Anasayfa » DÜNYA » Fransa’da 10. genel grevin gösterdikleri

Fransa’da 10. genel grevin gösterdikleri

13516267_591187294383415_8765760234397351126_nFransa’da 3 ay içinde 10. genel grevde yaklaşık olarak 200 bin kişi sokaklara çıktı. En kitlesel ve coşkulu eylemler ağır sanayinin yoğunlaştığı bölgelerde gerçekleşti.

Paris’te katılım 20 bin kişi olurken, 100.000 kadar nüfusa sahip Le Harve şehrinde 20 bin’e yakın kişi yürüdü. Marsilya’da ise yaklaşık 40 bin kadar kişi yürüyüşe katıldı.

Ancak Paris’te gerçekleşen yürüyüşe yürüyüş demek içimizden gelmiyor. Fransa’da miting kültürü yoktur genelde yürüyüş olur. Yürüyüş bir noktadan başlar ve hedeflenen meydanda da biter. Dün yapılan yürüyüş haftalar öncesinde tartışılmaya başlayarak, kasörler (kırıcılar) falan bahanesiyle yürüyüş yasağı tartışılmaya başlanmıştı. Sendikalarda çok net bir tavırla yürümekte kararlı olduklarını açıklamışlardı. Dün akşam devlet yetkilileriyle sendika temsilcilerinin yaptığı görüşmeden sonra yürüyüşe izin verildiği açıklandı. Yasak tartışılırken 5. devrimden sonra ilk kez yürüyüş yasağı tartışmaları da birlikte yapıldı.

Alana vardığımızda sendikanın devlete nasıl da can simidi olduğuna tanıklık etmiş olduk. Yürüyüş güzergahı meydanın yanındaki gemi limanının etrafında bir kilometrelik bir turdan ibaret kılınmış, yani böylelikle hem devlet yasaklamaktan kurtulmuş, hem de yürüyüş yapılmış oldu.

Ancak toplanan kitlede yoğun bir tepki vardı, sendika ise polisliğe soyunarak güvenlik çemberlerini polisten önce oluşturmuştu.

Aslında alanda işçiler de yok denecek kadar azdı gençler ve sol örgütler ağırlıklıydı. Alan büyük demir bariyerlerle tamamen çevrilmişti, adeta yarı açık cezaevini anımsatan bir görüntü dikkat çekiciydi. Alana üst araması yapılarak giriş yapıldı.

Bu durumun Fransa’da ilk kez gerçekleştiğini söyleyebiliriz. CGT başkanı Martinez’e yoğun bir tepki vardı; bağıranlar, hakaret edenler.

Bizde Devrimci Proletarya adına yaptığımız canlı yayında Martinez’e teşhir amacıyla sorduğumuz “bunu yürüyüş olarak görüyor musunuz?” diye sorduğumuzda,bize kısaca “evet” diyerek karşılık verdi, “bu formalite bir yürüyüş değil miydi?” diye sıkıştırdık kedisini.

Bu arada eyleme gelen kitlelerden tepkiler çığ gibi artınca Martinez alandan ayrılmak zorunda kaldı. Kitlenin yaklaşık olarak yüzde altmışını sol örgütler oluşturuyor olmasına rağmen “sendika ve devletin koyduğu sınırlar kabülümüzdür” dermişcesine sendikalarla birlikte tüm kitle dağıldı.

Fransız solunun sefaleti ilk yasakta net bir şekilde görüldü, kapitalizm karşıtlığı ve proleter sosyalizm programına ihtiyaç bile duymayan bir sol, olsa olsa iyi bir sendika olur ve yaptığı en iyi işte işçi sınıfının kapitalizm karşısında elinde kalabilmiş hak kırıntılarını korumayı yegane görev ve misyon olarak içselleştirir.

Şimdi bundan sonrasında ne olur? Görünen o ki; 22 Haziran da sadece 23 Haziran yürüyüş yasağı değil, aynı zamanda grevi sonlandırma yönünde de belli bir görüş alışverişi ve bu yönlü bir uzlaşma olmuş. Bu durum yakında daha net ortaya çıkacaktır.

28 Haziran’da işçi sınıfı yeniden alanlar da olacak ancak bundan sonra sonuç ne olursa olsun işçi sınıfı sendikaları da aşan bir birliktelikle kendi haklarını kendi savunacak taban örgütlüğünü yarattı ve hiçbirsey artık eskisi gibi olmayacak. Bugünden kesin olarak görülen durum budur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*