Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Erdoğan’ın grev, sendika konusundaki sözleri: Faşist korporasyonculuğa doğru ya da “Zorunlu Arabuluculuk” tasarısı…

Erdoğan’ın grev, sendika konusundaki sözleri: Faşist korporasyonculuğa doğru ya da “Zorunlu Arabuluculuk” tasarısı…

Diyor ki:

“Efendim ‘Olağanüstü Hal var’ diye sızlanıyorlar. Onların kimler olduğunu biliyorsunuz. Ben de diyorum ki; Olağanüstü Hal girişimcilerimizin, yatırımcılarımızın önünü mü kesiyor, yoksa önünü mü açıyor? Eski Olağanüstü Halleri hatırlayın. Fabrikaya giremezdin patron olarak. O günleri biz unutmadık. O Olağanüstü Hallerin olduğu dönemlerde patron fabrikasına giremiyordu. Biz geldik fabrikalarınızın kapısını açtık. Şu anda bu Olağanüstü Halde o tür tehditlerle karşımıza gelenler anında yasaların, hukukun bize verdiği yetkiyi kullanmamızı kolaylaştırıyor. Öyle iki de bir kalkacak hemen grev, bilmem ne… Kusura bakma arkadaş. Her şeyin stratejiktir, şudur budur, hak var. Bu hakkın yerine gelmesinde biz işçinin yanında oluruz, işverenin yanında oluruz. O fabrika çalışmadığı zaman bunun zararını görecek olan işveren olduğu kadar aynı zamanda benim işçi kardeşimdir. Çalışmadığı zaman ne olacak? Oradan işçi kardeşim de zarar görmeyecek mi? Burada çok ciddi bir istismar mekanizması çalıştırılıyor. Sendika kalkıp her ay aldığı maaşı normal olarak işçiye ödeyecek mi? Yok belli bir oranda ödüyor. Bu mekanizmaya bizim eyvallah etmememiz lazım. Çünkü burada ülke de zarar görmemesi lazım, bütün o işçi kardeşlerim de zarar görmemesi lazım. Hakkın tecellisi için de ne gerekiyorsa zaten bunu yapmaya biz zaten devlet olarak varız. Herkes görüyor ve biliyor ki Olağanüstü Hal sadece terörle mücadele için vardır. Bugüne kadar hangi iş adamımızın hangi vatandaşımızın herhangi bir işi gücü hakkı hukuku Olağanüstü Halden dolayı zarar görmüştür? Bunu bilelim. İnsanlarımızın günlük hayatında aksayan, onları rahatsız eden bir şey var mı? Yok. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Terörist olmayan için Olağanüstü Hal yok hükmündedir. Bunu böyle bilelim. Terörle mücadelenin gerektirdiği kadar da bu uygulama devam edecektir.”

1- Bu sözler tek bir cümleyle özetlenebilir: “Yoksa siz 12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsunuz?”

2- İşçi grev ve direnişleri, “milli güvenlik tehditi” ve sonra doğrudan “terör” kapsamında değerlendiriliyor.

3- Grev ve direniş yapan, hak mücadelesi veren, grev yasaklarına tepki gösteren işçi “vatandaş” da sayılmıyor, “vatan haini” addediliyor.

4- İşçinin sendikal ve her türlü örgütlülük, grev ve direnişi, hak mücadelesi, gereksiz ve zararlı ilan ediliyor. Ne lazımsa sadece devlet bilir ve yapar, bu yüzden işçi kendi hakkını aradığı durumda haddini aşmış olur!!

5- Bu sözler, gerçekte sermaye-emek ilişkisinin eski biçimini tümüyle kaldırarak (“bu mekanizmaya eyvallah demememiz lazım”) yerine bir neo-korporasyon mekanizması geçirme yöneliminin ifadesidir.

6- Bu zihniyet, özünde faşist korporasyon zihniyetidir. Faşist korporasyonculuk, sınıflar arasında çıkar karşıtlığını yadsır ve kaldırdığını iddia eder. Yalnız grevleri değil, işçilerin sermaye ve devletten bağımsız ya da özerk örgütlenmesi ve mücadele etmesini yasaklar/ya da olanaksız hale getirmeye çalışır. İşçilerin kendi sınıf çıkarları ve özsavunma organ ve mücadeleleri olamayacağını, patronlar ve devleti kapsayan loncavari korporatif/işbirlikçi bir düzenleme içinde, “milli çıkarlara” her durum koşulda “uyum” içinde bulunması gerektiğini söyler ve dayatır. Faşist korporasyon, işçilere sermayenin çıkarlarıyla “zorunlu işbirliği” yapmanın (devlet zoruyla) dayatılması, olarak özetlenebilir.

Bu sözler, Erdoğan’ın her zamanki esip gürlemeleri, fantazileri gibi görülüp geçilmemelidir. Bu sözlerin arka planında, asıl çalışma yaşamını baştan aşağıya buna göre dizayn etmenin bir aracı olan “Zorunlu Arabuluculuk” yasa tasarısı vardır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*