Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Geriye kalmış son iş güvencesi halkasına büyük saldırı!…

Geriye kalmış son iş güvencesi halkasına büyük saldırı!…

Hükümet, işçilerin kıdem tazminatı hakkını tasfiye etmeye dönük yasa tasarısında yaptığı değişiklikleri açıkladı. Tasarıdaki değişiklikler, işçilerin, kuşa çevrilmiş biçimiyle biricik kısmi iş ve gelecek güvencesi olan kıdem tazminatı hakkı gaspını, çok daha pervasız ve kışkırtıcı hale getiriyor.

Önceki tasarıda, kıdem tazminatların bir fona devredilerek yağmalanması zaten vardı. Son değişiklikler, fon sisteminin, toplamda milyarlarca doları bulan dev çaplı kıdem tazminatı fonlarına bankalar- özel emeklilik sigortası ve borsa şirketleri, inşaat tekelleri tarafından el konulması olduğuna daha bir açıklık kazandırıyor.

Yeni tasarıya göre, patronlar çalıştırdıkları işçilerin kıdem tazminatlarını, “Emeklilik Gözetim Merkezi” adı altında oluşturan bir tür tekelci kapitalist üst kurul yönetimindeki fona devredecek. Kıdem tazminatlarını fona devir sistemi, daha baştan işçilerin hak edilmiş kıdem tazminatlarında yüzde 30’u bulan bir kayıp anlamına geliyor! Bu merkez ise, patronlardan aldığı kıdem tazminatı paralarını, yine patronların belirlediği özel emeklilik sigortası şirketlerine devredecek. Kıdem tazminatları, patronlar ve bankaların denetiminde, onların belirlediği biçimde, mali sermaye birikimini ihya eden, özel emeklilik sigortası, borsa, devlet borç senetleri, konut rantı gibi alanlarda işletilerek yağmalanacak. Milyarlarca dolarlık kıdem tazminatlarının en az yüzde 40’lı bölümü devlet borçlarının ve dış ticaret açıklarının finansmanında kullanılacak. Geri kalanı, bankalar, sigorta şirketleri, inşaat tekelleri başta olmak üzere yine mali sermaye çarklarını yağlayacak. Banka, borsa, devlet borcu, rant alanlarında işletilen kıdem tazminatı hak edişlerinin büyük bölümüne, faiz, rant, enflasyon, vergi, yağma biçimiyle mali sermaye el koyacak. İşçi kıdem tazminatını, ya da ondan ne kalmışsa, fondan geri çekmek istediğinde ise, işçiden bir de -daha önce olmayan- gelir vergisi kesilecek. Yani paranın mali sermaye kanallarında işletilmesinin tüm faiz, rant ve diğer kazançlarından mali sermaye ihya olurken, işçiler ana paralarını bile 5-15 yıl sonra, o da kesintiyle alabilecek.

Fon sisteminin getirdiği “altın vuruş”un en önemli yönlerinden biri şudur: Daha önce hak edilmiş ücret bileşeni olan kıdem tazminatı, doğrudan doğruya burjuvazi ve mali sermayesinin denetiminde, bir sermaye bileşeni, mali sermaye için azami kar bileşeni haline getiriliyor. Bunu daha popüler bir biçimde şöyle de ifade edebiliriz: Kıdem tazminatları, patronun işçiye ödediği yılların sömürme ve tüketmesine bir nebze aspirin niteliğindeki tazminat olmaktan çıkıyor. İşçinin kendi hak edişinden, kendisini sömürdükleri için teşekkür borcuyla, burjuvaziye ve mali sermayesine ödediği tazminat haline getiriliyor!

Ancak yeni tasarı, işçilerin kıdem tazminatlarına burjuvazi ve mali sermayesi tarafından “fon” adı altında el konulup işletilmesiyle sınırlı değil. Yeni tasarı, asıl kıdem tazminatlarının işçiler için biricik kısmi iş güvencesi niteliğine saldırıyor.

Tasarı, patronun işten çıkarmak istediği işçiye çalıştırdığı süreye oranla tazminat ödeme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Diyelim ki 10 yıl çalıştırdığı işçiyi, işten çıkarmak için 15-20 bin liradan başlayan tazminat ödeme zorunluluğu, keyfi işten çıkarmaları, özellikle de toplu işten çıkarmaları caydırıcı bir etki yapıyordu. Bu neoliberal esnek güvencesiz kölelik rejimi koşullarında, işçilerin belli bir işyerinde daha uzun süre çalışma, -kuşa çevrilmiş biçimiyle- kısmi iş ve gelecek güvencesiydi. Tasarı ise, patronun işçiye kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünü kaldırarak, patronlara hiçbir yükümlülük altına girmeden, çalıştırdıkları işçileri istediği zaman, işten atma kolaylığı sağlıyor. Daha güçlü bir ifadeyle: Tasarı, işçi atmanın önündeki son engeli ortadan kaldırıyor, tam tersine işçi atmayı -patronlar için hem olağanüstü kolay hem de bilaki karlı hale getirerek- teşvik ediyor.

Tasarının en yıkıcı yönü budur. Bir işyerinde daha uzun süre çalışma “şansına” sahip olma olanağını, geriye kalan son iş güvencesi hakkını da pervasızca ortadan kaldırmaktadır.

Yeni tasarı, işten atılan işçinin hiçbir biçimde kıdem tazminatı alamamasını düzenliyor. İşten atılan işçi, ancak 5 yıl boyunca iş bulamazsa, çalıştığı dönemdeki tazminatın tamamını alabilecek. İşten atılan işçi, ancak yeniden iş bulursa, o da tazminatının yarısını alabilecek. Kalanını ise emekli olduğunda, o da tabii, bulabildiği her işten istendiği zaman atılacağı için, kazayla emekli olabilirse, alabilecek. İşçiler, mali sermaye tarafından işletilen tazminat fonlarından bir parti para çekme hakkına ancak 15 yıllık çalışma süresini, 3 bin 600 günlük prim ödeme gün sayısını doldurduğunda sahip olabilecek. İkinci para çekme hakkı için bin 800 gün daha prim ödemesi gerekecek… Ancak, inşaat tekellerini ve piyasasını ihya etmek için, kıdem tazminatında konut almak üzere para çekmek isteyen işçilere, kişisel kıdem tazminatının yarısını çekme şansı tanınıyor. Başka deyişle, işçilere kendi hak edişinin yarısını kullanabilmek için, konut satın alma zorunluluğu getiriliyor! Tasarı, kadın işçilere evlendikten sonra, erkek işçilere askere gitmek için işten ayrıldıklarında ödenen tazminat da kaldırılıyor.

Bu demektir ki: İşten atılana tazminat yok! Kadın işçilerin evlilik, gebelik, çocuk, erkek işçilerin askerlik gibi zorunlu nedenlerle işten çıkmaları durumunda da tazminat yok! Her hangi bir iş yerinde düzenli, uzun süreli çalışma yok! İş güvencesi yok! Resmi emeklilik hakkı da yok! Dahası -patron ve devletin katkısının yüzde 0.5’e indirildiği- işsizlik sigortası da yok! Sermaye tarafından keyfince işletilen kendi hakedilmiş parasını istediği zaman çekme, kendi ihtiyaçları için kullanma hakkı yok!

Yeni kıdem tazminatı tasarısı kısaca şöyle özetlenebilir:

1- İşçi ücretlerinden yapılan, toplamı yüz milyarlarca doları bulan kıdem tazminatı kesintileri, burjuva devletin, banka ve tekellerin borçlarını finanse etmekte kullanılacak. Emekliliğin özelleştirilmesine karşın fazla iş yapamayan özel emeklilik sigortası şirketleri ve bankalara, borsaya, durgunluğa giren büyük inşaat tekellerine, patronlara, bir bütün olarak burjuvazi ve mali sermayesine peşkeş çekilecek. Tasarı, işçilerin karşılıksız el konulan emeğinde, yani artıdeğer sömürüsü ve gaspında dramatik bir artış anlamına geliyor.

2- İşçilerin kısmi iş ve gelecek güvencesinin son halkası olan kıdem tazminatı hak edişi tümüyle buharlaştırılacak. Kamuya bağlı, sigortalı, sendikalı işyerlerinde bile esnek, güvencesiz, geçici, patronun keyfine ve kaprislerine bağlı, istediği zaman hiçbir yükümlülüğü olmadan işçi atabileceği neoliberal kölece çalışma ve mali sermayeye zincirlenmiş kölece yaşam ve düşünce koşulları bir bütün olarak yaygınlaşacak. İş güvencesinin son kalıntılarının da kaldırılması, çalışma koşullarındaki son ekonomik, sosyal, sendikal, tis gibi hak kazanımı kalıntılarının da hızla tasfiye edilmesini kolaylaştıracak.

3- Tasarı, işçiler üzerindeki burjuvazinin sınıf güdüm ve boyunduruğunu bir bütün olarak katmenlendiriyor. İşçinin emeği ve yaşamı üzerindeki sermaye kontrol, güdüm ve boyunduruğunu son köleleştirme sınırına kadar artırıyor. Bu yönüyle, yalnızca ekonomik, sosyal değil, siyasal bir karaktere de sahip.

İş yasasında ücretli köleliği bir kat derinleştiren bu mali oligarşik düzenleme, arka planında ki tekelci burjuvazi ve mali sermayesine şimdiden düğün bayram yaptırıyor. Bankalar ve özel sigorta tekelleri, inşaat tekelleri patronları, şimdiden işçilerin alınterinden gaspedilip kasalarına akacak milyon dolarları saymaya, bütün patronlar çıkartacakları işçilerin listesini yapmaya başladılar bile.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*