Anasayfa » GENÇLİK » Her Sözcük Devlet Erkini Korkutur Oldu…

Her Sözcük Devlet Erkini Korkutur Oldu…

Bu ülkede kullandığımız herhangi bir kelime hangi tarafta olduğumuzu hemen belli etmeye yeter. Bugün de çocuklar ölmesin demek vatan hainliği nidalarıyla linçin bahanesi olmaktadır. Evet, ne kadar masum hâlbuki diyebiliriz ama hiçte masum değildir. Bugün çocukların kanı akmasın demek devletin gerek kendi sınırları gerekse başka ülkelerde ki topraklarda sermaye egemenliğini sürekli tesis etmesi ne karşı yükselen bir ses demektir. Aslında çocuklar ölmesin demek bugün gelip vardığı nokta T.C. Kürdistan’dan defol demektir.

Beyaz-Show

Beyaz-ShowGeçtiğimiz günlerde ana akım medyanın popüler şov programlarından birinde çocuklar ölürken insanlığınızı hatırlayın diyen genç bir öğretmenin sesi duyuldu. İlk başta sunucudan, konuklara, seyircilere masum gelen bu hoş tını onların aklını başından alsa da, sermaye devleti başta programı yapan kanal olmak üzere bir cümle basın erki ile hatta direk özel harekat polislerinin tehdit videoları ile gereken ayarları yaparak sunucuyu da daldığı uykudan uyandırarak özür diletti. Medyanın ne hale geldiği başka bir konu olmakla birlikte sermayenin istikrarı ve güvenliği için böyle bir ayar onlar cephesinden zorunlu hale gelmiştir.

Esas mesele Türkiye’de ki siyasal ve toplumsal krizin ne boyutlara geldiğidir. Gezi Direnişi’ nden sonra siyasal istikrarın bir türlü sağlanamadığı ve sürekli derinleşmekte olduğu gözle görülmektedir. Gezi direnişinin ardından Soma,Berkin ve ardından sınıfın büyük metal direnişi bu krizin ve toplumsal sınıfsal direniş ve mücadelelerinde sürekliliğini bize göstermiştir. 6 ay içerisinde iki seçim yaşanmış, Kürdistan’da sıkıyönetim ve kontrgerilla faaliyetleri bir katliama dönüşmüş durumdadır. Devletin öyle ya da böyle milli birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu zamanlar en yakıcı halini almıştır.

indir

Aslında sorun burada berraklaşmaktadır. Bir yandan nerede nasıl çekildiği belli olmayan Kürt çocuklarının ellerini ısıtmaya çalışan T.C. askeri fotoğrafıyla propaganda yapmaya çalışırken diğer yandan beyaz bayraklarla bile çocuklarının, kardeşlerinin, eşlerinin cenazesini alamayan Kürt Halkı’nın gerçek hali ortadayken devlet “birlik, beraberlik ve vatanseverlik” masalları yazmaktadır. Bunun adı herhangi bir şekilde birlik ve beraberlik değil suç ortaklığıdır. Yüzlerle ifade edilen ölünün olduğu, insanların sokak köşelerinde cesetlerinin bulunduğu en sonda Van’da 12 gencin infaz edildiği bir tablonun bırakın seyredilmesine katlanmak duvarda durmasına bile izin verilmeden yırtılıp atılması gerekir.

 

Türkiye’li devrimciler olarak yapacağımız şey sadece bu suça ortak olmamak değildir. Bu suçların bedelinin ödetilmesi için Kürt halkıyla birlik içerisinde bulunmaktır. Kürt Halkının başta yaşam hakkından tutalım kendi kaderini tayin etme hakkına kadar yanında olmak tartışılmaz bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Sermayenin sınıfın bütün bölüklerine yönelik bu saldırılar karşısında topyekün bir direnişi örgütlemek lazım. Uzun lafın kısası tüm ulustan işçilerin tam hak eşitliği için sosyalizm mücadelesini yükseltmek gerekmektedir. Biliyoruz ki Ayşe öğretmenin dilediği barış ancak sosyalizmde mümkündür.

Sınıfsız Dergisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*