Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Hangi Söz Ölenleri Geri Getirebilir?

Hangi Söz Ölenleri Geri Getirebilir?

En az 130 insan ölmüş, 130 kişiyi bir anda kaybetmişiz, bunun yazısı mı yazılır?
Hangi yazı, hangi söz, hangi slogan bu kaybın acısını ifadeye yeter?
Acıyı ifade etmek ne anlam taşır?
Bazen susmak gerekir.

10.10.2015’te Ankara’nın göbeğinde barış mitingi için toplanan, kalbi daha demokratik, daha eşit, daha özgür bir dünya için atan kadınlar, çocuklar, gençler, insanlar öldürüldü.
İşçiler öldürüldü.
Örgütlü partili kişiler öldürüldü.
Ankara eylemlerinin sabah buluşmalarının tadını çıkarırken, farklı illerden gelen yoldaşlarıyla şakalaşırken, inandıkları bir eylemin hazırlık sloganlarını atarken, birden, ne olduğunu anlamadan, görmeden, aniden öldüler, öldürüldüler.
Onlar artık yoklar.

Bu eylemi “İslam Devleti” kurmak isteyenler yaptı.
Devlete çöreklenmiş mezhepçi burjuvalar, Suudi sermayesinin dış politikasını kendi politikaları belleyen taşeronlar “bunu IŞİD yaptı” bile diyemedi.
Bu bariz katliamı bile “terör örgütleri” şemsiyesi altına sokup bulanıklaştırdılar.
Kendi beslemelerinin, yıllarca büyütüp önünü açtıkları, ’90’larda Hizbullah/kontrgerila bütünleşmesiyle Hizbulkontra haline gelenlerin, bugündeki adıyla bu yeni İslami-kontranın, bu insanlık düşmanı çetecilerin suçunu örtbasa giriştiler.
Böyle bir açık katliamda bile sırf “devlet yaptı” dedikleri için barış eylemi düzenleyenleri kendi kitlelerini bombalamakla suçlamaya vardırdılar işi.
Sözün bu kadar zehirli, bu kadar yalan, bu kadar gerçeğin karşısında savaş açmış bir küstahlıkta olduğu yerde biz ne diyelim?
Hangi söz ölenleri geri getirebilir?

Çirkin bir dünyada yaşıyoruz.
Çirkin bir ülkede, çirkin insanlar hükmediyor yaşamlarımıza.
Fabrikada, siyasette, okulda, evde…
Çirkin insanlar…
Onların hükmü de işte buraya kadar. Ankara’da, başkentlerinde, kendilerini en güçlü sandıkları yerdeki katliama kadar.
Zira hükmetmek istediğini öldürdüğü yerde, hükmü bitmiştir hükümranın.
Ölümden öte ne var?
Ölümden sonra ölenler için hayat yok.
Hayatta kalanlarınsa omuzlarında yoldaşlarının yüklediği ağır bir yük.

130 (muhtemelen daha fazla) insanın elinden alınan yaşam hakkı için inadına yaşamak zorundayız.
Tanıdıklarımız, arkadaşlarımız, dostlarımız için yaşamak, çocuklarımız, geleceğimiz için yaşamak…
Kendimiz için değil (bizler de tesadüf eseri bakiyeyiz), “yaşadım” demeye hak kazanabilmek için, böcekleşmemek, ezilip gitmemek için mücadele etmek zorundayız.

Ölenlerin anılarını “daha özgür”, “daha eşit”, “daha demokratik” bir dünyada yaşamak için değil; bu da yetmeyeceği için…
Özgürlüğün, eşitliğin, demokrasinin sayılabilir olup da burjuvalara gani gani işçilere ücreti kadar olduğu bir dünyanın yaşanabilir bir dünya olmadığı gerçeğini bugünkü dünya bize her hükmüyle kanıtladığı için…
Yeni bir toplum, yeni bir yaşam için, tüm bu pisliği temizleyecek bir komünist devrim için…
Yaşayanların hayatının bir anlamı olduğunu ölenlere de değil, başta kendilerine ve ait oldukları sınıf kardeşlerine gösterebilmeleri için…
Hesap soracağız.
Yaşasın Sosyalizm!
Yaşasın Komünist Devrim!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*