Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Hırsız AKP, işbirlikçi CHP!

Hırsız AKP, işbirlikçi CHP!

#CHPmeclistençekil
#HDPmeclistençekil

Referandum darbesinden sonra “referandum sonuçlarını tanımıyoruz, Hayır! kazandı!” diyen ve sokak eylemlerini başlatan kitlelerin istem ve basınçları bu yöndeydi.

Elbette AKP’nin kitlelerin iradesini tanımadığı gibi, CHP de kendi tabanının ve hayır’cı çoğunluğun ve öncü kesimlerinin iradesini tanımadı. Özde bir fark yoktur. CHP’nin de demokrasi anlayışı da bundan ibarettir.

HDP, eşbaşkanları, milletvekilleri tutuklandıktan, belediye yönetimlerine el konduktan sonra, artan taban tepkisi ile bir ara Meclis’ten çekilecek gibi oldu. Bir kaç hafta bile sürmedi, yeniden Meclis’e döndü.

CHP, referandum darbesinden sonra, iki gün boyunca, “bu sonuçları tanımıyoruz” bile diyemedi. Artan taban ve Hayır’cı çoğunluk tepkisi karşısında, “tanımıyoruz” demek durumunda kalsa da, Meclisten çekilmeden, bu ancak içi boş, biçimsel bir “tanımama”dan ibaretti. Nitekim YSK’ya, Anayasa Mahkemesi’ne sonucu baştan belli başvurular, zaman kazanma ve kitleleri oyalamaya dönük bürokratik prosedürlerden ibaretti. YSK’nın jet hızıyla itirazları reddetmesi, CHP’nin elinden bu olanağı da aldı. Kitlelerden gelen #Meclistençekil basınç ve tepkisi daha bir arttı.

CHP sözcüsü Selin Sayek Böke, artan taban ve kitle basıncı ile, “İrademize el konmuştur, Meclisten çekilebiliriz” dedi. CHP’nin kitlelerde yeniden beklenti yaratmaya dönük “Meclisten çekilebilme ihtimali” tartışması bile, en fazla bir gün sürdü. CHP “yetkili kurulları”, Meclisten çekilmeyeceğini, en fazla yeni düzenlemeler KHK ile çıkarılırsa buna katılmayacağı gibi “pek korkutucu” bir karar açıkladı. Sen tüm o yeni faşist düzenlemelere zemin oluşturan referandum darbesini Meclis’te kalarak meşrulaştırmaya hizmet ettikten sonra, KHK’ları da zaten baştan onaylamış oluyorsun. Ondan sonra bunlara katılsan ne olur katılmasan ne olur?

Meclisten çekilmezler ve çekilemezler. Çünkü bağlılıkları ve sorumlulukları kitlelere karşı değil, burjuvazi ve devletine karşıdır. Çünkü Meclisten çekilmelerinin burjuva-faşist rejim ve devletin, ve referandum darbesinin gayrı-meşruluğunu ve krizini derinleştireceğini, kitle eylemlerinin meşruluk ve motivasyonunu daha bir artıracağını bilirler, asıl bundan korkar ve kaçarlar.

CHP’ye tepki gösterenler arasında, Meclis’ten çekilmemesini Kürt hareketiyle birlikte kodlanmaktan, “terörist” damgası yemekten korkusuna bağlayanlar var. Doğrudur. Fakat daha doğru olan burjuva “muhalif” partilerin, kitlelerden, aşağıdan demokrasi inisiyatifi ve sokak eylemlerinden, Erdoğan’dan korktuklarından daha fazla korkmalarıdır.

Asıl kitlelerin gerçek mücadele istem ve inisiyatifinden korktukları için, dört elle artık burjuva-faşist düzenin bir “asma yaprağı” bile olmayan o çürümüş Meclis’ine dört elle yapışırlar. Artık hiç bir biçimsel kılıfa (parlamento, seçim, plesibit, kamuoyu vb) sığmayan o kara minarenin, ona göbekten tabi dilencisi ve stepnesi rolü oynamaya devam ederler.

Burjuva-faşist rejim ve devlet iktidarının bile bir “majestelerinin muhalefeti”ne ihtiyacı vardır. Majestelerinin muhalefeti, kitlelerin mücadele inisiyatifi geliştiği süreçte üzerinde hegemonya kurup en geri sınırlar içinde tutmak ve içini boşaltmak, sonra da majestelerinin iradesine bağlı kılmak rolünü oynar.

Hayır! kampanyaları boyunca defalarca söyledik, CHP vd burjuva partilerden beklenecek hiçbir şey olmadığı gibi, asıl bunlarla net sınır çizilmeden, kitlelerin sermaye ve devletinden bağımsız mücadele inisiyatifi ve örgütlenmesi geliştirilmeden, fazla yol alınamaz. CHP’yle iç içe ya da sınır çekmeden Hayır! kampanyası yürütenlerin, referandum sonuçları üzerinde bir inisiyatifi kalmaz. Meşruluk, hayır!ı majestelerin muhafeletine bağlamakta değil, tam tersine, her türlü burjuva bürokratik/hegemonik kurum ve ilişkiyle bağını kopartmakta, kitlelerin bağımsız mücadele inisiyatifindedir.

Sosyal medyada “Şimdi biz hepimiz (Hayır’cılar-bn) CHP’yi örgütlemeye çalışıyoruz. Bunda bir tuhaflık yok mu?” türünden hayal kırıklığını yansıtan çok sayıda paylaşım var. Bu paylaşımlar, “CHP bizi, referandumu tanımamayı ve Hayır eylemlerini örgütlemesi ve önderlik etmesi gerekirken…” gibi geri bir beklenti ve hayal kırıklığı düzleminden gelse de, ileriye doğru bir sezgiyi de yansıtıyor:

Burjuva düzeni, ve yalnızca faşist biçimlerini değil, burjuva bürokratik demokratik parti, kurum ve ilişki biçimlerini de, “aşağıdan” örgütleyemezsiniz. Tamamı, kitlelerin aşağıdan söz, karar, inisiyatif ve iradesine kapalı ve onun üzerinde tahakküm kurmaya dayalıdır. Kitleler, burjuva bürokratik parti, kurum ve ilişkileri değil, ancak kendilerini kendi gerçek sınıfsal, toplumsal mücadele istemleri doğrultusunda öz mücadele organlarında (işçi ve kitle meclisleri, forumları, kurulları, komiteleri,…) örgütlediği ölçüde, mücadelelerini geliştirip kalıcılaştırabilirler.

İşçi demokrasisi, kitle demokrasisi, meşru, fiili, aşağıdan, öz mücadele organları demokrasisidir. İşçi demokrasisi, kitle demokrasisi, burjuva egemenlik mekanizmalarıyla köprüleri attığı ölçüde, öz güven kazanır, güçlenir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*