Anasayfa » GÜNDEM » Gazi katliamı ve direnişi 18. yılında

Gazi katliamı ve direnişi 18. yılında

Gazi Mahallesinde olağan akşamlardan bir tanesi yaşanıyordu 1995 yılının 12 Mart‘ında. Saat 20.30 civarı Gazi mezarlığı yönünden İsmet Paşa caddesine inen bir taksiden Dostlar Cihan, Yavuz, Doğu Kahvehaneleri ile Sarıcıoğlu Pastanesi‘ne açılan hain ateş ile bozuldu günün olağanlığı.

Saldırının hemen ardından silah seslerini duyan Gazili emekçiler hemen sokaklara aktı. Gazililer deneyimliydiler, biliyorlardı daha Sivas‘ın sıcaklığı yakıyordu yürekleri. Sokaklardaki yargısız infazlara uyanıyorlardı her sabah. Herkes birşeyler söylüyor: “Faşistler saldırdı”, “kontrgerilla”, “polis korumuş”, “devlet yaptı!”, Gazi düşmanı iyi tanıyor. Katiller yüzlerini gizleyemiyordu.

Saldırının hesabını sormak için toplanan Gazililere bu seferde ne yapacağını bilmeyen polis, en iyi yaptığı şeyi yapıyor, saldırıyordu. Ama bu saldırı daha da harlıyordu öfkeyi. Saldırının ve direnişin tvlerde yayınlanması üzerine başta Nurtepe, Gültepe, Okmeydanı, Alibeyköy, Armutlu, Ümraniye‘den olmak üzere İstanbul’un birçok yerinden akıyorlardı Gaziye, barikat başına.

13 Mart’ta İstanbul’un dört bir yanından gelen yaklaşık 15 bin kişi polis karakoluna tekrar yürüyüşe geçti, çevik kuvvet ve özel timlerle desteklenen polis eylemcilere ateş edince çatışma başladı. Çatışmalar sonunda on sekiz kişi katledildi. Aynı gün İstanbul valiliği Gazi Mahallesi ile iki mahallede daha sokağa çıkma yasağı ilan etti. Gazi mahallesi’ne giriş ve çıkışlar polis kontrolüne alındı. Ama öfke dinmiyordu eylemler devam ediyor Gazinin heryeri barikat oluyordu. Polisin gücü yetmeyince Gazi’ye asker sevk edildi.

Yine aynı gün Gazi Mahallesi’nde ki direnişe birçok yerden destek geliyordu. Ankara Kızılay Meydanı‘nda çıkan çatışmalarda otuz altı kişi yaralandı. 15 Mart’ta Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi‘nde çıkan çatışmalarda beş kişinin ölmesi ve yirmiden fazla kişinin yaralanması üzerine bu bölgede de sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Devrimcilerin öncülüğünde Gazili emekçilerin hedef olarak camileri değil karakolu seçmesi katillerin ininin burası olduğunu göstermesi üzerine devletin Gazi hesapları tutmadı. Aksine karşısında büyük bir direnişle karşılaştı. Günlerce süren direniş sonucunda devlet Gazi’de 18, Ümraniyede 5 kişiyi katletti.

12 Mart Gazi katliamı ve ardından başlayan büyük direniş 18. yılında.

Gazi’yi genel bir protesto eyleminden ayıran, öncesi ve sonrasıyla tarihsel bir kırılma gününe çeviren en başta arkasında yatan birikimdi. Gazi bu yönüyle 94 yılında açıklanan “acı reçete” isimli 5 Nisan Paketi‘ne emekçiler cephesinden verilen bir yanıttı. Gücünü ve sarsıcılığını en çok da buradan aldı Gazi.

Kuşkusuz Gazi’nin sorumlusu1 Mayıs 1977, Çorum, Maraş, Sivas katliamlarının, 12 Eylül askeri faşist darbesi ve diktatörlüğünün, kirli savaşın, Ümraniye, F tipi, Gazi katliamların hepsinin altında sınıf imzası ve sorumluluğu olan burjuvazidir… Hesdabını soracak olanda işçi sınıfı olacaktır

Neoliberal burjuva demokrasisi Gazi’nin kanını ne silebilir, ne durdurabilir, ne unutturabilir. Daha “ince” akıtır sadece, daha çok sermayeye çevirir. Zeynep’in, Hakan’ın kanı madencinin kanına karışır ve akar daha nice kıyımlar boyu. Gazi katillerinden, Veli Küçüklerden, Yeşillerden, Ayhan Çarkınlardan, Hayri Kozakçıoğlu, Necdet Menzir, Mehmet Ağarlardan, hesap sorabilecek olan şimdi ayak değiştiren burjuvazi değil, militan sosyalist işçi sınıfı hareketidir. Çünkü gelmişi geçmişi, dünkü ve bugünkü sınıf egemenliğinin tüm biçimleriyle burjuvaziden gerçekten hesap soracak ve onu yıkacak olan sınıf işçi sınıfıdır.

Başı dik çıkılan antifaşist savaşların Gazisi, başı dik çıkılan sosyalist sınıf savaşlarında yaşayacak, katliamın hesabı sorulacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*