Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Filmin başında gösterilen silah sonunda patlar: Lastik-İş çetesi şefi kendi silahıyla öldürüldü

Filmin başında gösterilen silah sonunda patlar: Lastik-İş çetesi şefi kendi silahıyla öldürüldü

DİSK Lastik-İş Genel Başkanı Abdullah Karacan, Sakarya’da bulunan Goodyear otomobil lastiği fabrikasında işyeri temsilcilik odasında, kendi silahından çıkan kurşunla öldü. Karacan’ın temsilcilik odasında bulunan masanın üzerine koyduğu silahı alıp Karacan’ı vurup öldüren, iki sendika yöneticisini daha yaralayan ise bir Goodyear işçisiydi.

Şimdi Karacan’ın ardından tüm sendika bürokratları ağıtlar yakıyor, Karacan’ı kendi silahıyla öldüren Goodyear işçisine ise lanetler okunuyor.

Oysa bu olayın arka planını anlamak için her şeyden önce bilinmesi gereken, Lastik-İş’in Goodyear, Brisa gibi büyük lastik tekeli patronlarının işbirlikçisi, mafyatik, gerici-faşist bir sendika bürokrasisi çetesi olduğudur.

Goodyear gibi bir fabrikaya işçilerin silahla girmesinin mümkün olmadığını tüm işçiler bilir. Peki bir sendika yöneticisi neden ve nasıl silahla dolaşabilir. Goodyear gibi bir fabrikaya neden silahla giriyor? Dahası, temsilcilik odasına çağırdıkları işçiyle konuşurken sendika başkanı neden silahını masanın üstüne koyuyor?

Bunun tek yanıtı, mafyatik-faşist Lastik-İş yönetici çetesinin, çağırdıkları işçiye, dayattıklarını yapmak istemediği için, mafyatik bir tarzda gözdağı vermeye çalışmış olmalarıdır.

Bunu, gerek Karacan’ın Karacan’ın kendi silahıyla öldüren işçinin ifadesi, gerekse mevcut sendika yönetimine muhalefet eden diğer Goodyear işçilerinin anlatımları teyid ediyor.

Goodyear işçilerinin büyük kesimi de mevcut sendika merkez ve şube yöneticilerinden rahatsız. Çünkü bu sendika patronları çetesi, patronla anlaşma halinde, kendilerine biat eden işçileri çalışma koşullarının daha az ağır olduğu üretim bölümlerine yerleştirebiliyor. Fabrika ve sendika yönetimlerine muhalefet eden işçileri ise, en ağır üretim bölümlerine sürüp, mobing uygulayıp baskı yapıyorlar. Bizzat sendika patronları çetesinin üstlendiği işçilere baskı uygulamaları, işçiler boyun eğmediği durumda, yine patronla anlaşmalı biçimde, işçileri işten attırmaya kadar varabiliyor.

Sendika patronları çetesinin işçiler üzerindeki bu gibi baskı ve mobing uygulamaları, bir grup Goodyear işçisinin sol basına yansıyan mektuplarıyla daha önce gündeme gelmişti. Yine işçiler, bu mafyalaşmış sendika çetesinin sosyal tesislerini fabrika patronunun düzenlediği etkinler için kullandırmasını eleştirmişlerdi. Sendika patronları ile fabrika patronları o kadar içli dışlıydı ki, fabrika idaresi “verimlilik” toplantılarını sendikanın sosyal tesislerinde yapıyordu.

Sendika genel başkanı, kendisini kendi silahıyla vuran işçi Sedat U. ile “silahlı ikna” görüşmesi yapıyordu. İşçiyi daha zor bir bölüme göndermek istiyor, bunun için uzun süredir işçiye baskı yapıyordu. İşçi Sedat U. ise lastik sektöründe uzun süre çalışmış olan işçiler arasında yaygın olan bir meslek hastalığından muzdaripti, eski bölümünde kalmak istiyordu. İşçinin ifadesine göre, sendika genel başkanı, şube başkanı ve temcilci, kendisini ikna odası olarak kullandıkları temsilcilik odasına çağırdılar, burada hakaret ettiler, baskı ve tacizde bulundular. Bu “görüşme”ye sendika genel başkanının bizzat silahlı olarak gelmesi ve silahını masanın üstüne koyması da, sendikacıların çağırdıkları işçinin sermaye ile yaşadığı bir sorununu çözmek için orada olmadıklarını gösteriyor.

Bu tür bir çürümüş sendikacılığın kendisi, işçi sınıfının en büyük sorunlarından birisi…

Yazıda kullandığımız fotoğraf aynı zamanda bir belgedir: Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, Lastik-İş Genel Başkanı Abdullah Karacan, Goodyear Fabrika Genel Müdürü Rickhindi, otomobil lastiği biçiminde yapılmış pastayı keserek Goodyear’ın 30. yılını kutluyorlar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*