Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Fransa’da Yürüyüş: Avrupa Bütçe Paktına Hayır

Fransa’da Yürüyüş: Avrupa Bütçe Paktına Hayır

Kemer sıkma politikaları öngören Avrupa Bütçe Paktı’na karşı yürüyüş Paris’te gerçekleştirildi. Nation meydanında başlayan Place de İtalie meydanında sonlanan yürüyüşe 80 bin kişi katıldı. Yürüyüş aralarında Parti Komünist ve sol cephede yer alan diğer partilerin de bulunduğu 60’a yakın kitle örgütü tarafından düzenlendi. Çevre kentlerden de katılım oldu. Yürüyüşte “Kemer sıkma politikalarına hayır”, “Avrupa bütçe paktına hayır” içerikli pankartlar taşındı. Katılımcı sayısı az olmamasına karşın yürüyüşün temposu ve nabzı düşüktü. Diğer yandan bu yürüyüş mobilizasyonun başlangıcı niteliğindeydi. 6,7 Ekim’de Fransa genelinde eylemler yapılacak.

Yürüyüşü düzenleyen partiler ve kitle örgütleri Fransadaki seçimlerin ikinci turunda Sosyalist Parti’yi desteklemişlerdi. Yürüyüşün bir hedefi AB’nin bütçe paktına karşı fiili bir refarandum sürecinin örgütlenmesi iken, bir hedefi de Hükümet olan Sosyalist Parti’nin üzerinde baskı kurmak. Avrupa Bütçe paktı gelecek hafta oylanacak. Sosyalist Parti hükümeti seçimler öncesindeki vaatlerini gerçekleştirmek bir yana hazırlanan hükümet proğramıyla AB şartlarına uygun olarak bütçe açıklarının kapatmak için kemer sıkma politikalarına yöneliyor. Avrupa bütçe paktını da destekçileriyle arasında bir kopuş olmadan geçirmeye çalışıyor. Lizbon anlaşmasıyla yüzde üçten fazla açığı yasaklayan bütçe paktının uygulanması Fransa da 70 milyar euroluk bir faturanın emekçilere kesilmesi olacak. Kemer sıkma politikalarına karşı mücadele eylemin temel hedefi olurken ikinci hedefi de desteklenmiş olan Sosyalist Parti’nin uyarılması.

Eylemde Devlet başkanı Hollande’ın üzerinde ‘kamuoyu arıyor/araştırıyor’ yazan posterleri taşındı. Son kamuouyu yoklamalarına göre Hollande verilen destek yüzde kırkdörte gerilemiş durumda.

KP ve diğerleri verdiği sözü tutmadığı, destekleme koşullarına uymadığı için Sosyalist Part’yi eleştiriyorlar. Ama kendilerinin Sosyalist Parti’yi niçin desteklemiş olduklarını sorgulamıyorlar. Bu desteğin soldaki kitlelere kabul ettirilen meşru gerekçesi Sarkozy’nin gitmesini sağlamak olsa da desteğin tek nedeni bu değildi. Proğramatik görüşlerinde Sosyalist Parti’yle çok temel ayrımların bulunmamasıydı. Modern revizyonist bir temele sahip olan bu partiler, sosyal reformist istemlerle birlikte kamusal bir banka, kamusal yatırım ve kamusal istihdam, orta ve küçük sermayenin desteklenmesi, yeniden sanayileşme görüşlerini savunuyorlar. AB ne de ulusal egemenlikçi bir perspektiften karşı çıkıyorlar ve bu görüşleri onları Mari le Pen’in faşist partisiyle yan yana getiriyor.

Ekonomik kriz Fransa da Yunanistan, Portekiz, İspanya’daki kadar emekçi sınıfların yaşam koşullarında sarsıcı ve yıkıcı bir etki göstermiş değil. Etkisi daha tedrici. Sarkozy döneminde delikler açılsa sosyal güvenlik şemsiyesi var. Sosyalist Parti’nin bütçe kesintilerinde de eğitim, sağlık gibi alanlara dokunulmadı. Halihazırda emekçi sınıflarca da desteklenen sol partilerin parlementodaki varlığı, Komünist Parti, CGT’de içinde olmak üzere sendikaların ve sol partilerin burjuva demokrasisin kurumsal parçaları durumunda olmaları işçi hareketinin devrimci gelişiminin önündeki engellerdir. ‘Yeniden sanayileşme’ gibiş konularda başlamış olan tartışmalar ise dünya neoliberal kapitalist ekonomisi içerisinde rekbaet gücünün düşüklüğü temelinde sürdürlüyor ve bu düşüklük verimlilik eksikliği ve işçi ücretlerinin yüksek olmasına bağlı olarak açıklanıyor. Hedefe işçi sınıfı çakılıyor. Bununla birlikte işçi sınıfının iç dinamikleri sınıfsal bir karşı koyuş yönünde ilerliyor. Fransanın kuzeyinde kapanmak üzere olan Arcelor Mital çelik fabrikasında işçiler kontol ve yönetim odasını bir süre işgal ettiler.

Eyleme Devrimci Proletarya ‘Un Monde Sans Crise Est Possible Le Socialism/Proletariat Revolutionnaire’ pankartı ile katılırken bildiri dağıtımı da yapıldı.

Devrimci Proletarya dışında Atılım da yürüyüşte yer aldı. Türkiyeli devrimci yapıların bu gibi yürüyüşlere ilgisizliği ve katılımda sayısal azlığı, bulunulan ülkelerdeki mücadeleye kayıtsızlık, kendisini bu mücadelelerin bir parçası olarak görmemekten kaynaklanıyor. Devrimci bir ısrar ve inatla kırılması gereken de bu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*