Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İki taktik sınanıyor

İki taktik sınanıyor

(Turgay Ulu)
İKİ TAKTİK SINANIYOR

Bundan önceki yazılarda, özgürlük yürüyüşümüzün çeşitli aşamalarında ortaya çıkan taktiksel farklılıkları politik çerçeve içinde, bir direniş deneyimi olarak her kesin inceleme alanına sunduk. Direnişimizin Berlin aşamasında iki taktik ortaya çıkmıştı. Bir grup arkadaş hemen açlık grevine başlamayı uygun buldular ve bu mekandan başka bir mekana taşındılar. Biz ise sokak eylemlerini devam ettirmenin doğru bir taktik olduğunu düşündük ve buna devam ettik.

Gelinen aşamada bu iki taktik bir sınamaya tabi tutuldu. Açlık grevine başlayan arkadaşlar şu anda bu eylemi devam ettirmekte zorlanıyorlar. Bizim açlık grevi deneyimlerimizin verdiği birikimle öngördüğümüz olasılıklar şimdi ortaya çıkıyor.
Bu güne kadar eylemlerimizi iki taktik altında ama paralel olarak devam ettirdik. Her ne kadar tartışmalarda bazı arkadaşların üslup ve tartışma yöntemlerinin yanlış olması, bizim destek güçlerimiz üzerinde olumsuz bir etki yarattıysa da biz sokak eylemlerini devam ettirdikçe bu geriye çekici ve zayıflatıcı etkileri azalttık.

Açlık grevi eylemi hassas bir eylemdir, başladığın zaman geriye dönüşü zor olan bir eylemdir. Şimdi bu eyleme başlayan arkadaşların bunu devam ettirememesi durumunda genel direnişimizin siyasal etkisini zayıflatan bir rol oynayacaktır.
Şu anda açlık grevi yapan arkadaşların bu eylemi sürdürmekte zorlandıklarını biliyoruz. Ancak bundan sonra ne yapmak istediklerini bilmiyoruz. Biz sokak eylemleri biçiminde formüle ettiğimiz programı devam ettiriyoruz.

Açlık grevi eylemi ani bir karar oldu ve gerekli hazırlıkları arkadaşlar yapamadılar. Hava koşulları, mekan ve ne biçimde devam edecekleri konusunda bir plan yapılmadı. Şimdi bu taktik tıkanmış bulunuyor. Bu durumun içinden nasıl çıkacağımızı tartışıyoruz şimdi.

Diğer yandan bizim formüle ettiğimiz sokak eylemleri devam ediyor. Önümüzdeki süreçte yapmayı düşündüğümüz eylemleri planımız dahilinde gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Açlık grevinde olan arkadaşlar şimdi ne yapmak istediklerine ve nasıl, nerede yapmak istediklerine dair karar vermeleri gerekiyor.

Toplantımıza katılan insanların bir kısmı ilk defa katıldıkları için ya da arada bir gelip gittikleri için bizlerin başından beri yürüyüşümüz ve Berlin aşamasında hangi tartışmaları yaptığımızdan haberdar olmuyorlar. Dolayısıyla onların konularla ilgili yaptıkları konuşmalar niyet beyanı dışına çıkamıyor. Bazen de konuyla hiç ilgisi olmayan şeyler söylüyorlar. Bu da bizim toplantıların aşırı demokratik olduğunu gösteriyor. Bu durum, çok zamanımızı almış olsa da insanların söz haklarına müdehale etmiyoruz ve her kes düşüncelerini açık ve rahat bir şekilde dile getiriyorlar.
Toplantımızın büyük bir bölümünü açlık grevi eyleminde yaşanan soruna ayırdık. Genel eğilim olarak, arkadaşların direniş çadırlarına geri dönmeye karar vermesi durumunda onlara yardımcı olma yönündedir. Onlar önümüzdeki süreçte ne yapacaklarına dair karar verdikleri durumda biz de neler yapabileceğimize karar vereceğiz. Biz sokak eylemleri biçiminde planladığımız programı devam ettiriyoruz. Onlar isterlerse gelip bu plana dahil olabilirler. Ya da isterlerse açlık grevine devam edebilirler. Bu konuda bir karara vardıklarında, bizden de ne istediklerini açıkladıklarında biz de yapabileceğimiz şeyleri karar altına alacağız.

Dün gerçekleştirdiğimiz Schönefeld mülteci kampı ziyaretimiz etkili bir eylem oldu. Bu kampın tüm izolasyon özelliklerini deşifre ettik. Kampın duvarlarına pankartlarımızı astık. Bu sırada güvenlik görevlisi pankartı indirmeye çalıştı ama asan arkadaş bu düellodan başarıyla çıktı ve pankartı indiremediler. Pankartı güvenlikçiden kurtaran arkadaşı geçen haftaki ilk ziyaretimizde tanımıştık. Bu kampta kalan bir arakadaş. Onun odasına konuk olmuştuk. Bizim mücadelemizden aldığı cesaretle pankartı kampın duvarının yüksek bir noktasına astı. Bununla da yetinmedi. Kırmızı bez üzerinde yumruk biçiminde çizdiğimiz amblemimizin olduğu bayrağı kampın çatısındaki direğe astı ve kızıl bayrak bu kampın en tepe noktasında dalgalandı. Bu gün bu kampın kötü kokan banosunu ve penceresiz çamaşır kurutma yerini de kamera alan arkadaşın video çekimini izledik. İzleyenler için mülteci kamplarının ne olduğunu anlatmaya gerek yok, bu görüntüler her şeyi apaçık anlatıyor.

Özgürlük yürüyüşümüle ilgili bizim bilmediğimiz bir çok sitede video, fotoğraf çekimleri ve çok sayıda değişik dillerde yazılar olduğunu bazen bize iletilen bilgi ve adreslerden izliyoruz.

Bugün direniş çadırlarımıza gelmiş olan bir İspanyol çiftle tanıştık. Yeni gelen insanların nereden geldiklerini ve düşüncelerini merak ediyorum, bu nedenle dil bilmesem de onlarla tanışıp sohbet etmek istiyorum. Bazen bir çevirmen denk gelirse onlarla uzun uzun sohbetler ediyorum. Bu gün İspanya’daki durum üzerine sahbetler ettik. Arkadaşlar, ekonomik krizin derin olmasına karşın devrimci mücadelenin gelişkin olmadığını anlattılar.

Bugün ayrıca iki Almanyalı kadın ile sohbet ettik. Birisi biraz Türkçe biliyor. Alman solunun tarihi ve bugünkü durumu üzerine sohbetler ettik. Bu arkadaşlardan biriyle Ekim Devrimi yıldönümü kutlamasında karşılaşmıştık. Kendisinin politik duruşunu merak ettim. Şu anda herhangi bir gruptan değilmiş ama araştırmalar yapıyormuş. Almanya solu da diğer ülkelerde olduğu gibi teorik karmaşa içinde ve bölünme sorunlarını yaşıyorlar. Bölünmelerin her kesin ortak sorunu olduğu sonucuna vardık. Daha derin sohbet etmemiz gerektiği üzerine görüş birliğine vardık. Ama direniş çadırlarımızın şu anda en önemli sorunu olan soğuk bizim sohbetimizin derinleşmesine izin vermedi. Başka bir zaman için sözleştik ve daha derin sohbet ve görüş alışverişinde bulunmayı kararlaştırdık. Ama Avrupa ülkelerinde de devrimci arayış ve yönelişlerin olduğunu görmek insanı heyecanlandırıyor.

Berlin’de havalar soğuduğundan beri evsizler direniş çadırlarımıza akın ettiler. Böylece biz mekanı ve mülkiyeti olmayanlar bir araya toplanmaya devam ediyoruz. Evsizler için bizim çadırlar lüks sayılır. Ama onlar yalnızca yemek ve yatmak için gelmiyorlar. Evsizler hem burada çalışıyorlar, kimse onları çalışın demiyor ama onlar kendileri mücadeleye bir şekilde katkıda bulunmak istiyorlar. Ayrıca düzenlediğimiz eylemlere de katılıyorlar. Aynı yaşam koşullarına sahip olanlar arayıp birbirini buluyor. Böylece biz de mülksüzler olarak kendimize göre bir hayat tarzını kurmuş oluyoruz. Sokakta da olsa bir arada yaşamasını ve dayanışmayı öğreniyoruz. Eylem yapmayı öğreniyoruz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*