Anasayfa » 8 Mart » Günleri ve mevsimleri düşlerimize göre yeniden yaratacağız

Günleri ve mevsimleri düşlerimize göre yeniden yaratacağız

Biz işçi kadınların zorunlu köleliği, yaşamın her alanında karar mekanizmalarından dışlanmışlığı, bundan kaynaklı farkında olmadan iliklerimize işleyen özgüvensizliği ve sınıf mücadelesi içinde de bunun yarattığı yoksunluğu ve geride kalmışlığımızı yakıcı olarak hissettiğimiz noktada bir araya geldik.

Öncelikli olarak kadın sorununu kendimizce tanımlayarak, yaşamlarımızda kadın olmanın hissettirdiklerini dile getirdiğimizde, yetersizlik hissi, ikincillik, özgüvensizlik, yaşamın ağır yükünü tek başına omuzlamak durumları her birimizin yaşadığı ortak sorunların başında geliyordu.

Bu farkındalıkla iletişim kurduğumuz, dokunmaya çalıştığımız her işçi kadının kadın olma hallerinden dolayı yaşadığı bir travmatik hikayesi vardı.

Biz işçi kadınlar yaşadığımız tüm sorunları ancak ve ancak ortak mücadele ile aşabileceğimizi bilerek, önce bizi sonra da sınıfımızı özgürleştirebileceğimizi öğreniyoruz, ve bu yolda adım adım özgürlüğe doğru yürüyoruz.

Sınıflı toplum tarihine baktığımızda, önce ev içine hapsolan bizler, sanayinin gelişmesiyle hem ev içi hizmetin yüklenicisi hem de ucuz iş gücü olarak görüldük. Toplumsal cinsiyetçi iş bölümüyle erkek ve kadın cinsine biçilen roller sadece biz kadınları değil, aynı zamanda erkekleri de köleliştirmeye devam ediyor. Sermayenin iki yüzlü saldırgan stratejileri, işçi kadınları hem ucuz hem de yeni iş gücünü yaratacak bir mekanizmaya çevirme niyetinde. Kendi bedenimize ait kararlar bile bizim dışımızda erkek egemen sistem tarafından belirlenmeye çalışılıyor.

Üretim sürecindeki değişmeyle paralel olarak esnek, güvencesiz çalışma biçimlerinin hedefinde ise yine biz işçi kadınlar varız.

“Kadını ev hapsinden çıkardık.” diyerek kadın istihdamındaki artışla övünenler kadın cinayetlerindeki artışı bununla ilişkilendirmeyecekler elbetteki. Ama biz kadınlar evden çıkarak görece özgürleşme sürecine girdikçe, eskisi gibi yönetilmek istemediğimizi haykırdıkça, tahakküm ilişkilerine başkaldırmaya başladıkça; bunun bedelini her gün onlarcamız sokaklarda katledilerek ödüyoruz.

Ancak biz işçi kadınların ellerinde yükselerek kuracağımız yeni yaşam; cinsiyetlerin ortadan kalktığı ve insan ilişkilerine paranın metaların, devletin, ailenin, iş bölümünün, sınırların ve yasaların hükmetmediği, tutkulu yaşam enerjimizin ve zamanımızın bize ait ve özgür olduğu yeni bir yaşamdır.

Kararlarımızın bize yabancı, bizim dışımızda ve üstümüzde bir güç tarafından değil; bilinçli öz irade ve eylemimizle kendimiz tarafından alınıp uygulandığı, bunu engelleyen tüm bağlardan kurtulmuş olarak öz güçlerimizi özgürce harekete geçirerek kendimizi gerçekleştirebileceğimiz, yetenek, gereksinme ve ilişkilerimizi tüm yönlerden zenginleştirebileceğimiz bir dünya istiyoruz!

Özgür, bilinçli, her yönden gelişmiş ve özneleşmiş, ilişkileriyle toplumsallaşıp evrenselleşen yaratıcı bireylerden oluşan bir kolektif yaşam!

İşçi Kadın Meclisi Bülteni’nden alınmıştır

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*