Anasayfa » DÜNYA » Grevler, genel grevler, özgürleşen meydanlar

Grevler, genel grevler, özgürleşen meydanlar

Yunanistan ve İspanya‘da 26 Eylül günü şalterler indi, otobüsler, trenler çalışmadı. Uçaklar havalanmadı. Eğitim, sağlık çalışanları, özel sektör işçileri, öğrenciler greve katıldılar. Meydanlar özgürleşti. Bir günlüğüne hayatın akışı değişti.

İspanya’daki genel grevde, karayolu, demiryolu ve hava ulaşımı grevden etkilenirken iç hat seferleri ve Avrupa kentlerine yapılan uçuşların çoğu iptal edildi. Genel grevin hedefinde yeni iş yasası ve Hükümetin 27 Eylül de açıklayacağı kemer sıkma politikalarına karşı uyarı vardı. Ekonomik kriz, daha önce hükümette olan Sosyalist Partiyi seçimlerde götürmüştü. Gerçekleştirilen genel grev ve gösteriler, SP partinin yerine hükümete gelen merkez sağ partiye karşı bir meydan okuma niteliğinde. Hükümetteki sağcı Halk Partisi geçen haftaki yerel seçimlerde yenilgiye uğramıştı. Gösterilere 1,5 milyon kişi katıldı. Öfkeliler hareketinin meclis binasını kuşatma ve parlementoya girme eylemiyle çatışmaya dönüştü. 24 kişi yaralandı. 50 kişi gözaltına alındı. Özellikle Madrid, Barselona, Valencia gibi şehirlerde ulaşımı durduran grev, polis tarafından kırılmaya çalışıldı. Madrid’de 900 bin kişinin Puerta del Sol Meydanı’nda toplandığı belirtilirken, Barselona’da polis grevcilere gaz bombaları ve plastik mermilerle saldırdı. Kongre binasına girmek isteyen gösterciler, ekonomiyi elinde tutan, bankacılar, yatırmcılar ve politikacılar tarafından engellenen demokrasiyi geri almayı, kurtarmayı hedeflediklerini söylüyorlar.

İspanya’da 5,3 milyon kişi işsiz. Yunanistan’la birlikte Avrupa’daki en yüksek işsizlik oranına sahip ülke. Özellikle gençler iş bulamıyor. 1 milyondan fazla kağıtsız göçmen işçi-işsiz bulunuyor. Yeni iş yasası kapitalistlere işten çıkartacakları işçilere daha düşük tazminat ödeyerek çıkartma ve emek gücü piyasasının esnekleştirerek işçileri güvencesiz ve daha düşük ücretle çalıştırma olanağı sağlıyor.

Ulusal sorunlar canlanıyor

Ekonomik kriz, siyasal ve toplumsal bir kriz olarak da boyutlanıyor. Ulusal sorunlar canlanıyor. Krizle birlikte bölgeler arasında var olan ekonomik eşitsizlik daha açık bir şekilde ortaya çıktı. Ekonomik bakımdan daha ileri ya da daha geri olan özerk bölgelerle merkezi hükümet arasındaki çelişkiler artıyor. Katolanya, Bask, özerk bölgeleri erken seçim kararı aldılar. Katolanya’nın merkezi Barselona’da kısa bir süre önce bağımsızlık istemiyle 1,5 milyon kişinin katıldığı bir gösteri gerçekleştirilmişti. Şimdi de özerk bölge yönetimi bağımsızlığı gerçekleştirmek için erken seçim kararı aldığını açıkladı. Katolanya İspanya’nın ekonomik olarak daha gelişkin olan bölgelerinden. Özerk yönetim Bölgeden giden vergilere denk bir geri dönüşün yatırım olarak gerçekleşmediğini ileri sürüyor. Madrid’deki merkezi hükümet ise Almanya tarzı bir federal yönetimle sorunun çözülebileceği önerisini getiriyor.

Krizle birlikte açığa çıkan burjuva demokratik siyasal çözümlerinin ulusal sorunların çözümü için yeterli olmadığını göstermektedir. Siyasal çözüm sorunu nispeten hafifletse de kapitalizmin eşit olmayan gelişme yasası, kapitlaist ekonomideki dengesizlikler farklı ulusların yaşadığı bölgelerde ekonomik ve toplumsal eşitsizliklerin sürmesine yol açmaktadır. Avrupa da bu İtalya da zengin bölgedeki Kuzey İtalya Ligi, Belçikada Flamanlar gibi zengin bölgelerin tutumlarında görülüyor. Onlar, Ülkenin geri kalanındaki yoksul bölgelerin yükünü çekmek istemediklerini söylerken, AB bütünü içerisinde de Kuzeydeki ülkelerde başta Yunanistan olmak üzere ekonomik krizi daha yoğun olarak yaşayan Güneydeki ülkelerin yükünü çekmek istemediklerini söyleyen partiler çıkıyor. Almanya, Hollanda gibi ülkelerde orta sınıflara da yayılan bu görüş, mali oligarşinin sömürüsünün üstünü örtüyor. Alman sanayi tekellerinin tüm Avrupa’yı kendi pazar alanı haline getirmesi, Alman bankalarındaki biriken büyük sermaye, Güney ülkelerindeki mali borç yükünün büyümesiyle ve onların yoksullaşması pahasına gerçekleşiyor.

Yunanistan’da gerçekleştirilen genel grev ve gösteriler, AB troykasının dayattığı Yunan hükümetinin uyguladığı 11.5 milyar euroluk yeni tasarruf ve kemer sıkma önlemlerini hedefliyor. Genel greve kamu ve özel sektörde çalışan milyonlarca işçi, işçiler dışında küçük esnaf da katıldı. Ücret ve gelirlerdeki hızlı düşüş yaşam koşullarının hızla kötüleşmesi, emekçi sınıfların büyüyen tepkileriyle karşılanıyor. Ülkede işsizlik ve intiharlar artmış durumda ve gelecek belirsizliği artarak sürüyor.

Yunanistan ekonomisinin yıkımının sorumlusu olan Yunanistan tekelci burjuvazisi ve Avrupa mali oligarşisi şimdi de krizi kemer sıkma politikalarıyla emekçi sınıflara ödetmek istiyorlar. Yunanistan’da gerçekleştirilen genel grev, kent meydanlarındaki gösterilerle birleşti. Atina’da Stigma meydanına tolplanan göstericiler parlemento binasına yürüdüler. Polisle göstericiler arasında küçük çaplı çatışmalar oldu.

Yunanistan’da ki genel grev, seçimleri izleyen bekleme döneminden sonra gerçekleşen ilk büyük eylem oldu. Haziran seçimleri öncesinde gerçekleşen ve boyutlanan kitle eylemleri, hükümet ve parlemento krizine yol açmıştı. Emekçi kitlelerin eskisi gibi yönetilmek istememeleri ile ortaya çıkan yönetememe krizi, seçimler sonrasında merkez koalisyon partilerinin zayıf çoğunluk hükümeti ile bastırılmak istendi. Kemer sıkma politikalarını uygulamasına karşı sendika bürokrasisinin ayak diremesi, reformist Syriza’nın “Belki grevden başka araçlar bulmalıyız> biçimindeki tutumuna karşın genel grev kararı alındı ve gerçekleştirildi.

İspanyada ve Yunanistan da gerçekleştirilen genel grevler, gösteriler ve parlementoya yürüme kitlelerin eylemsel kararlılığını ve egemen burjuva partilere olan tepkilerini ve burjuva parlementosuna olan güvensizliklerini göstermektedir. Bununla birlikte işçilerin ve diğer emekçi sınıfların talep ve beklentileri, kemer sıkma poliitkalarının durdurulması, ekonomik ve sosyal reform istemleri ile sınırlıdır. Neoliberal poliitkalara karşı yığınsal tepki büyürken ekonomik ve sosyal reformlar çözüm olarak görülmektedir. Siyasal düzeyde ise burjuva demokrasisne bir karşıtlık olmadığı gibi, burjuva demokrasisiyle ilgili bulanık fikirlerle ona sahip çıkma reformist tutumu baskındır.

Dünyada grev dalgası

Hindistan‘da tarihin en büyük genel grevi sürüyor. Grev ve gösterilere 50 milyon kişi katıldı. Grevciler bir demiryolunu kestiler. Genel grev sendikaların ve muhalefet partilerinin çağrısıyla gerçekleşiyor. Çeşitli bölgelerde Grevcilerle hükümet yanlıları arasında çeşitli bölgelerde yer yer çatışmalar oluyor.

Güney Afrika‘da 15 bin maden işçisinin grevi sürüyor. 100 ücret zammı issteyen işçiler ve sendikalar istemleri kabul edilmezse genel greve gideceklerini açıkladılar. .

Mısır‘da ulaşım ve eğitim işçileri grevde. Havayollarındaki hosteslerin grevini, otobüs işçilerinin grevi, eğitim emekçilerinin hükümet önündeki gösterileri izledi. Tabibler odası da 1 Ekim de grev kararı aldı.

Filistin/Batı Şeria‘da ulaşım sektörü ve kamu çalışanları ödenmeyen maaşların ödenmesi, artan yakıt ve gıda fiyatları için greve gittiler. Hükümet binası önünde 500 kişinin katıldığı bir gösteri gerçekleştirildi. Grev karşısında Filistin/Batı Şeria Hükümeti benzin dışında yakıt fiyatları zammını ve besin fiyatlarına yapılan zamları geri aldı. Buna karşın grevler sürdü. Filistin Hükümeti grevleri üç hafta erteledi.

ABD‘nin Şikago kentinde öğretmenler 25 yılın en kapsamlı grevini gerçekleştirdiler. İki haftadır süren grevler, 350 bin öğrencinin okula gitmesini engelledi. Grevci öğretmenler, ücretlerin artırılmasını, çalışma koşullarının iyileştirilmesini istiyor, ayrıca daha kaliteli bir eğitim için mücadele ettiklerini belirtiyorlar.

Kosova‘da sendikalar, kamu şirketlerinin özelleştirilmesine karşı , özellştirmenin işsizliğe yol açtığı ve fiyatları yükselttiğini ileri sürerek bir gösteri örgütlediler.


Makedonya’da
ise düşük maaş uygulamasına karşı mesai arasında uyarı niteliğinde bir protesto gösterisi düzenlediler. Doktorların 100 ücret artış isteğine karşı hükümet 5 oranında ücret artışı öneriyor. Bağımsız Klinik Çalışanları Sendikası istemleri gerçekleştirilmezse greve gideceklerini açıkladılar.

Gerçekleşen grevlerde. ücretlerin düşüklüğü ve ağır çalışma koşulları belirleyici. Ekonomik istemlerin belirleyiciliğine karşın zamlar, toplu işten çıkartmalar gibi neoliberal hükümet politikaları da grev ve gösterilerin hedefi durumunda.Kapitalizmin sürmekte olna kriziyle birlikte 30 yıldır uygulanan neoliberal politikaların yıkıcı niteliği daha açık ve derinleşerek ortaya çıkıyor. İşçi sınıfı harketinin derin iç sorun ve zayıflıklarına karşın grev ve gösterilerin yaygınlaşması yönlü gelişim sürecektir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*