Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Fransa: Grev Büyüyor!

Fransa: Grev Büyüyor!

Emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı Fransa’da son genel grev 12 Ekim günü gerçekleştirildi. Bu grevle hükümetin grevcilerin sayısını düşük göstererek ve kayıtsız kalarak grevcilerin sonuç alma umudunu kırma, grevcileri yorgun düşürme çaba ve beklentisi boşa çıktı. Son grevde grev ve yürüyüşlere katılanların sayısı daha da artmış durumda. Son bir ay içerisinde dört kitlesel grev ve çok sayıda yürüyüş gerçekleştirildi. Önceki kitlesel grev ve yürüyüşlere katılım 2 ila 3 milyon arasındaydı. 12 Ekim günü gerçekleştirilen greve ise katılım öncekileri de geçti, grev ve yürüyüşlere 3,5 milyon kişi katıldı.

Paris’te yürüyüşe katılanların sayısı 330 bin. Ülke düzeyinde 242 gösteri gerçekleştirildi. Bütün kentlerde grev ve gösterilere katılanların sayısı öncekinden fazla oldu. Posta işçileri, elektrik ve gaz idaresi işçileri, eğitim emekçileri, sağlık sektörü çalışanları greve çıktılar. Liman işçileri, petrol rafinerilerinde çalışan işçiler, köylü sendikaları, kamyoncular grevde yer aldılar. Hava ulaşımında, iç hat seferlerinde yüzde 50 ve 60’lara ulaşan aksamalar oldu. Metro ve tren seferleri grevcilerin yürüyüşlere katılımını sağlayabilecek biçimde sınırlandırıldı. Eyfel kulesinde çalışan işçilerin greve katılmasıyla kuleye çıkışlar durdu. Önceki grevlerde düşük katılım gösteren lise öğrencileri bu kez okulları boykot ederek yürüyüşlere katıldılar. Son grevin en dikkat çeken gelişmelerinden birisi bu oldu.

Grevci işçiler ve sendikalar emeklilik yaşına kilitlenmiş durumdalar. Bir çok Avrupa ülkesinde emeklilik yaşı 65’e çıkartılmış olmasına karşın Fransa da 62’ye çıkartılmasına karşılık 60’a geri çekilmesi isteniyor. Bütün bildiri ve afişlerde yaygın slogan «geriçekin!». Dün gerçekleşen grev öncesi yapılan afişler ve dağıtılan bildirilerde ise «zafere kadar grev!» başlıkları yer alıyordu.

Grevden önce grevin süresizleştirilmesi sendikalar ve işçi grupları arasında tartışmaların ve açıklamaların konusu oldu. CGT ve diğer bazı sendikalar grev kararının yenilenebileceğini belirterek süresiz greve kapıyı açık bıraktılar. Grevin sonraki günlere taşınarak sürdürülmesi yönünde bir eğilim ortaya çıktı. Sendikalar arasında grevin sürdürülmesi konusunda birlik sağlanmış ve kesin bir karara varılmış değildi.

Sendikalar içerisinde süresiz greve karşı çıkanlar bulunuyor. Öte yandan işçilerin içerisinde sonuç alacak bir grevin gerçekleştirilmesi, başlayan grevin sonuç alınıncaya kadar devam etmesi görüşü yaygınlaşıyor. Continantal işçileri son grev öncesinde «ya kesin sonuç alacak bir grev yapalım ya da biz katılmayız» biçiminde tepkisel bir karşı çıkış gösterdiler. 12 Ekim grevine hükümetin kayıtsızliğına karşı grevlerin süresizleştirilmesi tartışmalarıyla ve artan grev kararlılığıyla gelindi.

METROLAR, SOKAKLAR, HER YER GREV ALANI

Grevci bir işçi veya bir öğrenci değilseniz grevin soluğunu duyacağınız, gücünü hissedeceğiniz yerler metrolar ve sokaklar. Trene bindiğiniz andan itibaren grev yapan işçiler, boykotçu öğrenciler, yürüyüşe katılmak için yola dökülmüş büyük gruplarla bir aradasınız. Yürüyüşe gitmek için bindiğim trende boykota giderek okulu kırmış, öğrenci neşesiyle yürüyüşe katılmak için yola çıkmış liseli bir öğrenci grubuyla karşılaştım. Yürüyüş alanına kadar onlarla birlikte gittim. Genç ve eylemde olmanın canlılığıyla «ertesi gün de sürecek mi?», «süresiz mi yapacağız?» soruları ve yanıtlarıyla aralarında boykotu konuşuyorlar.

Liselerden boykota katılımda önceki grevlere göre hızlı bir artma var. Öğrenci hareketindeki gerileme önceki kitle grevlerine düşük katılımda görülüyordu. 12 Ekim grevine ise lise öğrencileri kitlesel ve canlı bir katılım gösterdiler. 357 ile 400 arasında lisede boykot gerçekleştirildi ve lise öğrencileri yürüyüşlerde de aktif olarak yer aldılar. Yürüyüş alanına başka bir trenle gelen bir yoldaş lise öğrencilerinin «Boku yedin Sarkozy/gençlik sokağa iniyor!» sloganını attıklarını söyledi. Montpellier lise öğrencileri caddeyi çöp bidonlarıyla kapatarak blokaj gerçekleştirdiler.

Yürüyüş alanına kadar birlikte gittiğimiz grupla metroya geçtiğimizde CGT’li işçilerin bulunduğu vagona bindik. Metroda herkes grevci, herkes yürüyüşçüydü. CGT’li işçiler gösteriye trende başlamışlardı. Bir anda Enternasyonal söylenmeye başlandı. Ardından sloganlar, bağırışlar, Sarkozy’e selam göndermeler, avcı borusu ve düdük sesleri… Ardından grevcilerin dilinden düşmeyen «geriye çekin, geriye çekin/çekmezseniz ne olacağını biliyorsunuz!» başladı. Bu bir tür tekerleme gibi, alaycı ve meydan okuyan bir şekilde şarkı gibi başlıyor, kısa, kesik vurgulu sloganlarla bitiyor.

Marş, şarkı ve sloganlardan taşan coşku ve kararlılık yürüyüş boyunca kortejlerde de görülüyordu. Bu kez Montparparnasse’dan Bastille’e yüründü ve bu uzun güzargah tüm yürüyüşçüler tarafından tamamlandı. Öyle ki Paris dışından otobüslerle gelmiş gruplar, gelinen güzergahtan dağılacak olanlar, disipilinli bir şekilde ara vermeden Meydan’ a kadar yürüyor sonra geriye dönüyorlardı.

Sendikalar Paris’teki yürüyüşe 330 bin kişinin katıldığını açıkladı. Bizim de gözlemlediğimiz katılımın önceki yürüyüşlerden daha çok olduğu ve yürüyüşe katılan kitlenin de daha kararlı ve coşkulu olduğuydu. Başta Marsilya olmak üzere diğer kentlerde de grev ve yürüyüşlere katılanların sayısı öncekilerden daha fazla. Bir ayda gerçekleşen 4. büyük kitlesel grev bu. Hükümetin grevlere kayıtsız kalma ve grevcileri yorgun düşürme taktiği grevcilerin sayısındaki ve kararlılığındaki artışla boşa çıkıyor. Buna karşın hükümet küçük değişiklikler dışında geri adım atmama tutumunu sürdürüyor. Grevlerde radikalleşme eğilimi, grevlerin süresizleştirilmesi tartışmaları artıyor. Grevci sayısının 3,5 milyona çıkmış olması grevlerin büyüme eğilimini gösteriyor. Grevler yarın ve izleyen günlerde azaltılmış olarak sürecek. Sendikalar hafta sonu yeni bir değerlendirme yapacaklar.

Türkiyeli devrimci örgütlerin ve göçmen işçi kitlesinin kitle grevine olan ilgisizliği, olan biteni kendi dışında görmesi ve kayıtsızlığı ise sürüyor. Bizim bir elin parmaklarını geçmeyen katılımımız, Atılımcıların 8-10 kişilik katılımı dışında görebildiğimiz bir katılım yoktu. Bulunulan ülkedeki mücadeleye olan bu uzaklık kuşkusuz bizim cephemizden en büyük sorundur.

SON RAUNDA GİRİLİRKEN

Emeklilik yaşıyla ilgili grev ve yürüyüşlerle inatçı bir direniş sürdürülürken grevlerin tek bir istemle yürütülmesi, işçi sınıfının siyasal bilincinin geliştirilmesi yönünde dahi sözü edilebilir bir çabanın olmayışı, eylemlerin sadece emeklilik yaşı, Sarkozy ve hükümet karşıtlığı temelinde sürmesi ve büyük kitlelerin katıldığı yürüyüşlerin aşırı sakinlikte geçmesi eylemlerin zayıf yönü olmaya devam ediyor.

Bununla birlikte işçilerin kararlılıklarını gösterdikleri eylemsel çıkışlar da gerçekleşiyor. 29 Eylül’deki grevde kadın ve erkek hemşireler Paris’in vitrinlerinin olduğu ve Sarkozy’nin oturduğu Elize sarayının bulunduğu Champ-Ellyse caddesine hızlı bir giriş yaptılar. Polisin sert saldırısına karşın inatla ilerlemeye çalıştılar. Marsilya’da da liman işçileri limanın özelleştirilmesi ve emeklilik yaşına karşı limana girişleri kapattılar. Marsilya’da petrol işçilerinin ve kargo işçilerinin grevi 4. haftaya girdi. Doğabilecek petrol sıkıntısı üzerine hemen hesaplamalar yapılmaya başlandı. Bir kaç gün önce de CGT sendikası üyeleri otomobil fuarına girerek burayı gösteri alanına çevirdiler. 12 Ekim günü öğrencilerin Montpellier’de gerçekleştirdikleri blokaj ve Paris’teki yürüyüşün akşam saatlerinde çatışmayla sonuçlanması grev hareketinin sıçramalı gelişmelere ve militanlaşmaya açık olduğunu gösteriyor.

Öte yandan grevler vesilesiyle Fransız burjuvazisi ve devletinin neoliberal dönüşüm politikalarını uygulayarak emperyalist kapitalist sistemin içsel dönüşümüne geçiş yapamamış olması, Fransa ekonomisindeki daralma, sorunun emeklilik yaşından çok emeklilik fonlarının sermaye olarak kullanılmak istenmesi olduğu vb. konuları da tartışılıyor.

Grevler emeklilik yaşında kilitlenmiş olmakla birlikte sonucu iki taraf açısından da bununla sınırlı olmayacak. Neoliberal saldırı politikalarına karşı mücadele emeklilik yaşında odaklanmış durumda. Fransız burjuvazisi ve Sarkozy hükümeti toplumsal desteğini artan ölçüde kaybediyor olmasına karşın bu nedenle yasayı küçük değişiklikler dışında taviz vermeden çıkartmakta ısrarlı. Bunun karşısında ise grevciler kararlı, sayıları artıyor ve dirençle grevleri gerçekleştiriyorlar.. Işçiler kazanırlarsa, hükümetin saldırı dalgasını sürdürebilmesi zora girecek. Hükümet kazanırsa işçi hareketinin mevzi kaybı ve geriye gidişi devam edecek. Grevcilerin kazanması, grevci sayısının daha da artmasına, genel grevin tüm hayatı durduracak biçimde büyümesine, süresizleşmesine ve burjuvazi için daha büyük bir tehdit oluşturmasına bağlı.

NOT: 13 Ekim’de grevler, sendikaların tabiriyle “sürdürülebilir grev” biçimiyle azaltılmış olarak sürüyor. Özellikle iç ve dış hatlarda süren grevler etkili olmaya devam ediyor. Liselerde ise boykot ve blokaj eylemleri düne göre arttı. Yapılan farklı açıklamalara göre 400 ila 800 arasında lisede boykot ve blokaj eylemi var.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*