Anasayfa » DÜNYA » Filistin: İsyan ve gençler

Filistin: İsyan ve gençler

60676062Son haftalarda Filistinli gençlerin direnişi, Tecrit duvarlarını büyük balyozlarla parçalamak, İsrail devletinin Filistin mahallelerini yalıtmak için yerleştirdiği büyük beton blokların gençlerin el koyduğu grayderlerle yıkılması, Kudüs Filistinlilerine dönük her saldırıya anında gösterilerle yanıt vermek, hemen her gözetim ve kontrol noktasında İsrailli askerle çatışmak, sosyal medyanın etkin kullanımı, okullarda ve bazı mahallelerde direniş komite ve konseyleri gibi, yeni biçimler kazanıyor.

Filistin’de yeniden canlanan ulusal direniş hareketinin başını, lise ve üniversite öğrencisi, çoğunluğunu kent yoksulu ve Filistin şehirlerindeki mülteci kamplarından gençler çekiyor. Filistin toplumunun zaten yüzde 35’ini 15 yaş altı, yüzde 30’unu da 15-29 yaş arası gençler oluşturuyor.

Birinci İntifada’da (1987-93), işgalcilerin askeri harekat ve saldırılarını gözetleyen ve özsavunmayı örgütleyen mahalle komiteleri, askeri sıkıyönetimin okulları kapatmasına karşı eğitimin mahallelerde sürdürülmesi, tarla, gıda, sokak yasaklarına karşı kolektif ev ve bahçe tarımını geliştiren yaygın halk örgütlenmesi biçimleri vardı.

Bugünkü isyan ve direniş hareketi ise bazı yeni özellikler gösteriyor. Dünya çapında benzer direniş hareketlerinde olduğu gibi internet ve sosyal medya platformları, Filistinli gençlerin direnişlerini koordine etmesinde ve İsrail’in dayattığı izolasyon ve parçalama duvarlarını aşmada görülmemiş bir etkinlikte kullanılıyor. İnternet ve sosyal medya Filistin direnişinde özel bir öneme sahip, çünkü Filistinliler Gazze, Batı Şeria, İsrail-Kudüs ve diaspora gibi sayısız parçaya bölünmüş, her biri de duvarlar, kalekollar, kontrol noktaları, kamplar ile kendi içinde ayrıca parçalanmış durumda. Bu yüzden sosyal medya, sokak eylem ve dayanışmasının her günkü dakik koordinasyonu kadar, hapishaneye çevrilmiş Filistin’in farklı parçaları arasında, bilgi, fikir alışverişinin yanısıra işgale karşı özgürlük ve direniş fikir ve duygularının yayılmasında hayati bir öneme sahip.

Gazze’de gençler, saldırı altındaki Kudüs ve El-Aksa Filistinlileri ile dayanışmak için duvarla çevrilmiş sınır bölgesini aşıp eylem yapıyorlar, çoğunun üzerine ateş açılıyor. 1 Ekim’den bu yana 17’si gösterilerde olmak üzere 40 Filistinli İsrail tarafından öldürüldü. Filistinli gençlerin İsrail askerlerine karşı taş, molotof kokteyli, savurmalı sapan, ateşe verilen barikatlarla çatıştığı yerlerin çoğu Gazze ve Batı Şeria’da olmakla birlikte, gözetim noktalarında sürekli eylem ve çatışmaların varlığı, hareketin İsrail içlerine ve izolasyon alanlarına yayılmasını sağlıyor.

B2Y-UbyCIAAeehO.jpg largeUzunca süredir ilk kez, saldırılara karşı yerel olmaktan çıkıp bütün Filistinlileri kapsayan bir isyan ve direniş hareketi ortaya çıkmış durumda. Ve yine uzunca süredir ilk kez, tüm Filistinlileri birleştiren bir gündem var: Kudüs. İsrail’in yoğun bastırma, ev baskınları, öldürme ve tutuklama harekatına, yarısına yakını çocuk 800 kişiyi tutuklamasına, yaralı tutsaklara bile işkence yapmasına ve tedavi ve avukatları engellemesine karşın; Filistinli gençlerin isyanının direşkenliği ve artan İsrail zorbalığı karşısında geri adım atmaması, Filistin halkının geri kalanına umut ve cesaret veriyor ve direnişe katılımı giderek yükseltiyor. Gençler içinde üniversite öğrenci komiteleri ve konseyleri özel bir rol oynuyor.

Hamas, İslami Cihad ve Fetih’in gençlik örgütleri ve taraftarları da (her biri kendine özgü alın bantları ve sloganları ile) direniş hareketinde yer almakla birlikte, mevcut siyasal partiler gençleri ve tabanlarını kontrol edebilmekten uzaklar. Hareket bu yanıyla Gezi benzeri isyan ve direnişlerde görülen, aşağıdan inisiyatifin ve çok bileşenli platform ve konseylerin, yukardan talimata dayanmayan pek çok karar ve eylemin de olduğu, özerk bir karakter taşıyor.

Sokaklardaki gençler, Oslo “barış ve uzlaşma” anlaşmasının köleliği ağırlaştırmasına ve “liderlerin” bu “barış” yalanını devam ettirmesine karşı başkıldırıyorlar. Siyonist kuşatmanın evcil çocukları olmaları için kendilerine dayatılan kölelik kaderine artık boyun eğmeyeceklerini gösteriyorlar. Siyonist işgal ve kuşatmanın genişlemesi, Kudüs’teki Filistinlileri zorla göç ettirmeye dönük resmi ve fiili baskı ve yasaklar, Filistin topraklarında yerleştirilen işgalci İsrail siyonistlerinin saldırıları, Filistinlilerin küçük mülk ve evlerine ağır vergiler gibi sayısız biçimle devam ediyor.

2179cf2bcf755e5f70f24bfe71703a4314e0fb06Filistin halkının ve gençlerin son isyanı, İsrail işgal ve siyonizme karşı bir kez daha meydan okuyor ve giderek derinleşip yaygınlaşarak meydan okumaya da devam edecek. Filistinli gençlerin sözde Filistin Özerk Otoritesinin işbirlikçiliğine öfkesi, Fetih, Hamas, İslami Cihad gibi partilerin uzlaşmacı, bürokratik, dilenci yönetimlerine de güvensizliği, isyan ve direnişin -henüz çok yetersiz ve bu parti bürokratlarını aşacak düzeyde olmasa da- aşağıdan bir inisiyatif ve mahalle, okul, sokak demokrasisi eğilimini de içeriyor. Ulusal olduğu kadar gençliğin gelecek arayışı nezdinde toplumsal bir özgürlük potansiyelini de içeriyor. Kudüs ve El Aksa’nın direnişteki merkezi önemi de bu açıdan yeniden düşünülmeli: Dini meseleler olarak değil, fakat emperyalist kapitalizmin ve İsrail-siyonizminin onları Filistin halkının tarihinden ve özgürlük özleminin başkenti olarak hayalinden bile kazımaya çalışmasına karşı, özgürlük özleminin sembolleri olarak yeniden canlanması.

Filistin’deki son isyan ve direniş dalgası, bir dizi yanıyla Gezi, bir dizi yanıyla Kürdistan gençliği ve direnişleriyle benzerlikler taşıyor. Ulusal-demokratik mücadele özlemlerini yeni bir temelden canlandırmakla birlikte, halen dinsel ve reformist kodların baskın olması, bölge çapında işçi sınıfı ve sosyalizmin bir çekim oluşturmaktan uzak olması, önderlik sorunu temel handikapları. Bununla birlikte, İslamcılığın da IŞİD, İhvan, AKP ve Suud vb ile yerlerde süründüğü, Hamas’ın Suud’a dilencilik yaptığı koşullarda, Filistin’de eski çekim gücüne sahip olmadığı söylenebilir. Filistin isyan ve direnişinin kendi öz gücüne dayanması ve solukluluğu ölçüsünde Mısır, Ürdün, Lübnan başta olmak üzere, zaten derin bir kriz içindeki bir dizi ülkede de rejimlere karşı hareketleri tetikleme olanağı ile birlikte düşünülmeli. Mısır’da Tahrir isyan ve direnişinin bir öncülü El-Mahalla ve işçi sınıfı idiyse, diğeri de İsrail işgaline karşı Filistin halkıyla büyük çaplı ve eylemli dayanışma kampanyalarıydı.

126775217_14059027848281nFilistin’deki gelişmeler, Kürdistan’da yaşananların da salt AKP politikalarına özgü olmadığını, bölgede çapında içinden geçtiğimiz kritik tarihsel süreci yine bölgesel temelden değerlendirmek gerektiğini gösteriyor. Daha önemlisi: Sistemin Kürt ve Filistin halklarının ulusal-demokratik özlemlerini silmeyi başaramadığı gibi, sosyalizmi de işçi sınıfı ve kent ve kır yoksullarının tarih bilincinden ve gelecek özleminden silmeyi başaramamış olduğu, sosyalizm özlemlerinin de yeniden canlanacağı bir sürece doğru gidiyoruz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*