İnegöl Meslek Yüksekokulu bünyesinde bulunan Mobilya ve Dekorasyon Alanı ikinci sınıf öğrencileri, seri üretimle Uludağ Üniversitesi’nin bütün mobilya ihtiyacını karşıladılar. 3 yıl evvel seri üretime başlayan Mobilya ve Dekorasyon Alanı, İnegöl Meslek Yüksekokulu’na her yıl 1,5 milyon TL gelir sağlıyor. Elde edilen parayla okula makine alınırken, personel giderleri de karşılanıyor.

Mobilya fabrikalarına giderek staj yapmak yerine okulda haftada 16 saat bu dersi alan öğrenciler üretimleri ile göz kamaştırıyor. Seri üretim yapan öğrencilerinin her birine her gün için 20 TL harçlık veriliyor.

Uludağ Üniversitesi’nin bütün ofis mobilyalarını ürettiklerini aktaran İMYO Müdür Yardımcısı ve Öğretim Görevlisi Barış Çayır, “Okul sıraları, ofis mobilyaları, dolaplar ve benzeri mobilyaları öğrencilerimizle üretiyoruz. Ürün kataloglarımızı da hazırlıyoruz. Üniversitedeki tüm birimler taleplerini yıl başında bize iletiyor. Biz bu doğrultuda seri üretim yapıyoruz. Bu yıl 1,5 milyon TL’lik ciro elde ettik” diye açıklamıştır.

Haber dikatli bir gözle okunmadığında bir eğitim kurumundan değil de bir fabrikadan bahsedildiği izlenimini uyandırıyor. Ama aslında haber; eğitim sisteminin yeniden yapılandırılmasının sonucunda geldiği noktayı, meslek liselerinin burjuvazi için öneminin ne olduğunu ve nasıl işlevlendirildiğini-işlevlendirilebileceğini, çocuk işçiliğinin boyutlarını, eğitimin ticaretheneye dönüştülmesini net bir şekilde görmemizi sağlıyor.

Burjuvazi uzun zamandır eğitim konusu gündeme geldiğinde meslek lisesi maddesini ön plana almakta, meslek eğitimin yeterli olmadığını vurgulanmaktadır. Ucuz işgücü yaratma, esnek çalışabilen elemen bulabilme, nitelikli kalifiye eleman yetişme noktasında meslek liselerini daha da geliştirmek için çaba sarf etmekte ve çalışmalar bu yönde yoğunlaştırılmaktadır.

Atılan adımlar sonucunda eğitim kurumu olan okulun yerini fabrikalar ve işletmeler almıştır. Eğitim kurumu yöneticisinin yerini patron edasıyla konuşan ve temel amacı kar etmek olan fabrika/işletme müdürü almıştır. Yine öğrencilerin yerini de ucuz ve ücretli kölelik koşullarında çalışan işçi öğrenciler almıştır.

Bütün bunlar burjuvaziye yetmemektedir ve daha fazlasını istemektedir. Burjuvazinin yol haritası oluşturan önümüzdeki dönem atılacak adımları planlayan Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesinin maddelerinden bir tanesi de eğitim konusudur. Eğitim-istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi meselesi kölece Çalıştırma Stratejisinin temel eksenlerinden birini oluşturmaktadır.

Stratejisi Belgesinde “Türkiye’de eğitim sisteminin en önemli eksikliği ekonominin ihtiyacına uygun insan gücü sunamamasıdır…. Bu kapsamda özellikle – öğrencilerin iş dünyası ile temasının başlıca aracı olan- stajların etkin bir şekilde uygulanamaması önemli bir eksikliktir.” denmektedir.

Bugün geldiğimiz noktada eğitim, okul öncesinden başlayarak sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda işgücü üreten bir banda indirgenmek istenmektedir. Öğrenciler 9. sınıftan itibaren teknik işgücü çalıştırılmakta, aynı zamanda okulda ve işyerlerinde öğrenci emeğinin fiili sömürü süreci de başlamaktadır. Sömürüden elde edilen cirolarda yukarıdaki haberde gördüğümüz gibi yaratılmaya başlanmıştır.