Anasayfa » BASINDAN » Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar

Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar

Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar : Gerçekler ve Sonuçlar

Eğer siz etrafınızdaki birçok insanın birdenbire her türlü gıdaya –yerfıstığına, buğdaya, glütene- alerjisi olduğunu fark ettiyseniz, hayal görmüyorsunuz. Son 10 yılda, gıda alerjisi olan kişi sayısı 2’ye katlanıp 12 milyona, başka bir deyişle nüfusun %4üne çıktı. Bu olaydaki sebepler kuşkusuz ki karmaşık, ama bu artan demografikte şüpheler genetiği değiştirilmiş gıdalar üzerinde artmakta.

GDO: TANIM

Genetiği değiştirilmiş organizma -GDO- en temel düzeyi, DNA’sı laboratuar ortamında değiştirilmiş organizmalardır. DNA bir organizmanın en temel yapısıdır, ve DNA’yı manipüle etmek, onu karakterize eden en önemli şeyi değiştirmek demektir. Doğal mutasyon birçok organizmada meydana gelir, ve çapraz tozlaşma hem doğal yollardan, hem de geleneksel üreme yöntemleriyle olur. Fakat, bir GDO laboratuar manipülasyonu olmadan hiçbir zaman var olamayacak bir organizmadır çünkü oluşan değişiklikler esasen türlerin gelişimine karşıttır. Başka bir deyişle, yeni bir tür yaratmak için bir zürafa DNA’sını bir aslana enjekte etmek gibidir.

Genetik modifikasyon genleri sadece bir bitkiden diğerine değil, aynı zamanda bitki olmayan organizmalardan alından DNA’ları bitkilere transferi mümkün kıldı. Bunun en ünlü örneği B.t. ya daBacillus thuringiensis ‘in geninin mısıra aktarılmasıydı. B.t. doğada böcek larvalarını yok eden bir bakteridir. B.t.’nin genleri mısıra aktarılınca mısırın zararlı böceklere karşı kendi savunma sistemini kurması mümkün oldu, ki bunun DNA manipülasyonu olmadan oluşması hiçbir şekilde mümkün değildir.

İYİ HABER

Görünüşte bir organizmanın DNA’sını manipüle etmek oldukça makul ve akla yatkın görünüyor.

Ekinlerde istenilen özellikler yaratmak, ya da istenmeyenleri çıkarmak, mantıklı bir amaç.

Eğer kuraklığa toleranslı bir bitkinin genleri başka bir bitkiye aktarılsa, diğer bitkinin toleransını artırmak için, bu dünyanın birçok yerinde olumlu sonuçlar doğurabilirdi.

Hastalıklara dirençli olması için modifiye edilmiş bir bitki hem çiftçiler tarafından olumlu karşılanacaktır, hem de ekonomiye katkıda bulunacaktır.

Bir ekinin besin değerini artırabilmek, kolaylıkla hepimiz için alan razı-satan razı durumuymuş gibi anlaşılabilir.

KÖTÜ HABER

O zaman neden genetiği değiştirilmiş gıdalar hakkında bu kadar endişe var? Her yeni teknolojide olduğu gibi, bilinmeyen faktörler önemlidir, ve işin içindeki kar anlayışı konuyu fazlasıyla bulandırıyor. GDO teknolojisi nispeten yeni ve seçili biyoteknoloji şirketlerine devasa karlar vaat ediyor.

Genetik mühendislikten geçmiş ekinlerin tohumları patentlerle korunmakta olup, ve bunlara bağlı olan şirketler DNA manipülasyonuna özgü zararları ört bas ederken GDO araştırmalarının faydalarının çığırtkanlığını yapan biyoteknoloji şirketlerini cesaretlendiren ana faktördür.

Genetik mühendislikten geçmiş ekinleri tüketen bir nüfus üzerindeki sonuçlar henüz belirlenemedi, ve doğa ve diğer türler üzerindeki kasıtsız etkiler tahmin edildiği gibi finansal olarak en çok payı alan şirketler tarafından göz ardı edilmektedir.

Diğer türler: yaşam ve ölüm

Örnek olarak B.t. toksini, böcek larvalarını ayrım gözetmeksizin öldürür. Bu ekine zarar veren böceklerin yok edilmesi açısından bakıldığında iyi bir fikir olarak görünse de, o ekinle alakası olmayan diğer böceklerin ölümü hiç de iyi bir fikir değildir. 10 yıl önce, bir bilimsel dergi olan Nature, B.t. mısırlarının polenlerinin monark kelebeği tırtıllarını öldürmesi konusunda bir çalışma yayınladı. Eğer B.t. mısırından rüzgar tarafından taşınan bir polen bir ipekotu bitkisine ulaşırsa, ki bu monark kelebeği tırtılının tercih ettiği bir bitkidir, tırtılların hiçbir yaşama şansı kalmamaktadır.

Haşere ilaçlarına ve bitki öldürücü kimyasallara karşı direnç de başka bir endişe konusudur. On yıllar önce, artık yasaklanmış olan bir haşere ilacı olan DDT, insanlar üzerindeki etkileri bir yana ekosisteme olan yüzeysel etkilere hiçe sayılarak kullanıldı. Sonuç olarak, bazı sivrisinek türleri DDT ’ye karşı dirençli olmaya başladı. Aynı şekilde, genetik mühendislikten geçmiş ve haşere ilaçlarına karşı dirençli olmak için yaratılmış ekinler başka böceklere etki edebilir –bitkiyle direkt olarak alakalı olmayan, fakat başka şekilde problem teşkil edebilen böcekler- ve bu böcekler ilaçlara karşı direnç geliştirebilir.

Güçlü Monsanto

Aslında en büyük endişelerden biri manipüle edilmiş bitkilerle edilmemiş bitkilerin çapraz tozlaşmasıdır. Manipüle edilmiş bitkiler patentlerle korunmaktadır, ve çiftçileri istenmeyen çapraz tozlaşma durumunda o ekinlerin patentlerini elinde bulunduran şirketlerin açacağı davalara karşı savunmasız bırakmaktadır. Dünyanın önde gelen GDO tohumu üreticilerinden olan uluslar arası tarımsal biyoteknoloji şirketi Monsanto, bilmeden GDO’ ların hasatını yapan çiftçilere patent ihlali davası açtı. Monsanto’nun iddiası çiftçilerin kasıtlı olarak GDO tohumlarını Monsanto’ya bağlı olarak şirketlere para ödemeden başka yerlerden satın aldıklarıydı. Çiftçilerin açıklamasına göre ekinler komşu tarlalardaki GDO ekinleriyle çapraz tozlaşmıştı.

Sağlık sorunları ve ekonomik sorunlar

Yediğimiz ekinlere yabancı genleri sokmanın uzun dönemli ne gibi sağlık sonuçları olabilir? İngiliz tıp bülteni olan Lancert’ta yıllar önce çok fazla tartışmaya sebep olan bir makaleye göre yapılan bir çalışmada manipüle edilmiş patatesle beslenen ve manipüle edilmemiş patatesle beslenen farelerin bağırsaklarında dikkat çekici farklar ortaya çıkmıştır. Avrupa’da ve diğer yerlerde çocuklar üzerinde görülen ve bazen hayati tehlike oluşturan alerjilerin artışı bilim insanlarını bir bitkiye sokulan yeni bir genin aslında daha önceleri görülmemiş yeni alerji tiplerine sebep olduğuna inanmaya yöneltmiştir, ki bu da bazı insanlar üzerinde istenmeyen etkilere yol açabilir.

Son olarak, genetik mühendislik masraflı bir iştir, ve biyoteknoloji şirketleri tek endişenin kar yapma olduğu bir işin içindeler. Korkulan o ki, GDO’ ları pazara sokmak- GDO ekinlerinin fiyatı yanında patent anlaşmalarıyla birlikte- tohum fiyatlarını ABD’ deki küçük çiftçilerin ve gelişmekte olan ülkelerdeki bir çok çiftçinin yanına yaklaşamayacağı değerlere çekecektir. Özellikle fakirleşen milletlerde, bu iş modeli korkunç sonuçlar doğurmaktadır.

DÜZENLEME VE BİLGİ

Şu anda esasen GDO’lar denetlenmemektedir. Amerikan tüketicilerinin çoğunun hangi gıdaların içerik olarak manipüle edildiğini bilmek istediklerini gösteren anketlere rağmen, FDA ( Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi ) halen GDO içeren gıdaların etiketlenmesini şart koşmamaktadır.

Monsanto gibi biyoteknoloji şirketleri, çevre ve gıda güvenliği avukatlarının protestolarına rağmen kendi devasa politik güçlerini ve agresif lobileşmelerini kullanarak GDO araştırmalarının ilerlemesini sağlamışlardır.

Bizim gibi kendi motivasyonları sadece yaptıkları kar olan uluslar arası şirketlerin ellerini gıdalarımızdan çekmesini isteyenler için cevap ne yediğimiz ve yediklerimizin nereden geldiği konusunda cahil kalmayı reddetmekte yatmaktadır. Cehalet mutluluktur diyen her kimse şüphesiz Monsanto öncesi bir dünyada yaşamıştır.

(Basından – Promila Shastri -ÇEVİRİ EYLEM)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*