Anasayfa » GÜNDEM » Hiçbir Burjuva Partisi Sandıkta Hesap Vermez…

Hiçbir Burjuva Partisi Sandıkta Hesap Vermez…

30 Mart’ta yerel görünümlü genel seçimler yapıldı. Devletin yönetememe krizi içerisinden biraz olsun nefes almak, AKP hükumetinin güvenoyunu aradığı ve muhalefetinde kolayca hükümeti yıpratma arayışında olduğu seçimlerde %45 civarında AKP, %27-28 CHP %17 MHP ve BDP-HDP’de %6 civarında oy aldı. Dersaneler üzerinden çatırdamayla gün yüzüne çıkan AKP-Cemaat gerilimi seçimlerde AKP’ye siyasal düzlemde ben tek, siz hepiniz üzerinden bir meydan okumaya dönüştü. Seçimlere katılım oranının bir çok seçime göre arttığı ve ABD’den bu konuda kutlama mesajı geldiğini de düşünürsek burjuva ideolojilerin –sokağa çıkma, provokasyonlara gelme siyasetinin- ne kadar başarılı olduğunu görüyoruz.

Seçim değerlendirme yazılarının olmazsa olmazıyla kazananlar ve kaybedenler ile başlayalım. Her ne kadar hızını kaybetmiş de olsa, AKP ve Erdoğan hala ayaktayım, bensiz istediğiniz gibi yönetemezsiniz hele bu CEHAPE zihniyetiyle cemaati, “sevildiği düşünülen” montajlanmış adayları, kitlelerin bana olan nefretini toplasanızda çarpsanız da bensiz bu kervanı düzeltemezsiniz mesajını sermayeye vermiştir. Doğal olarak kaybedenler de bir önceki cümleden çıkartabiliriz. Erdoğan’ın muhafazakar, otoriter, tavizsiz, gazlı, TOMA’lı siyaseti burjuvazinin belirli kesimlerini tam olarak memnun etmese de, CHP+MHP vs. gibi ittifakların kendi iç dizaynının başarısızlığı ve kitlelerin reddiyesiyle burjuvaziyi Erdoğan’a mahkum etmiştir.

Çare Sandık Diyenlere…

Biz devrimci komünist gençler olarak sorunların tarihsel bir sürekliliği olduğunu ve bu arka planın hümanizmin soyutladığı gibi gönlümüzden geçenin değil tarihsel gerçeklik ve karşıtlığı olduğunu bir sosyalist devrimin bedelsiz olmayacağı kadar iyi biliyoruz. Kapitalizm, bedenlerimizi, zihinlerimizi, ilişkilerimizi, zamanımızı kısacası tüm yaşantımızı ele geçirmiş bizleri birer metaya çevirmiş durumdadır. Kapitalizme karşı sosyalizm perspektifini yerel/genel seçimlere bakışımıza dönüştürdüğümüzde evet seçimlerde aday da gösterilebilir, seçim çalışması da yapılabilir kısacası seçimler sosyalizme gidilen yolda araçsallaştırılabilir. Kategorik olarak boykotçuluğu bir kenara bırakırsak itiraz noktamız çare sokak değil sandık ya da hesabı sandıkta soracağız sokakları karıştırmayın diyenleredir. Onların istedikleri gibi bedelsiz, kolayca, direnişsiz bir alt üst oluş küçük burjuva bir hesaptır. Ve hiçbir gerçekçiliği yoktur. Bu anlayış Arap Baharı’nda kent yoksulu ve işçi sınıfı bölüklerinin, occupy eylemlerini, Yunanistan’da ki dizginlenmeyen öfkeyi ve daha da içeriden olan düşlerimizin üstünde ki sisi kaldıran Haziran Direnişini hiç anlamamaktadır. Kolaycı ve emeksiz bir şekilde siyaseti, kitlelere yol olarak sunmak kitleleri öncü güçten yoksun bırakmaktır.

30 Mart seçimleri, Türkiye’de ki en yüksek katılımlı seçimler olacak. Başta da dediğimiz gibi ABD Dışişleri Sözcüsünün AKP’den önce tebrik ettiği halkın seçimlere göstermiş olduğu “muazzam” ilgiydi. Evet bu burjuvazinin kendi iktidar güvenliği için önemlidir, sevindiricidir ama sosyalistler açısından da yöneten yönetilen arasında ki bağların kuvvetlendiğini, kapitalizmin kitlelerde yarattığı beklentiyi göz önüne serer. Bugün liberaller ile yasalcı sol partiler arasında ki çağrı benzerliği biçimsel olarak farklı gözükse de özsel olarak aynı amaca hizmet etmiştir. Topluma dönük çağrılar özünde sandıktan yeni bir yöneten çıkartmayı zafer olarak tanımlayabilirler. İtirazımız, Burjuva liberal anlayışla kamera önünde popülerleşen aktör/şarkıcı kesimlerin kitlelere oy ver nasihatlari, liberal reformist anlayışla sokakları karıştırmayın AKP’den hesabı sandıkta soracağız diyenleredir. Ve görülüyor ki sosyalist belediyeciliği “AKP defol” kampanyasına dönüştürdükleri liberal reformist çevrelerin AKP’nin sarsılmayı bırak daha güçlenerek çıktığı seçimlerden sokağa dönüş çağrıları yapması tam bir iki yüzlülüktür kitlelerin militanlığının tasfiyeciliğidir. Komünist gençlere düşen bir başka görevde sokağın itfaiyeciliğini yapan bu tutumlara da karşı tavizsiz bir savaşımdır.

Bundan sonrası … ?

İstesekte istemesekte gençliğin muhafazakarından, laikine, Kürt’ünden, Türk’üne, alevisinden, sunnisine kadar yani işçi sınıfının gençlerinin umut bağladığı, kolay yoldan sorunlara çözüm bulacağı, nefes alacağını düşündüğü 31 Mart sabahı bitmemiş oy sayımlarıyla, birkaç bini bulan hile tutanakları, sürekli belediyeyi alan burjuva partilerin yer değiştirmesini takip etmekle geçiyor. Aslında burjuvazinin yönetmeme krizine nefes aldırması beklenirken krizi daha da büyütecek bunalımlar ekleyerek devam ediyor. Erkenden söyleyebiliriz, kriz derinleştikçe isyan büyüyecek, sokak güçlenecek ve burjuvazi zor yolunu daha çekincesiz kullanacaktır. Kriz, sandıkta başlamadı, sandıkla çözülemeyecektir. Biz komünist gençler sandık sorunu burjuvazinin sorunudur diyoruz ve işçi-öğrenci gençliğin yakıcı sorunları için sandığı gösterenlere inat sokağa davet ediyoruz. Kolektif gezi direnişimiz de ödediğimiz bedellerin hesabını, hiçbir burjuva partisi hükümetiyle/muhalefetiyle sandıkta vermez, 13 yaşında pres makinasına sıkışarak ölen işçi-öğrenci kardeşimiz Ahmet’in hesabını, hiçbir burjuva partisi hükümetiyle/muhalefetiyle sandıkta vermez. Kolluğun bu zamana kadar öldürdüğü çocukların, faili meçhullerin ve sayamadığımız işkence, taciz, tecavüze uğramış erkek ve kadının hesabını, hiçbir burjuva partisi hükümetiyle/muhalefetiyle sandıkta vermez. Ücretli köleliğin, taşeronluğun ve esasında aslolan tekelci kapitalizmin bizlerin üzerinde ki hegemonyasının hesabını, hiçbir burjuva partisi hükümetiyle/muhalefetiyle sandıkta vermez.

sinifsiz.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*