşıköy Yeraltı Bakır Ocağı’nda tünel çalışmasında çıkan yangın ile 19 işçiyi öldürdüğü var. İşçiler ölürken şirkete ne olmuş peki? Ceza mı almış? Kapatılmış mı? Yoksa patronlar yargılanıp cezaevine mi yollanmış? Hayır elbette. Şirketin önü de bahtı da açılmış ve şimdilerde dünyanın sayılı firmalarından birisi oluvermiş.

Her geçen gün daha da artan işçi ölümleri “kaza” ya da “hastalık” değil, kasıtla işlenmiş cinayetlerdir. Bu cinayetler kapitalist üretim sistemi devam ettiği sürece sermayenin insafa, devletin göreve çağırılmasıyla son bulmayacaktır. Bu ancak üretim sürecinin farklı kademelerinde duran emekçilerin örgütlenmesi ve örgütlü bir mücadele içerisinde yaşamlarına sahip çıkması ile azaltılabilir.

Yarın birgün kendimizin ya da en yakınımızdakilerden birisinin de ölen işçi listesinde yer almasını istemiyorsak eğer, örgütlenmeli, bu katliama dur demeliyiz. Her yıl düzenli olarak bin işçiyi “seri katil” soğukkanlılığıyla katleden burjuvazinin önüne geçebilecek tek güç örgütlü bir işçi sınıfı olacaktır.

İstanbul ve Ankara’da bulunan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisleri bu yönde atılan önemli adımlar. İSİG Meclislerini yaygınlaştırmalı ve etkinleştirmeliyiz.

(İşçi Meclisi’nin 28. sayısında yayınlanmıştır)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*