Anasayfa » DÜNYA » “EVET”’in bekası için “Hollanda Krizi”

“EVET”’in bekası için “Hollanda Krizi”

Hollanda hükümeti, anayasa değişikliği kampanyası yapmak isteyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağının Hollanda’ya iniş iznini iptal etti. Aile Bakanı Fatma Betül Sayansa sınır dışı edildi. Hollanda’da AKP ve MHP tabanının sokağa dökülmesi CHP’ninde destek vermesi karşısında Hollanda tarafından OHAL’ci sermaye hükümetine gerekirse bazı bölgelerde OHAL uygulanacağı uyarısı yapıldı.

Türkiye Hollanda hükümetiyle bürokratik müzakerelerle çözebileceği basit bir işi hızlıca basına servis ederek tehditlere yönelip tahrik etmesi, AKP’nin referandum politikasının çıkışsızlığının şovenizm ve milliyetçiliği tırmandırarak yeni mecralar ve yöntemler açmak peşinde olduğunu gösteriyor:

Kabul edilebilir bir çözüm için Türk otoritelerle görüşmeler sürerken Türk yetkililerin kamuya açık şekilde yaptırım tehdidinde bulunması, konuyu çözümsüz hale getirdi.”

Hollanda Dışişleri Bakanlığı

Bu mağduriyet politikası, burjuva omurgasız siyasal yöntemlerin sadece bir tanesidir. Referandumda “EVET” çıkabilmesi için yeni gündemler ve zeminler yaratabilmek ve bu zeminlere göre oraya buraya kükreyip güçlü tek adam hissiyatı zaten referandum çalışmasının bir parçasıdır. Bu binlerce dağıtılan broşür ve reklam harcamalarından daha etkili bir yöntemdir. Sermaye siyasetinin sınırı olamayacağı gibi kitleleri aldatmak için kullanmayacağı taktik, yalan, hile ve varolan gerekilimi kaşımak veya suni gerilim oluşturmak hatta gerekiyorsa patlamalar, katliamlar kapitalizmin doğası gereği hiç bir insani sınırı yoktur.

İçerde-dışarda tıkanmışlık, aydın, gazeteci, akademisyen, Kürt ve milletvekillerinin içeri alınması, basın, toplanma, eylem hakları ve grevler üzerindeki yasaklar, onca işçi cinayetleri omuzlarında duruyorken Türkiye’nin kendisi dahil AB’deki burjuva demokrasisinin çatırdamasını fırsat bilerek kendi meşruyeti olarak göstermeye çalışıyor, Almanya ve Hollanda üzerinden basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, siyaset özgürlüğü, toplantı özgürlüğü diyerek yapılan mağdur politikası, hükümetin kendi işlediği suçları kapatmaya çalıştığını gösterir ki, bu durum burjuva ülke siyasetlerinin kendi çelişkisinin boyutunu, burjuva siyasetin omurgasızlığını, çürümüşlüğünü, ikiyüzlülüğünü gösterir.

Türkiye AB kriziyle birlikte bölgede tamamen güvenilir olmayan siyaset ve bölge tanımına giriyor.

Şayet bu durum neoliberal küresel kapitalizmin krizleri açısından AB’nin geldiği noktadan tutalım dünyadaki sermaye rejimlerinin hızlıca birbirine benzeştiğinin altını çizmek gerekiyor. O zaman Burjuva Diktatörlüklerine HAYIR!

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*