Anasayfa » 8 Mart » İKM: “Patriarkal Kapitalizme Karşı Mücadeleye!”

İKM: “Patriarkal Kapitalizme Karşı Mücadeleye!”

25 Kasım sadece kadına yönelik şiddetle mücadele günü değil, aynı zamanda insanlık tarihinin büyük bir utancının yıl dönümüdür. Dominik Cumhururiyeti Trujillo tarafından dikdatörlükle yönetilirken Patria, Minerva ve Maria kızkardeşler devletin despotizmine karşı yürüttükleri mücadele nedeniyle düşman olarak gösterilmelerinin hemen arkasından askerler tarafından tecavüz edilerek vahşice öldürüldüler. Mirabel kardeşler özgürlük mücadelesinde kelebekler olarak anılmaya başlayarak birer simge haline geldiler. Onların savaştığı şey aslında sadece bir diktatör değildi; onlar yeni bir yaşam için mücadele ederek ölümsüzleştiler.

Bugün kadın mücadelesi Mirabel kardeşler gibi daha birçok kızkardeşimizle beraber bize umut veriyor. O tarihten bugüne kapitalizm daha çok vahşileşerek özel alanlarımızı daha çok zapdetti, kadın emeğini daha büyük oranlarda sömürüyor ve Ortadoğu’da dinci gericilik tarafından kadın kimliği büyük bir kuşatma altında. Ancak bütün bunlar bizlerin mücadele azmini artırıyor. Rojava’da yüzyıllardır var olan erkek egemenliğine karşı kadınlar bugün bir adım daha öne çıkmış görünüyor. Kobane’de mevzilerin en önünde duran kadınlar güzel gözleriyle bizlere umut saçıyor. Ve Türkiye’de her gün kadın cinayetleri yaşanmasına rağmen kadınlar artık daha çok sokağa çıkıyor. Sistematik olarak öldürülen trans bireyler artık sessizce ve çaresizce beklemek yerine sokağa çıkmayı ve direnmeyi tercih ediyor. Ve bizler Mirabel kardeşler gibi son nefesimizi kadın özgürlüğünü kazanmak uğruna vereceğiz. Ve biliyoruz ki kadınların özgürlüklerini kazanmalarının yolları sadece kaba erkek şiddetine karşı değil; aynı zamanda bu şiddeti üreten devlete ve vahşi kapitalist sisteme de karşı mücadele etmekten, savaşmaktan ve kazanmaktan geçer! Çünkü babanın, kocanın, ağabeyin veya sokaktaki erkeğin bizlere cinsel, fiziksel ve duygusal her türden şiddeti yöneltmesinin altında yatan neden bellidir: erkek egemen sistemin biçtiği roller toplum içinde kadınlara yönelik çoğu zaman gizlenen şiddeti tekrar tekrar üretmek için kurulmuştur.

Kadın cinayetlerinin her geçen gün arttığı bir sistemde yaşamaktayız! Kadına yönelik her türlü şiddet içinde yaşadığımız toplumsal sistem ve burjuva hukuk düzeni tarafından her defasında meşrulaştırılmaktadır. Her gün en yakınları tarafından öldürülen kadınların münferit olayların kurbanı olmadığını biliyoruz. Kadına yönelik şiddet sistematik bir şekilde işlenmekte ve toplumsal kodlara yerleştirilmeye çalışılmaktadır. En ufak bir bahaneyi fırsat bilen erkekler hukuk düzeni tarafından da haklı görülerek cezasız bırakılmaktadır. Her zaman söylediğimiz gibi bir kere daha yinelemekte fayda var: toplumsal kodlar ve ezilen cins sorunu ortadan kalkmadıkça; yani içinde yaşadığımız patriarkal kapitalist sistem ortadan kalkmadıkça her gün şiddet görmeye devam edeceğiz!

Bu rollerin bir başka boyutu da toplumsal cinsiyetçi iş bölümüyse, bu ikilikli yapı sayesinde kimi zaman kadının ev içi emeği görünmez kılınırken kimi zaman işçi kadın kapitalist sistem tarafından iki kat ezilir; sermayeler en çok karı elde edebilmek için en az işçi maliyetiyle çoğu esnek ve güvencesiz işlerde kadın emeğini kullanır. Çünkü kadın emeğinin eve kapatılabilir olması veya erkek işçiyle aynı derecede zaruri görülmemesi nedeniyle bu durum toplum tarafından da daha meşru görülebilmektedir. Patronların maliyetleri en aza indirmek için gerçekleştirdiği birçok işçi katliamını biliyoruz. Belki de kadına yönelik en önemli şiddet türlerinden birisi de budur! Daha Bursa’da kumaş fabrikasında diri diri yakılan ya da Şanlıurfa’da sele kapılarak boğulup ölen işçi kadınlar aklımızdan çıkmamışken geçtiğimiz günlerde Isparta’da tanık olduk işçi kadınların katledilmesine! Konya’dan Isparta’ya mevsimlik tarım işçisi olarak giden 45 kadın 27 kişilik midibüse bindirilerek göz göre göre ölüme gönderildi. Yaşamlarımızın her yanını kuşatan sermaye sisteminin doymak bilmez kar hırsı yüzünden 2014 yılında en az 112 işçi kadın yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin sebebi olan devlet düzeneği ise kadın istihdamı politikalarıyla kadın işçilerin sömürülmesini alabildiğine teşvik ediyor.

ikm2

İçinde bulunduğumuz coğrafya da kadınlar açısından her zaman şiddeti doğurmuşken bir de buna emperyalist kapitalist savaşların kuşatması eklendi. Ortadoğu’da insanlık karşıtı büyük bir suç işlenirken kadınlık onurunu da yerle bir etmeye çalışan dinci gericilik ve bunları üreten bölgesel ve büyük devletler ve hepsinin bağlı olduğu sistem büyük bir vahşeti doğurdu. Yüzlerce kadın IŞİD denilen çeteler tarafından kaçırılarak kadın pazarlarında satılmaya başlanırken bu görüntüler bizlere Ortaçağ karanlıklarını hatırlatıyor. Ancak bu çeteler kendilerine göre en çok ezebilecekleri lokma olarak kadınları seçerken Kürt kadınlarının direnişi karşısında pek de başarılı olmuşa benzemiyorlar. Belki de hiç ummadıkları şekilde karşılarına dikilen Kürt kadınları kararlılıkları ve güçleri ile yeni bir yaşamın kapılarını aralayacak ve onurlu direnişçilerin arasında tarihe geçeceklerdir.

Günümüzün kadın hareketi bütün bu karanlıklar karşısında direnmeyi ve yeni bir yaşam umudunu her solukta büyütmeyi seçmiştir. Bizlerin özgürlük kelebekleri ekmek paralarını kazanmak için zorla ölüme götürülen mevsimlik tarım işçileri, sokaktaki tacize karşı sesini kısmayan kadın ve lgbti’ler, Gezi’de yaşam alanlarının zaptına karşı savaşanlar, özel ve kamusal alanın her yanında her gün varlık mücadelesi verenler ve emperyalist kapitalist saldırılara karşı boyun eğmeyerek direnmeyi seçmiş özgürlük savaşçılarıdır. Bizim mücadelemiz her geçen gün gelişmekte ve cinsiyetlerin olmadığı özgür bir dünya ufkumuz büyümektedir. Bugün, bu mücadele dinamiğini daha da büyütmek için, kadına yönelik sistematik şiddete karşı bütün kadınları sokaklara ve büyüyen yolumuzda ve genişleyen ufkumuzda yeni bir yaşam için mücadeleye çağırıyoruz!

İşçi Kadın Meclisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*