Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Hey Tekstil direnişi 6. ayında: Derlenme şart…

Hey Tekstil direnişi 6. ayında: Derlenme şart…

Direnişteki Hey Tekstil işçileri direnişlerinin 6. ayını geçtiğimiz Cumartesi günü Bakırköy’de yaptıkları basın açıklamasıyla geride bıraktılar.

Bakırköy meydanında toplanan işçiler, bir süre 186. güne giren direnişlerini anlatan ve yapılan haksızlığı teşhir eden bildirileri dağıttılar. Saat 17:30 civarında üzerinde “Direne Direne Kazanacağız” yazılı pankartı açan direnişçi işçiler, “Hak verilmez alınır zafer sokakta kazanılır!”, “İşten atmalar yasaklansın!”,”İşçiyiz haklıyız kazanacağız”, “Direne, direne kazanacağız!” sloganlarını atarak açıklamalarını yapacakları yere yürüdüler.

Direnen işçiler adına basın açıklamasını Zeki Gördeğir okudu. Yapılan açıklamada “Direnişimizin 186 günündeyiz, direnişimiz devam ediyor. Bizler Hey Tekstil işçileri olarak çalıştığımız fabrikanın önünde kurduğumuz çadırımızla direnişimizi sürdürüyoruz. Bektaş ailesi sadece İstanbul Bağcılar/ Güneşli’de ki fabrikasında çalışan bizleri değil Türkiye’nin dört bir yanında çalıştırdığı 3600 işçiyi de mağdur etti. 3600 işçiyi mağdur eden Bektaş ailesine devletin sürekli destek primleri verdiğini ve bu primlerin nereye gittiğini hiç sorgulamadı. Bizler Hey Tekstil işçileri olarak gece gündüz çalışarak Hey Tekstil’i küçük bir atölye konumundan uluslararası ihracat yapan bir firma haline getirdik. Getirirken çalıştığımız markalar Mango, Esprit, H&M, Adidas, Levi’s, Tesco vb. birçok tanınmış markaya üretim yaptık. Bu markalar ürünlerinin ne koşullarda üretildiğini, işçilerin nasıl bir baskı altında maaşları ödenmeden çalıştığını denetlemediler. İşçilerin haklarını savunmadılar. Bizler köle değil işçiyiz, alınterimizin, emeğimizin karşılığını istiyoruz” denildi.

İşçi Meclisi,THY direnişçileri ve birçok devrimci-demokratik kurumun desteklediği açıklama sloganlar eşliğinde sona erdi.

Hey Tekstil direnişi, gerek sınıf hareketinde yığınak sürecine gerekse de eylemin kendisine ilişkin zayıflıklar sonucu ciddi zorlanmalar yaşıyor. İşyerinde sendikal düzeydeki sınıf örgütlenme ve bilincinin olmayışı, bu zorlanmaların en temel nedenlerinden biri. Direnişin azalan bir güçle yürütülmesinde sendikal örgütlenmenin olmazsa olmazı olan, asgari düzeyde de olsa grev-direniş fonlarının bulunmayışı etmen oldu. Birçok işçi artan mali sorunları nedeniyle direnişten kopup yeni bir iş aramakla yüzyüze kaldı. Eylemin işçi direnişlerinin kısmen aşabildiği “kapı önünde bekleme” rutin döngüsünü kıramaması da ölgünleşmeye ve taleplerin elde edilebileceğine olan inancın zayıflamasına yol açtı. İleriye doğru kısmi farklılıklara rağmen yaygın olan bu rutin tarzı EMEP daha da aşağıya çekerek uygulamasıyla direnişin sönükleşmesinde rol oynadı. Gelinen noktada, taleplerin elde edilebilmesi ve sınıfın bu bölüğünün eyleminin sınıfın toplam özgüvenini ileriye taşıyabilmesi açısından direnişin yeniden değerlendirilmesi ve derlenmesi zorunlu görünüyor. Aksi takdirde işçiler, konfeksiyon sektöründeki ücretlerin ödenmemesi, tazminatlara el koyulması, işyerinin ülke içi ya da dışına taşınması gibi tipik sermaye uygulamalarının yeni ve püskürtülememiş bir örneğini daha tüm çaba ve emeklerine rağmen karşılayamamış olarak kalacaklar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*