Anasayfa » DÜNYA » “Eski ölüyor ama yeni doğamıyor!”

“Eski ölüyor ama yeni doğamıyor!”

Emperyalist kapitalizmin stratejik güç platformlarından Münih Güvenlik Konferansı 2019, endişe ve belirsizlikle başladı ve emperyalist kapitalist güçler arasında çekişme ve gerginliklerin artması ile sona erdi!

Konferans başlamadan önce, emperyalist kapitalist hegemonya krizini gözler önüne seren “Parçaları kim toplayacak” başlıklı bir rapor yayınlandı:

Rapora göre:

“Büyük güçler arasında (ABD, Çin, Rusya) rekabetin yaşandığı ve liberal uluslararası düzende liderlik boşluğu olan bir dönemdeyiz. Bu süreçlerin sonucunda nasıl bir uluslararası sistemin oluşacağını bilmiyoruz. Donald Trump’ın iktidara gelmesinden bu yana Çin ile ilişkiler gerginleşti. ABD için en büyük rakip Çin’dir. Asya-Pasifik bölgesinde gerginlikler tırmanıyor. Ticaret konusunda ciddi anlaşmazlıklar var. Çin kadar güçlü ve zengin olmasa da Rusya da ABD’ye kafa tutuyor. ABD yönetimi Moskova üzerindeki baskıları artırmaya çalışıyor. ABD ve Rusya arasındaki Nükleer Silah indirimi anlaşmasının ortadan kalkması yeni bir silahlanma yarışına yol açabilir. ABD dünyanın en zengin ülkesi olmaya devam ediyor. Askeri açıdan en güçlü ülke. Ama içte ciddi sorunlar yaşıyor. Müttefiklerine güven vermiyor. Müttefikleri olmadan ABD’nin dünya liderliğini sürdürmesi mümkün mü? Trump’ın İran Nükleer Anlaşması’ndan, Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, NATO ile ilgili açıklamaları Avrupalı müttefikleri ciddi şekilde rahatsız ediyor. Trump döneminde Transatlantik ilişkiler epey zarar gördü. Avrupalılar kendi aralarındaki savunma ilişkilerini güçlendirme yollarını arıyorlar, Avrupa ordusu fikrini tartışıyorlar. Elbette Avrupa için güçlü Transatlantik ilişkileri, güçlü NATO en iyi güvenlik garantisidir. Ama Trump bilinen yaklaşımlarını sürdürecekse Avrupalılar durum değerlendirmesi yapmak zorunda kalacaklar.”

Rapor, Gramsci’nin kriz tanımına atıfla sona eriyor: “Eski ölüyor, ama yeni doğamıyor!”

Rapor, emperyalist kapitalizmin stratejisyenleri ağzından pek çok itirafı içeriyor: Emperyalist kapitalist hegemonya kriz ve boşluğu büyüyor. ABD, halen en büyük güç, ama içte artan kırılganlığı ve dışta AB’yi de rahatsız eden tekçi politikalarıyla, bunu sürdürebileceği şüpheli. AB ekseninden yazılmış rapor, “tabii ki en büyük güvence ve hegemonya ABD-AB ittifakı ve NATO’dur, ama ABD bizi dikkate almadan hareket etmeyi sürdürürse, biz de onun irtifa kaybını hızlandıracak adımlar atabiliriz” tehdidini ileri sürmeye çalışıyor.

ABD ise, AB’nin bu “çok taraflılık” kılıfı altında ABD’nin zayıflıklarına oynayıp el artırma çabasına karşı, AB’nin zayıflıklarına oynayarak kontr çekti:

ABD başkan yardımcısı Mike Pence, Münih Konferansına, İran’a karşı İsrail, Körfez petro-dolar devletleri ve Polonya’dan bir kuşatma ve savaş cephesi oluşturduğu Varşova’dan geldi. AB’nin büyük güçlerine de, Rusya ve İran ile ilişkilerini ve petrol-enerji projelerini iptal edip kendi liderliğindeki bu cepheye kayıtsız koşulsuz katılmalarını dayattı. “Eğer müttefiklerimiz Doğu’ya bağımlılıklarını artırmaya devam ederlerse, biz de artık onların savunmasını garanti etmeyiz!”

ABD bununla kalmadı, tam da Münih Konferansı sırasında, bir gazete haberi görünümünde, Almanya’nın ABD’ye otomobil ihracatını “ulusal güvenlik tehdidi” kapsamına alıp gümrük vergilerini yükseltmekle tehdit etti.

ABD, İtalya’nın krize grize girdiği Almanya’da resesyonun başladığı, Brexit’ten sonra Almanya-Fransa, Fransa-İtalya ilişkilerinde gerginliğin arttığı koşullarda, AB’yi parçalama tehdidini savuruyordu.

Merkel, buna karşı klasik “çok taraflılık” konuşmalarından birini yapar görünürken, asıl Almanya’nın uluslararası askeri operasyonlara hazırlığından örnekler verdi. Onu, Almanya savunma bakanı Ursula Leyen tamamladı: “Büyük güçler arasında rekabete dönüş, yeni güvenlik durumunun öne çıkan özelliğidir. Almanya ve Avrupa bu rekabetçi mücadelenin parçasıdır. Biz tarafsız değiliz.”

Alman Der Spiegel dergisi ise Pence’in konuşmasını alaya alarak; “Pence konuşmasında ilginç bir paralel dünyadan bahsediyor. Anlattıklarının gerçekle pek alakası yok. Amerika lider falan değil, geri çekiliyor. Trump’ın ‘Önce Amerika’ politikalarıyla geri çekilmesinden açılan boşluğa ise Çin, Rusya ve hatta İran giriyor.” diye yazdı.

Bu karşılıklı tehdit ve el artırmaların nereye gideceğini kendileri de “bilmiyorlar, ama yine de yapıyorlar”. Çünkü, kapitalizmin genel krizi koşullarında, zarar ve zayıflıkları birbirine fatura edip, kendi güç, konum ve kan paylarını korumak ve yükseltmek için, güç yükseltiminden başka politikaları yok.

Emperyalist kapitalizmin üst yapısındaki kriz ve sarsıntılar, neoliberalizmin can çekişme sürecinden bağımsız değil. “Yeni doğamıyor” çünkü zaten hiçbirinin vaatedebilecekleri “yeni bir düzen” yok.

Ama bir de bu tabloda görünmeyen bir güç var; dünya çapında yeniden gelişmekte olan işçi sınıfı ve kitle isyan ve direnişleri! Eski debelenirken gerçek anlamda bir yeni bir yaşamı doğuracak potansiyele sahip asıl güç. Emperyalist kapitalizmin hegemonya krizinin kimin nasıl dolduracağı tartışmasını, emperyalist kapitalizmin hegemonya krizini eskisi gibi yönetemez hale getirmeye doğru derinleştirecek, ve onun nasıl yıkılacağı tartışmasına çevirecek güç…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*