Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Gelir dağılımı” derken?!

“Gelir dağılımı” derken?!

BDDK’nın Haziran 2015 verilerine göre, banka hesaplarında tutulan 1 trilyon liranın yarısından fazlası, 1 milyon liranın üzerinde hesaba sahip 87 bin kişiye ait.

Bankalarda 61 milyon hesap bulunuyor. Bunun 59 milyonu, azami 10 bin liraya kadar hesabı olanlar. 4.5 milyonu 10 bin-50 bin lira arası hesabı olanlar. 2 milyonu 50 bin-250 bin lira arası hesabı olanlar. 370 bini 250 bin-1 milyon lira arası hesabı olanlar. 87 bini, 1 milyon liranın üzerinde hesabı olanlar.

Bankalarda 1 milyon liranın üzerinde parası olanların sayısı ve toplam mevduat içindeki payı yıldan yıla artıyor. BDDK verilerine göre, son 10 yılda, 1 milyon liranın üzerindeki banka hesaplarındaki toplam net (enflasyon düşüldükten sonraki) birikim yüzde 100’e yakın arttı. 10 bin liraya kadar olan hesaplar toplamının reel değeri ise yüzde 20 civarında azaldı.

Aynı dönemde düşen ücretler, artan işsizlik, sağlık sorunları ve enflasyonla, geri ödenemeyen tüketici kredileri 127 kat, kredi kartı borçları ise 24 kat artış gösterdi. Takip ve icradakı tüketici kredisi ve banka kartı borçlarının sayısı geçen yıldan yıla artarak 3.5 milyon kişiye ulaştı.

Bu tablo “gelir dağılımında bozulma”nın ötesinde, özellikle 2007 krizinden sonra sermaye birikim biçimindeki değişimle hızlanan bir kırılmaya işaret etmektedir. İşçi kitleleri kapitalizmin doğası gereği zaten “tasarruf” yapamadığı gibi, artan ölçüde borca batırılmaktadır. Yalnızca bugünkü değil gelecekteki çalışma yeteneğini satmaya zorlanmaktadır. Ücretli köleliği mali kölelik ile çift dikişli hale getirmektedir.

Toplam toplumsal artıdeğerinin yeniden dağılımında önemli bir rol oynayan “faiz ve rant gelirleri”nin tamamına da banka mevduatlarının yarısından fazlasını elinde tutan büyük para sahipleri el koymaktadır. Banka kredilerinin mevduattan 3 kat hızlı büyümesi, mali sermaye ekonomisinin ifadesidir. Bu sermayenin farklı biçimleri arasında kaynaşmayı daha bir yoğunlaştırıp merkezileştirmekte, tekrar dönüp toplumsal emeğin tüm yaşam enerjisi ve olanaklarına üretim sürecinde ve her türlü yöntem ve biçimle daha yıkıcı biçimlerde el koymaya dönüşmektedir. Banka mevduat ve kredileri, yıkıcı mekansal ve zamansal mülksüzleştirme dalgalarını derinleştirmekte, burjuvazi açısından ise emek, insan ve doğa yıkımı üzerinden sermaye birikimini hızlandırma ve kolaylaştırma mekanizmasını yaratmaktadır.

Tablo, gerçekte neoliberal sermaye birikimi temelindeki “gelir dağılımı”nın, sermaye için azami kar ve azami tahakküm, işçiler, kent ve kır yoksulları için bir ceset dağılımı olduğuna işaret etmektedir.

Bir kutupta banka, borsa, tekellerin mali oligarşik kapitalizmi… Diğer kutupta tüm yaşam enerjilerine el konulmuş, sermaye için “tasarrufu” da yaşamlarından yapmaya zorlanan işçi kitleleri…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*