Anasayfa » BASINDAN » Fas: Bir “Kral”ın Zoraki Reformu ve Oryantal Neo-Liberalizm

Fas: Bir “Kral”ın Zoraki Reformu ve Oryantal Neo-Liberalizm

Fas’ta Kral 6. Muhammed’in zoraki Anayasa “reform”u, onun uluslararası mali kurumların emrine amade olarak sürdürdüğü neoliberal ”reform” politikaları için oryantal bir jest olmaktan başka bir anlam taşımıyor.

Arap dünyasındaki en uzun süreli hanedanlığın varisi olan ve ülkedeki bütün yetkileri elinde bulunduran Fas Kralı 6. Muhammed’in hazırladığı “anayasa reformu paketi”yle ilgili olarak yapılan referandumda, “paket” yüzde 98.5’lik bir “evet” oyuyla onaylandı. Avrupa Birliği teknokratlarına göre, bu, “önemli bir demokratik adım.” Referandumla birlikte Fas artık bir “Anayasal monarşi”, Kral 6. Muhammed ise -yine batı basınının bir adlandırmasını kullanırsak- “görece modern bir kral”!

Yeni reform paketiyle kralın bazı yetkileri kısıtlanırken, “hükümet başkanı”nın artık “parlamento seçimlerinde en çok oy almış parti”den seçilmesi öngörülüyor. Buna karşılık kral; güvenlik, ordu ve din alanlarında ülkenin kudret simsarı (“imanın koruyucusu” ve “başkomutan”) olarak kalmaya devam edecek.

Kral 6. Muhammed’in “reform”larını yeterli bulmayarak daha fazla demokrasi isteyen gençlik tabanlı 20 Şubat Hareketi‘nin protesto eylemleri uluslararası medyada elbette ses getirmedi. 2011’in başlarında hem Fas’ta, hem de Fas monarşisinin işgali altındaki El Aaiun, Boujdour ve Dakhla gibi işgal edilmiş Batı Sahra kentlerinde Kuzey Afrika’daki isyan dalgasının da etkisiyle baş gösteren protesto gösterileri zorla bastırılmıştı.

Fas her ne kadar şu günlerde Kral Muhammed’in “siyasi reform” girişimleriyle uluslararası medyada hikaye edilse de, daha kısa bir süre öncesine kadar Kuzey Afrika’nın en batı ucunda gerçekleştirdiği “neoliberal reform”larıyla bir “Uluslararası Para Fonu (IMF) başarı hikayesi” olarak hikaye ediliyor ve liberal çevrelerce övgüye boğuluyordu.

Oysa bu liberal palavranın tam aksine, birçok uluslararası yorumcu Fas monarşisinin mali açıdan artık tam anlamıyla kuruduğuna işaret etmekte (Isidoros, 2011). Elbette bu tasviri yanlış yorumlamamak gerek. Fas Kraliyet Ailesi hâlâ ülkedeki servetin beşte birine sahip. Belki de bu servetin en tipik dinamiklerinden birisi, Kraliyet Ailesi’nin holdingi olan Omnia Nord-Africain. Tüm Afrika’nın en büyük işletmelerinden biri ve tam bir finans imparatorluğu olan Omnia Nord-Africain’in kuruluş tarihi, Fas’ın henüz Fransa’nın hamiliği altında bulunduğu 1919 yılına kadar uzansa da, özellikle 1960’larda Kral 2. Hasan’ın desteğiyle büyüyen holdingin gelişim süreci, hem Fas’ın bağımsızlığını kazanmasından sonraki dönemde dünya kapitalizmiyle olan entegrasyon sürecinin, hem de Fas’ın neoliberal politikalara geçiş döneminin bir simgesi olarak düşünülebilir. Bilhassa özelleştirme politikaları sonucu özelleştirilen kamu kuruluşlarının büyük ölçüde Omnia Nord-Africain tarafından satın alındıklarını hatırlatalım. Tabi bir Kuzey Afrika iktidar klasiği olan yolsuzluklar da buna eklenmeli. Wikileaks belgelerinde açığa çıkan yazışmalarda, yolsuzlukların “Kral 2. Hasan’ın saltanat döneminde de var olmakla birlikte, Kral 6. Muhammed döneminde tam manasıyla kurumsallaştığı” belirtiliyor. Söz edilen “mali kuruma” daha çok, bir yanda Fas’taki neoliberal politikaların özellikle 2000’li yıllardan başlayarak kendini gösteren yıkıcı etkilerinin, diğer yanda da Fas’ın Batı Sahra’yı işgalinin yol açtığı “maliyet”in bir toplamı olarak ortaya çıkmakta.

Fas, tarihsel olarak özellikle 1960’lardan başlayarak uluslararası mali kurumlar ve kapitalist merkezlerle yakın ilişkiler geliştirmeye başlamış olan bir ülke. Batı Sahra’nın (Kral 2. Hasan’ın milliyetçi ve işgalci “büyük Fas” söylemi doğrultusunda) Fas monarşisi tarafından işgali ve Batı Sahra’nın bağımsızlığı için mücadele veren Polisario Cephesi’ne karşı yürütüğü savaş (1975-91) döneminde, bölgenin başlıca stratejik aktörleri olan ABD, Fransa ve ayrıca Suudi Arabistan tarafından askerî ve mali olarak desteklendi. Ancak gerek 1970’lerin ortasında dünya ekonomisindeki kriz eğilimlerinin, gerek Batı Sahra savaşı ve işgalinin ekonomide yarattığı tahribatın etkisiyle (K. Isidoros’un aktardığı rakamlara göre, 1980’lerin ortası itibariyle işgalin ve savaşın Fas’a maliyeti günlük 1.5 milyon dolardı) krize süreklenen Fas ekonomisi için dönüm noktası, 1983 yılı oldu.

Fas 1983’den başlayarak Uluslararası Para Fonu’yla (IMF) yaptığı anlaşmalar ve çeşitli “yapısal düzenleme” programları eşliğinde neoliberal “reform” politikalarına geçiş yaptı: Uygulamaya sokulan hızlı özelleştirme programları, fiyatların serbest bırakılması, teşvik politikalarıyla bütün kapıların yabancı sermayeye açılması, Fas parasının devalüasyonu, kamusal fonlar ve sübvansiyonlarda yapılan büyük ölçekli kesintiler, gümrük tarifelerinin indirilmesi ve 1987’de Fas monarşisinin Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Antlaşması’na (GATT) imza atması gibi politikalar bu neoliberal “reform”ların parçalarıydılar.

Diana K. Davis, özellikle 2000’li yıllardan başlayarak neoliberal reformların yıkıcı sonuçlarını gösterdiğini belirtiyor. Kırsal alanda yoksulluk üçe katladı ve nüfusun yarıya yakın bir kesimi (yüzde 43) yoksulluğa yakın bir hayat sürüyor. İşsizlik ise yüzde 12 ile yüzde 20 arasında değişmekte (Diana K. Davis, 2006). Bütçe açıkları ve dış borçlar ise hızlı bir artış sürecinde.

Tam bir “uluslararası hukuk” skandalı (ya da “ihlal”i) olarak dünyada hâlâ tartışılmaya devam eden Fas’ın Batı Sahra’yı işgali ve ilhakı karşısında batı kurumlarının sergilediği riyakâr sessizliğin altında da bu var: Fas Kralı bir yanda küresel kapitalist merkezlerin “sevgili ve uysal evladı” rolünü oynarken, diğer yandan da hem ülke içinde ve Batı Sahra’da monarşinin dinsel, politik ve militarist despotizmiyle yoğun sosyal eşitsizlik ve adaletsizliklerin yol açtığı tepkileri şiddetle bastırıyor, hem de Fas’ın ve Batı Sahra’nın doğal kaynaklarını ve jeopolitik gücünü cömertçe batıya ve uluslararası şirketlere pazarlıyor.

Fas’ta Kral 6. Muhammed’in Zoraki Anayasa “reform”u, onun uluslararası mali kurumların emrine amade olarak sürdürdüğü neoliberal”reform” politikaları için oryantal bir jest olmaktan başka bir anlam taşımıyor.

Yararlanılan Kaynaklar:

Diana K. Davis (2006), Neoliberalism, environmentalism, and agricultural restructuring in Morocco, http://findarticles.com/p/articles/mi_go2454/is_2_172/ai_n29276871/?tag=mantle_skin;content

Konstantins Isidoros (2011), Morocco: Awakening Protests in Morocco And Western Sahara, Awakening Protests in Morocco And Western Sahara, http://allafrica.com/stories/201103180838.html

James Badcock (2011), Morocco: the next North African Revolution?
http:// iberosphere.com/2011/01/moroccan-news-morocco-the-next-north-african-revolution/1899

(Basından- Kutlu Tunca – SOL KÜRE)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*