Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Fabrika: Sohbetler kesitidir

Fabrika: Sohbetler kesitidir

Fabrika iletişim durumu ile kısa, hızlı ve birçok konunun toplamı, alelacele sohbetler kesitidir. Fabrika yalnızca ürün değil aynı zamanda sosyoloji, felsefe, edebiyat ve kendi retoriğini üretir. Fabrika da ustabaşı, üretim müdürü kendi yasaları, iletişim biçimleri olan birer demagogdur.

Hasta olmuş bir işçinin ön muayenesi ustabaşı tarafından yapılır. Ustabaşı görevini hayati bir mesele olarak gördüğü için yaptığı da hayati bir muayenedir. İşçinin yaşabilecek olması onun sağlam raporu vermesi için yeterlidir. Mesleğinde “o kadar iyidir ki” bir bakış yeter ve “neyin var oğlum benden sağlamsın” der. Bunu ona bütün unvanları bahşetmiş sermaye diktatörlüğünün rozeti yaptırır. Ama işçi bilir ki burjuva demokrasisi vardır ve der: “Sen doktor musun” Aldığı darbeyle sarsılan usta sınıf bilinçli işçiyi uğraşmaya değmeyecek işçi kategorisine atar beyninde ve “ rapor almak yok ha” der “olur” diyen işçi vicdan muhasebesi, ekonomik muhasebe yapmak zorunda dır. Sonra yol boyu, gün boyu alsam, almasam alsam, almasam sürer gider.

İş yapmasa da yapıyor gibi görünmek işçiliğin konum fakı göz etmeyen tek ortak özelliğidir. Böylece aldığı maaşı hak ediyor görünümü vermek aslında bize sınırsız, konumsuz sömürünün yolunu açan ilk kapı… Muhasebeci patronun hesabını düzenlemenin değil korumanın asli görevi olduğunu düşünür ve genellikle kendi sınıfını birinci düşmanı olarak görür ve önüne durur; Sen altı ay çalışmadığın için sana verilen iş elbiselerinin parasını keseceğim; Ama ne elbise verirken nede işe başladığımda bunu söylemediniz; Sende çıkacağını söylemedin; Ama asit kokusu ciğerlerimi, asitin kendisi ellerimi mahvetti; Ben anlamam kestim paranı; Peki bunu sen mi yapıyorsun yoksa patron emri mi?; O bana bunların yetkisini verdi ben bunun için ona danışmam; O zaman sen bir emri değil kişisel tavrını uyguluyorsun öyle mi? Evet; Aradan zaman geçer ve muhasebeci bu işçiyle karşılaşır ya sen paran yatmıştı dimi? Ben oradan çıktım da 2 ay oldu param hala yatmadı; Hesap tutanın da günü gelir hesabını tutarlar.

İşçiler arası diyaloglar seyretmeye, dinlemeye değer çok keyifli anlar yaşatır insana izbe duvarları, yağlı pantolonu, asitli elleri düşünmeden…

Ostim de küçük bir atölyesi vardı bunun yıllar önce, izbe bir yerdi; Adamın kafası çalışıyor canım 10 yılda nerelere geldi; Sizin ki çalışmak mı? Atölye de yatarďık yemin ederim. Maaşlar az diye dıngıldanıyorsunuz, mesaiye kalın deyince mızırdanıyorsunuz; Ne yani usta bizim kafamıź çalışmıyor mu?. Biz geri zekalıyız yani senin demene göre. Kendin içinde aynı şeyi söylüyorsun işin garip tarafı; Yok canım ben öyle demek istemedim ya; O kafasını değil bizi çalıştırıyor ustam benim!.

Patronun bundan haberi yok ben sana söyleyeyim; Abi sen ne diyon ya. Adam biliyor bu adamların karakterini özellikle yetki veriyor. Olur mu hiç ben gittim patron yok dediler gelene kadar bekleyeceğim dedim. Önüme durdu yemin etti yok diye patron rastgele odasından çıkınca afalladı sonra bi güzel fırça kaydı adama bide; Abi bunlar oyun; Anlamıyorsun bak adam önemsemiyor, ilgilenmiyor bu işlerle sanırım bura üzerinden kara para aklıyor; Ha hah abi asıl kara parayı buradan kazanıyor.

7.Alarm

Ostim’den bir işçi

İşçi Meclisi’nin 62.Sayısında yayınlanmıştır

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*