Anasayfa » GENÇLİK » Halinden Memnun Olmak En Büyük Köleliktir *

Halinden Memnun Olmak En Büyük Köleliktir *

Sermaye tüm işçileri, işçi öğrencileri sömürdüğü gibi biz sanayide çalışan genç işçiler de bu sömürüden payımıza düşeni fazlasıyla almaktayız. Bize dayatılan bu yaşamda, bizler sadece çalıştığımız işyerlerinde değil günlük yaşantımızın her anında ötekileştirilip sömürü çarklarında yalnızlaştırılıp un ufak ediliyoruz. 20-30 yaş arasında, gücün kuvvetin yerindeyse hatta mümkünse de evliysen bir patron gözünde aranan niteliklere kısmen sahipsin demektir. Bekar isen ve aileden bağımsızsan, kısmen de ekonomik özgürlüğün elindeyse patron için potansiyel bir tehditsin. İki kere düşünür. Ama ailene bağlıysan patron evli olan ile bir tutar. Çünkü sen de ailenle evlisindir, aile patrondan sonra yaşamında seni sömüren kurumdur.

Biz genç işçiler bu sistemde her işçide olduğu gibi sabah kalkarken “Yine mi iş?” diyoruz. Bunu milyonlarca genç işçinin sessiz çığlığı olarak kabul edebiliriz. Çünkü bu sistemde çalışacağımız hapishane tarzı fabrikalar, uçuk harabe atölyeler, köhne merdiven altı kaçak işletmelerde çalışıyoruz. Bu yerlerde işçi sağlığı ve güvenliğinden asla ve asla bahsedemezsiniz. Sözüm ona “’iş’ sağlığı ve güvenliği kanunu” adı altında çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle, her bir işyerinde iş güvenliği uzmanının olması ve iş kazalarını önlemek amacı olduğunu söylemek bizi bu uçuk, harabe, köhne işyerlerine olan öfkemizi dindirmeye çalışmaktır. Kanunun adından da anlaşıldığı gibi iş sağlığı ve güvenliğini kapsamaktadır. Yani bu durumda işçinin sağlığından ve güvenliğinden bahsedemeyiz. Üretim verimliliğinin daha çok artması, işin aksamaması, işçilerin işi yavaşlatmamasını amaç edinilmektedir. Sermaye bu şekilde iş cinayetlerinde, işçi katliamlarındaki katilliğini gizlemeye çalışmaktadır. Esenyurt’ta, Davutpaşa’da, Ostim’de, İvedik’te, Gaziantep’te, Soma’da, Tuzla’da, Zonguldak’ta, Şırnak’ta biz genç işçiler katillerin maliyet hesabı yaparak işçi sağlığını hiçe sayan patronlar olduğunu çok iyi biliyoruz. Özellikle genç ve bekar olmanın getirdiği patron tarafından tüm ağır işleri ve angaryaları yapma potensiyeline sahip olmamızdan kaynaklı en çok ölenler de biz genç işçiler oluyoruz.

İşyerlerinde, gençliğimizle birlikte geleceğimiz, hayallerimiz, özlemlerimiz de birer birer tükenmektedir. Biz sanayide çalışan genç işçilerin de elbette ki her genç insanın olduğu gibi eğitimine devam etmek, kendine zaman ayırabilmek, yeteneklerinin farkına varıp geliştirebilmek, daha sosyal bir birey olabilmek hayattan beklentilerimizdir. Fakat yaşamakta olduğumuz bu patronların egemen olduğu sistemde patronun kâr hırsı yüzünden bunları yapma şansına, hatta bu hayalleri düşünme vaktine bile sahip değiliz. Bizler normal yaşantımızda bile patron için düşünüyoruz, patron için yaşıyoruz özlemlerimiz ve geleceğimiz bizim kontrolümüzden çıkıp patronun istemine göre şekilleniyor. Bu hayatta sadece patron için varsın, ailen için varsın, kendin için yoksun.

Genç bir işçinin toplumda bir nebze kabul görebilmesi için, önce askere gitmesi, daha sonra iş bulması ve en son olarak aile kurması gerekmektedir. Bu sermayenin genç işçilere biçtiği bir kefendir. Eğer sen bu yaşam tarzına aykırı davranırsan, toplum tarafından ötekileştirilip yalnızlaştırılırsın. Biz genç işçiler bu yaşam biçiminin onur kırıcılığına, köleleştiriciliğine teslim olmayacağız. Eğer patronlar, aileden başlayıp devlete kadar uzanan bir örgütlenmeye sahiplerse biz genç işçiler de bu örgütlenmeye karşı örgütlenmeliyiz. Özlemlerimizi, hayallerimizi gerçekleştirmek; geleceğimizi kurmak, onurumuzu kurtarmak ve özgürlüğümüzü kazanmak için bu yalnızlığı dağıtıp birlikte mücadele örneği sergilemek gerekir. Eğer biz genç işçiler istersek bu küflenmiş zihniyeti, bu köleleştirici sistemi yıkarak yeni bir yaşamı kurabiliriz.

OSTİM’li Genç Bir İşçi

* “Halinden Memnun Olmak En Büyük Köleliktir” Che
* Bu yazı Sınıfsız Dergisi 8. Sayısın da yayınlanmıştır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*