Anasayfa » BASINDAN » Hrant Hala O Kaldırımda Yatıyor…-Ali Dağlar

Hrant Hala O Kaldırımda Yatıyor…-Ali Dağlar

9’uncu yılında 9 Soruda Dink cinayeti: Hrant hala o kaldırımda yatıyor…

ALİ DAĞLAR

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 1915 Ermeni tehciri nedeniyle soykırım suçlamasına hedef olan Türkiye’de nefret dilinin karşısına koyduğu hümanist/barışçı dili, solcu/muhalif gazeteci kimliğiyle iki halk arasında köprü bir isimdi. ‘Soykırım’ yerine daha yumuşak, bir başka ifade kullanılarak meselenin çözümünde yol alınabileceği fikriyle her iki tarafın eleştiri oklarına hedef oldu.

Dink 2004’te, Agos gazetesinde Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen’in Ermeni bir yetim olduğuna dair haberi kaleme alınca kıyamet koptu. Genelkurmay başta olmak üzere resmi makamların sert tepkisini çekti, milliyetçi kesimlerce linç edilmek istendi. Çok geçmedi, o bildik ‘hedef kişi-uygun zemin-yok etme’ üçgeninde yıkıldı köprü.

Cinayet sadece bizde değil, tüm dünyada şok etkisi yarattı. Cenazesi uğurlanırken İstanbul’da hayat durdu. 100 bin kişi, Şişli’deki Agos gazetesi önünden Kumkapı’ya dek caddelerden taşarak, ‘Hepimiz Ermeniyiz’ sloganıyla yürüdü.

Uzlaşmaz tutumuyla bilinen Ermeni diyasporasından İsabelle Kortian’ın bu görkemli vedaya atıfla “Türklerin Hrant Dink’i kucaklaması bizde deprem etkisi yaptı!” sözleri, onu bağrına basan Türklerin selamlanmasıydı.

Dink’in öldürülmesinin üzerinden tam dokuz yıl geçti. Cinayet tüm unsur ve işbirlikçileriyle aydınlatılamadığı, ruhu huzura kavuşamadığı içindir ki Hrant hala o kaldırımda yatıyor.

9 Soruda 9’uncu yılında Hrant Dink cinayeti…

1- O meşum güne nasıl gelindi?

SabihaHatun

6 Şubat 2004 tarihli Agos gazetesinde ‘Sabiha Hatun’un sırrı’ başlıklı bir röportaj yayınlandı. Metinde Atatürk’ün manevi kızı, Türkiye’nin ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in Ermeni bir yetim olduğu belirtilerek, Ermenistan’da yaşadığı öne sürülen yakınlarıyla yapılmış konuşmalar yer alıyordu.

Hürriyet, haberi 21 Şubat günü ‘Sabiha Gökçen mi Hatun Sebilciyan mı?’ manşetiyle tekrar verdi. Aynı gün Genelkurmay Başkanlığı’ndan çok sert bir açıklama geldi; ‘milli birlik, beraberlik ve değerler açısından tehlikeli haber’ vurgusu yapılıyordu.

Olaylar hızla gelişti.

24 Şubat günü İstanbul valiliğine çağrılan Dink’e biri vali yardımcısı iki kişi kendi deyişiyle ‘had bildirdi.’

Ertesi gün Mehmet Soykan’ın şikayeti üzerine bir başka yazısı için Dink hakkında ‘Türklüğü aşağılamak’ suçlamasıyla dava açıldı.

26 Şubat günü Agos önünde toplanan grup adına konuşan Ülkü Ocakları İl Başkanı Levent Temiz “Hrant Dink bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir, hedefimizdir” tehdidinde bulundu. Sonra da‘Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Federasyonu’ Agos önünde gösteri yaptı.

Sistemli ve tek merkezden yönetildiği izlenimi veren saldırılar, internet siteleri ve gazetelerde devam etti.

Dink hakkında açılan davanın her duruşması geniş güvenlik önlemleri altında, avukat Kemal Kerinçsiz gibi aynı yıl Ergenekon davasından tutuklanacak isimlerin başı çektiği şikayetçilerin taciz ve tehditleriyle geçti.

Bu daha başlangıçtı, cinayetle sonlanacak sürecin ‘hedefe koyma’aşamasıydı. Dink hakkında açılan dava, suç duyuruları, tehditlerle tırmanan üç yıl, ölüm denkleminin ikinci, yani ‘uygun zemin yaratma’aşamasıydı.

2- Enseden kurşun Talat Paşa mesajı mı?

Fotoğraf: Gürsel Eser (AA)

Fotoğraf: Gürsel Eser (AA)

Tarih 19 Ocak 2007, saat 15:00’i gösterirken, gazeteye yakın bankadan çıkan Hrant Dink’in arkasından yaklaşan beyaz bereli, 17-18 yaşlarında biri, caddedeki yoğunluğa aldırış etmeden silahını çekip ensesine ateş etti. Sonradan bir kısmı elde edilebilen kamera görüntülerinde koşarak arka sokaklarda gözden kayboluşunu tüm Türkiye izledi katilin. Başına ve boynuna isabet eden üç kurşun sonucunda hayatını kaybeden Dink’in cesedinin yakınında dört adet boş kovan bulundu.

Enseden vurma dahi bir mesajdı sonra ortaya çıkan bilgilere göre. Ermeni tehcirinden sorumlu Talat Paşa’nın Berlin’de, 15 Mart 1921 günü Ermeni militan Sogomon Tehliryan tarafından, ensesinden vuruluşuna nazire idi. Trabzon emniyetinde görevli polis Muhittin Zenit’in cinayetten hemen sonra sonradan tüm Türkiye’nin tanıyacağı polis muhbiri Erhan Tuncel’e “Ne oğlum, direkt kafaya sıkmışlar.. Tek farklılık, kaçmayacaktı ama bu kaçtı” dediği tespit edildi.

3- Kırmızı Pazartesi; cinayet önceden biliniyor muydu?

hrant1

Babasının televizyonda tanıyıp ihbar ettiği tetikçi Ogün Samast, Trabzon’a gitmek üzere bindiği otobüs Samsun’da durdurulup yakalandı. Cinayet silahı üzerindeydi, suçunu itiraf etti. O gün Samsun emniyetinde katilin kahraman muamelesi gördüğü, Atatürk’ün ‘Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez’ sözü önünde, Türk bayrağı açtırılarak polis ve jandarmalarla hatıra videosu çekildiği ortaya çıktı.

24 Ekim 2004’te, Trabzon’da Mc Donald’s’a bomba koyarak çocukların da aralarında bulunduğu altı kişinin yaralanmasından hüküm giyen, hapisten henüz çıkmış Yasin Hayal, azmettiricilikten tutuklandı. Hayal’in cinayeti planlamakla suçladığı ‘büyük abi’  Erhan Tuncel, tutuklanan 3’üncü isim oldu.

Polis muhbiri olduğu anlaşılan Tuncel’in son bir yıl içinde Trabzon emniyetine tam 17 kez ‘Hrant Dink öldürülecek’ ihbarı yaptığının ortaya çıkması şok etkisi yarattı. Ortaya saçılan belgeler Dink’in, Marquez’in meşhur romanı Kırmızı Pazartesi’deki gibi, öldürüleceğini neredeyse kendisi dışında herkesin bildiğini, cinayetin ilmek ilmek örüldüğünü gösterdi. Çok sonra ortaya çıkan, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderilen ve Dink’in öldürüleceği bilgisini içeren F4 istihbarat raporu, dönemin Trabzon İstihbarat Şube müdürü Engin Dinç’in imzasını taşıyordu. Zamanla ortaya çıkan deliller, Dink’in bir ‘milli mutabakat cinayeti’ne kurban gittiğini gösterdi.

4- Kim, ne ceza aldı?

 

Yasin Hayal, Ogün Samast, Erhan Tuncel (soldan sağa).

Yasin Hayal, Ogün Samast, Erhan Tuncel (soldan sağa).

20 Nisan 2007’de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Ogün Samast, Erhan Tuncel ve Yasin Hayal ile beraber 12’si tutuklu 18 sanık hakkında dava açıldı. Yasin Hayal’in abisi Osman ve eniştesi Coşkun İğci’nin dosyası birleştirilince sanık sayısı 20’ye çıktı. Samast’ın dosyası yaşı küçük olduğu için ayrıldı, Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

13’üncü duruşmada tutuklu olarak sadece Yasin Hayal, Erhan Tuncel ve Ogün Samast kalmıştı.

Mahkeme, olay tarihinde yaşının 18’den küçük olmasını da dikkate alarak, indirimlerle Ogün Samast’ı ‘tasarlayarak adam öldürmek’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurmak’ suçlarından 22 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı.

Beş yılda görülen 25 duruşma sonucu 17 Ocak 2012’de karar çıktı. Sanıklar ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan beraat ederken, Hayal ‘tasarlayarak öldürmeye azmettirme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbete mahkum oldu. Tuncel, ‘patlayıcı madde imal etmek, kullanmak’ suçlarından 10 yıl aytı ay hapis yedi, tahliye edildi. Ersin Yolcu ve Ahmet İskender ‘tasarlayarak adam öldürmeye yardım etmek’ suçundan 12 yıl altışar ay hapisle cezalandırıldı.

5- Cinayetin jandarma boyutu ne oldu?

Ogunhatıra

15 Mayıs 2014’te Yargıtay ‘silahlı terör örgütü’ değil ‘suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüt’ tespitiyle kararı bozdu. Bozmaya uyan İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi ‘suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek ve kurulan örgüte üye olmak’ iddiası ile yaptığı yargılamaya artık 18 yaşını bitiren Samast’ı da ekledi.

Trabzon 2. Sulh Ceza’da görevi ihmal ve evrakta sahtecilikten yargılanan albay Ali Öz ve yüzbaşı Metin Yıldız altışar ay, dört asker dörder ay hapis aldı. Karar bozuldu, dava Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.

Samsun emniyeti personeli iki isim ‘hatıra videosu disiplin suçu’denerek beraat ettirildi.

6- AİHM ne dedi?

hrant

14 Eylül 2010’da AİHM, ölümünden önce Hrant Dink’in ve ölümü sonrası ailesinin yaptığı beş ayrı başvuruyu ele aldı ve Türkiye’nin AİHS’nin ‘yaşama hakkı’, ‘ifade özgürlüğü’ ve ‘etkili başvuru’ hakkıyla ilgili maddelerini ihlal ettiği sonucuna vardı.

Türkiye’nin AİHM’e sunduğu savunmada Dink’i hedef haline getiren yazıları için yaptığı ‘Nazi’ benzetmesi skandalı kayıtlara geçti.

Türkiye, Dink ailesine 113 bin avro tazminat ödemeye mahkum edildi.

Aile kararla beraber Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Dosya yeniden açıldı, görevliler için soruşturma izni istendi.

26 Temmuz 2014’te HSYK 3. Dairesi Dink’in ölümünde görevlerini ihmalden Ramazan Akyürek, Reşat Altay, Engin Dinç, Faruk Sarı, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan için soruşturma izni verdi.

7- Hrant Dink’e dokunanlar nasıl yükseldi?

Ramazan Akyürek

Ramazan Akyürek

Dönemin İstanbul valisi Muammer Güler önce kamu güvenliği müşteşarlığına, oradan içişleri bakanlığına, İstanbul emniyet müdürü Celalettin Cerrah Osmaniye valiliğine, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire başkanı Ramazan Akyürek, Emniyet Genel Müdürlüğü teftiş kurulu başkanlığına, Dink’in “Ölüm fermanım” dediği Yargıtay kararında imzası bulunan Mehmet Nihat Ömeroğlu Türkiye’nin ilk ombudsmanlığına atandı.

Trabzon İstihbarat Şube müdürü Engin Dinç, Emniyet Genel Müdürlüğü istihbaratın başına getirilirken, İstanbul İstihbarat Şube müdürü Ali Fuat Yılmazer 1’nci sınıf  emniyet müdürü oldu.

İstanbul İstihbarat Şube müdürü Ahmet İlhan Güler emniyet müdürlüğü sırasına girdi.

Trabzon İstihbarat Şube amiri Ercan Demir Cizre emniyet müdürü olurken, katil Samast ile hatıra fotoğrafı çektiren polis Yakup Kurtaran Malatya emniyet müdür yardımcısı yapıldı.

8- ‘FETÖ’ cinayetin neresinde?

Dink ailesinin şikayeti üzerine dönemin vali yardımcısı Ergun Güngör, Celalettin Cerrah, Ahmet İlhan Güler ve atıl polis hakkında soruşturma izni istendi. Valiliğin talebi reddi üzerine başsavcılık takipsizlik verdi. Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi takipsizlik kararını kaldırdı. Başsavcılık takipsizlik kaldırma kararının ‘kanun yararına bozulması’istemiyle Adalet Bakanlığı’na başvurdu, reddedildi,  kamu görevlisi dokuz isme yargılama yolu açıldı.

Savcı Gökalp Kökçü’nün hazırladığı 160 sayfalık iddianamede 26 şüpheli yer aldı. Cinayetin işleneceğinden haberdar olan kamu görevlisi sanıkların görev, yetki ve konumları gereği cinayeti önleme yükümlülüğünü yerine getirmedikleri vurgulandı.

Şüphelilerden Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Coşkun Çakar’ın emniyet teşkilatı içinde ‘Fethullah Gülen Cemaati’ olarak bilinen grubun yapılanmasını sağladıkları, ‘FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’yöneticileri olduğu öne sürüldü. Sanıkların ‘silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, tasarlayarak adam öldürme, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme, görevi kötüye kullanma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve çeşitli ağır hapis cezalarına çarptırılmaları istendi.

İddianame iki kez başsavcılıktan döndü, 3’üncüsünde kabul edildi. Savcı Kökçü birkaç gün önce Hrant Dink soruşturmasından alındı.

9- Ergenekon bağlantısı iddiası ne oldu?

Hrant Dink ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu, Savcı Gökalp Kökçü’nün takipsizlik kararı verdiği 43 kamu görevlisinden 26’sı için itirazda bulundu.

Avukat Bakırcıoğlu’nun İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunduğu isimler arasında, Ergenekon davasında uzun süre tutuklu yargılanan emekli tuğgeneral Veli Küçük ve avukat Kemal Kerinçsiz’in yanısıra Dink’i İstanbul valiliğine davet edip tehdit ettikleri öne sürülen dönemin vali yardımcısı Ergun Güngör ve MİT İstanbul bölge başkan yardımcısı Özel Yılmaz da var.

İtiraz dilekçesinde Yılmaz ve Güngör hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararına gerekçe gösterilen zamanaşımının dolmadığı, cinayet tarihinin esas alınması gerektiği, ifadeleri çelişkili iki ismin, cinayeti önleme yetkilerini kullanmayarak suç işledikleri savunuldu.

Avukat Bakırcıoğlu Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz yönünden yaptığı itiraza ise, “Hrant Dink’in ‘hedef kişi’ hale getirilmesi, cinayet için uygun ve ‘haklı’ zemin yaratılması süreci ile cinayetinin işlenmesi arasında doğrudan bağ bulunmaktadır. Dink cinayetini organize ve icra eden örgütün ortaya çıkarılmasıyla ilgili soruşturma tamamlanmamıştır, adı geçen isimler örgüt yöneticisi veya üyesi olabilirler” gerekçesini getirdi.

diken.com.tr

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*