Anasayfa » GÜNDEM » Hapishanelerde irade savaşı: Ya kazanılacak, ya kazanılacak!

Hapishanelerde irade savaşı: Ya kazanılacak, ya kazanılacak!

Yurtsever Kürt tutsakların Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması, anadilde savunma ve anadilde eğitim talepleriyle başlattıkları açlık grevi 54. günü ağarttı. Türk devletinin kanlı “Hayata Dönüş” operasyonu ile açtığı F tiplerinde irade savaşı bir kez daha şiddetleniyor. BDP’nin açıkladığı rakamlara göre 707 açlık grevi eylemcisinden greve 12–22 Eylül’de başlayan 150′nin üzerinde tutsağın durumları giderek ağırlaşıyor. Şeker, B1 vitamini gibi grevin sürekliliği ve eylem sonrası açısından belirleyici olabilecek maddelerin alınması da engelleniyor.

İçerde ve dışarda, siyasal, toplumsal destek halkalarını gitgide büyüterek ve askeri biçimleri de etkin kullanarak yürütülen açlık grevi, Kürt halkının tartışılmaz, meşru, demokratik talepleri içindir. Hapishanelerde daha önceki on yıllarda eldeki mevzilerin korunması uğruna verilen mücadelelerin ardından atılan yeni bir adımla, Kürt tutsakların ve Kürt halkının demokratik haklarının kazanılması için hapishanelerde bir cephe daha açılmıştır. 14 Temmuz 2011′deki demokratik özerklik açıklamasının ardından, 27 Temmuz 2011′den bu yana, neredeyse 1,5 yıldır avukatları ve yakınlarıyla görüşmesine izin verilmeyen Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kırılması, sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması için bedenler silahlaştırılmıştır. Binlerce KCK tutsağının anadillerinde, Kürtçe savunma talebinin bastırılmasına, Kürtçenin mahkemelerde “bilinmeyen bir dil” diye zapta geçirilip alaya alınmasına karşı bedenler silahlaştırılmıştır. Kürt halkının “seçmeli Kürtçe dersi” karikatürünü kabul etmeyip anadilde eğitimi fiilileştirmesine yönelik saldırılara, bu amaçla oluşturulan kurumların “terör yuvası” diye basılıp kapatılmasına karşı bedenler silahlaştırılmıştır.

Tutsakların uğruna bedenlerini silahlaştırdıkları demokratik taleplerin meşruluğundan dolayıdır ki, dışardaki destek eylemleri salt ölümlerin olmaması, açlık grevcilerine müdahale edilmemesi ve insani duyarlılık ile sınırlı kalmıyor. Ağırlıklı olarak Kürt halkının tartışılmaz haklarının tanınması ekseninde yürütülüyor. Bu, eylemi ve onun kitlesel meşruiyet zeminini güçlendiriyor. “Hayatın durması”, alanlara akılması için yapılan çağrılar, artık asla eskisi gibi yönetilemeyen Kürdistan’da, Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde yankısını buluyor.

AKP hükümeti ise, bu güçlü meşru zeminin karşısına, devrimci tutsaklar tarafından defalarca ıskartaya çıkarılmış demagojiler ve Kürt halkının iradesinin boşa çıkaracağı salvolarla çıkıyor. Boş bırakılmayan, öfkeyle tutuşan sokakları mücadeleden, kitlelerden temizlemeye çabalıyor. ’96 Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu sırasında, Hayata Dönüş Operasyonundan sonra yapıldığı gibi eylemcilere “Yiyorlar” diye kara çalmaya çalışılıyor. F tipi öncesinde koğuş sisteminin bireysel iradeyi yok ettiği, hatta “örgütlerin elemanlarına uygun görmedikleri kitapları okutmadıkları” gibi aşağılık demagojilere nasıl sarıldılarsa, şimdi de Kürt halkının demokratik toplantı ve gösterilerini, iş bırakma ve kepenk kapatma eylemlerini “örgüt zorlaması” olarak göstermeye uğraşıyor, açlık grevinin tutsakların özgür iradesiyle değil “örgüt zorlamasıyla” yürütüldüğü yalanına başvuruyorlar.

“Devlet masaya oturmaz”, “Bu talepleri kabul edersek teröre teslim olmuş oluruz”, “Hükümet anadilde savunma hakkını tanıyacağını AKP kongresinde zaten açıkladı. Bunların niyeti üzüm yemek değil”, “Aileyi görüştürürüz ama avukatlarla görüşmeyi unutun”… AKP hükümetinin bu irade savaşında başvurduğu ve yandaş tetikçileri ile salvo halinde kullandığı malzemeler bundan ibaret. Bu çatışmada bir kez daha, Kürt halkının, işçi ve emekçilerin, gençlerin, emekçi kadınların mücadeleleri ile hak alamayacağı, mücadele mevzi ve olanaklarını büyütemeyeceği gösterilmeye çalışılıyor. Türkçesi ve Kürtçesi, sınıf ve halk düşmanlarının kâğıt üzerinde ve kuşa çevrilmiş olarak lütfedecekleri birkaç kırıntıya razı olunması, aksi takdirde devlet zoruyla bu kadarından da olacakları kabul ettirilmek isteniyor! Arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt halkına karşı inkâr, imha ve asimilasyon suçlarının kamburuyla duran AKP hükümeti ve yandaş medyası, karşısında üç yaşında çocuk varmış gibi, yurtsever Kürt tutsakları eylemleriyle bu süreci tıkamakla suçlamayı da ihmal etmiyor. Fethullah Gülen’in ağlak şovlarının yerine Kürt halkına karşı kin kustuğu konuşmaları ekranlara taşınıyor.

Başvurulan hiçbir demagoji ve zorbalık, açlık grevi taleplerinde ifadesini bulan Kürt halkının meşru, tartışılmaz hakları için mücadelenin önünü kesemeyecektir. Cumhurbaşkanlığı mevkiine kadar çıkmışlarken, işçi ve emekçilerin yaşamı için her günü yeni bir yıkım olan 11 yılı hükümetleri döneminde hala “mağduriyet” edebiyatına sarılmaktan vazgeçmeyen AKP hükümeti ve şefi Tayyip Erdoğan, tarihteki yerini tutsaklar nezdinde Şevket Kazan’lar, Mehmet Ağar’lar, Hikmet Sami Türk’lerin yanında çoktan almış durumdadır. Karşısında bu kez daralan değil genişleyen ve Kürt halk zeminine oturan halkaları ile açlık grevini bulan sınıf ve Kürt düşmanı hükümet, kuyruğunu kısıp yurtsever tutsakların meşru, demokratik taleplerini ya kabul edecek, ya kabul edecektir!

Silahlaştırılmış, gün gün eriyen bedenleri ve yüzleri ile yurtsever tutsakların, kendi yurtlarında parya muamelesi görmeye başkaldıran, kendilerine yalnızca “Dağılın” demek için Kürtçe hitap edilen Kürt halkının mücadelesi, işçi sınıfına bir kez daha, sınıflar arası, ezen ulus-ezilen ulus, ezen cins-ezilen cins arasındaki taşlaşmış dengeyi kırmak için, hatta bunun en küçük imkânları için bile amansız, zorlu ve kendi özgücüne güvenen bir mücadelenin zorunlu olduğunu gösteriyor. Hükümete muhalefet temelinde açlık grevinin genişleyen halkalarına sağından solundan dâhil olan liberal kesimler, hatta CHP gibi Ergenekoncu Cumhuriyet Bayramı gösterileri ile açlık grevine “duyarlılığı birleştirme” şovundaki burjuva muhalefet partileri bu doğrultuyu gösteremezler… İşçi sınıfı salt Kürt halkının demokratik taleplerinin meşruiyetine sahip çıkmak için değil, sınıf mücadelesinin en temel dersiyle kendi yolunda daha etkin yürüyebilmek için de açlık grevinin yanında ve omuz omuza durmakla yükümlüdür.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*