Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Hey Tekstil işçileri markaları hedef almaya hazırlanıyor

Hey Tekstil işçileri markaları hedef almaya hazırlanıyor

Hey Tekstil işçileri direnişlerinin 27. gününde yine sabah saatlerinde işyeri yakınındaki kahvede toplandılar. 100 civarında işçinin bulunduğu kahvede ağırlık kadın işçilerdeydi. Saat 11.00′e doğru yeni gelenler de olmaya başladı.

İlk görüşmeyi direniş komitesinden işçilerle yaptık. Bu sohbette işçiler Hey Tekstil’in üretim yaptığı markalara yönelik eylemlere hazırlandıklarını, hafta sonunu da işçi ve emekçi kadın etkinliklerine katılarak değerlendirdiklerini anlattılar. Hey Tekstil işçileri, Cumartesi günü de Aynur Bektaş’ın villasının önüne gitmişlerdi.

Direnişi tetikleyen ve kitleselliğin kaynağı olan, işçilerin trilyonları bulan 3 aylık ücretleri ve tazminatları. Bir süredir servis yerine kendi olanakları ile işe gelmeleri, yol ücretlerinin ödeneceği söylenen işçilerin yol ücretleri bile içerde kalmış (içlerinde 2 araçla işe gelenler de var). Kredi borçları, faturalar, ev kredileri ve tabii 30′dan sonra iş bulma olanağının neredeyse tamamen kaybolması, çoğu yıllardır burada çalışan, Hey Tekstil’den emekli olmayı bekleyen -en yaşlıları 64 yaşındaki- işçilerin önemli bir bölümünü direniş alanına çiviliyor.

3 yıldır zam yapmayan, böylelikle bir kısım işçiyi asgari ücretin altında çalıştırmaya da devam eden Hey Tekstil patronuna karşı önceki yıllarda da eylemler gerçekleştiğini anlatıyor işçiler. Sektörün her dönemki klasiği olan ücretlerin ödenmemesine karşı 2-3 yıl önce de kesimhane vd bölümlerde iş bırakmalar yapılmış. Ücretlerin ödenmesi böylelikle sağlanabilmiş. DİSK’e bağlı Tekstil sendikasına üye olma girişimleri ise sınıf içi ihanet nedeniyle işten çıkarmalar ve dağılmalarla sonuçlanmış.

Komite üyesi bir kadın işçi attıkları “Hükümet uyuma işçilere sahip çık!” sloganına inanıp inanmadıklarını sorduğumuzda “Onları oy verip başa biz getirdik. Firma 2008′den beri büyüdü. Tayyip’ten teşvik primi aldı” diyerek sloganı savunuyor. Valiliğin kendilerine özel sektöre karışamayacaklarını söylediğini anlatıyor. Özellikle medyanın kendilerini göstermemesine karşı tepkili. Kapısının önüne kadar gittikleri kanalların kendilerini göstermediğini, bazılarının fotoğraflarını bile çekmediğini, Habertürk’ün çekim yapmasına rağmen yayın kurulu izin vermediği için gösterilmediğini anlatıyor. Cem TV ise patronun hissesi olduğu için Bektaş’ın dede çocuğu olduğunu gerekçe göstererek direnişi ekrana taşımamış.

Komiteden Melek Sönmez, kadınların komiteye seçilmede zorluk yaşamadığını, öncesinde haksızlıklara karşı durdukları için zaten tanındıklarını anlatıyor. Yaş itibariyle de diğer işçilerin ona saygı gösterdiğini söylüyor. Eşi de daha önce Hey Tekstil’de çalışan Melek Sönmez’in iki yetişkin çocuğu var. Hey Tekstil’de 7. yılı. Toplam 10 yıldır sektörde çalıştığını, sigortası devam etsin diye buraya girdiğini anlatıyor. (İşyerinde ilk açıldığı 2 yıl sonrasında sigorta sorunu yaşanmamış.) Şu anda işyerinde yönetim ve muhasebe ile az sayıda işçi bulunduğunu, makinaların ise Hadımköy, Arnavutköy ve Doğu Sanayi Sitesi’ndeki işyerlerine taşındığını, patronun bir elektrikçinin üzerine atölye açtığını söylüyor. Melek Sönmez, Batman’daki işten çıkarmalardan bahsettiğimizde kendilerinin ücretli izin kağıdı almadan gitmediklerini, beklediklerini, Batman’da ve Nevşehir’de ise 3 gün işe gelmeyin talimatına uydukları için hiçbir hak talep edemeyecek duruma düştüklerini söylüyor. “Günde 8-10 TIR yüklüyorduk. 20-30 markaya iş yapıldı. Peki bize para nerede? Bunun dışında turizm, lojistik işleri var. 2 yıl önce Anadolu’ya fabrika açacağım diye bir sürü teşvik aldı”. İşyerinde sendikalaşma çabalarının tutmadığını, çalışma yürütenlerin tek tek tespit edilip işten atıldığını, herkesin de sendika bilincinin olmadığını, sendikanın senden para kesen bir kurum gibi görüldüğünü anlatıyor. Melek Sönmez eşinin kendisini desteklediğini, “Gerekirse çadır açın” dediğini söylüyor. “Benim Cumartesi, Pazarıyla burada 7 yıllık emeğim var. Her şeyi yaparım, bırakmak istemem” diyor.

Bir diğer grup kadın işçi, 7 yıl, 13 yıl, 9 yıl gibi sürelerde Hey Tekstil’de çalıştıklarını anlatıyorlar. 3 çocuklu, 1 çocuklu, 4 çocuklu, hatta torunları olanlar… İşçilerden birinin bir çocuğu SBS’ye, bir diğer üniversiteye hazırlanıyor. Eşi inşaat işçisi ve iş bulduğunda çalışıyor. Emine Aslan’ın direnişini hatırlıyor ve cesaret alarak bahsediyorlar. İşe geri dönmeyi ise beklemiyorlar. Geri alınsalar bile paralarının günü gününe ödenmeyeceğini, tazminatsız işten çıkarmak için çantalarına bir şeyler atıp kendilerine tuzak kurulacağını düşünüyorlar.

Bu sırada komiteden bir erkek işçi hafta sonuna ilişkin bilgiler vermek üzere söz alıyor. Adidas, Reebok gibi markaların satıldığı merkezlerin önünde eylem yapmayı planladıklarını, Maslak’taki eylem için İngilizce pankartlar da hazırlanacağını söylüyor. Bunun dışında hafta sonu HDK’nın Petrol-İş’te düzenlediği panele katıldığını, Hey Tekstil işçisi olduğunu söyleyince salondan alkış koptuğunu anlatıyor. “Direnişimizi herkes biliyor. Sözcü’de de çıkmışız. Hafta içi sendika başkanları burayı ziyarete gelecek.”

Bir diğer anlatım da Melek Sönmez’in. O da Güngören’de bir emekçi kadın etkinliğinde konuştuğunu, herkesin onları bildiğini ve “Azalmayın” dediklerini söylüyor. Sayının azalması, içten içe bir kaygı ve birbirlerini bu yönlü uyarıyorlar. Çarşamba günü DİSK ses düzeni vb de getirerek gelecek. Hafta sonu Aynur Bektaş Büyükçekmece emniyetini çağırıp “Olaylar çıkacak” diye ihbarda bulunmuş. Diğer işçilerden de Avcılar ve Pendik’teki toplantılardan aldıkları işçi selamları direnişçilere taşınıyor.

İşçiler benzer vakalarda patronların nasıl tepki verdiği üzerine de konuşuyorlar. Atılan işçi sayısının büyüklüğü ve hedeflenecek markaların uluslararası ölçekte olması, sonuç alma beklentisini artırıyor. Hey Tekstil işçileri Cumartesi günü Taksim’de yapılacak bir “marka defilesi” ile taleplerini yineleyecekler.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*