Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Erdoğan: ‘OHAL’i işçiler grev yapamasın, burjuvazi rahatça sömürsün diye yapıyoruz’

Erdoğan: ‘OHAL’i işçiler grev yapamasın, burjuvazi rahatça sömürsün diye yapıyoruz’

Erdoğan, TOBB Kabul Salonunda YASED (Uluslararası Yatırımcılar Derneği) tarafından düzenlenen “Uluslararası Yatırımcılarla İstişare Toplantısı”na katıldı.

YASED’in Yönetim Kurulunda Shell, Bosch, General Electric, Proctor&Gamble, Allianz, Boeing, Nestle, Unilever, Microsoft, Ericsson, gibi küresel tekelci oligarşik sermaye gruplarının Türkiye’deki şirketlerin CEO’ları bulunuyor. YASED Yönetim Kurulunda, küresel tekellerle ortaklıkları üzerinden Koç, Sabancı, Limak, Türk Henkel gruplarından da yöneticiler bulunuyor.

YASED, Türkiye’deki toplam 100’lerce milyar dolarlık doğrudan dış sermaye yatırımlarının yüzde 75’ini elinde tutuyor. YASED, TÜSİAD’dan ortaklarıyla birlikte Türkiye kapitalist ekonomisinin en büyük, en tekelci, en karlı şirketlerinden oluşuyor.

Erdoğan küresel tekelci kapitalistlerin Türkiye’deki temsilcilerine, maruzat anlatıp güvenceler vererek onlarsız olamayacak burjuva-faşist iktidarını ve politikalarını pazarlamaya çalıştı.

İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Petrol Kongresi’ni ve küresel petrol tekellerinden referansını sundu. Türkiye ve İstanbul’u stratejik enerji güzergahlarının kesişme noktası ve İpek Yolu olarak sundu. Türkiye’nin küresel tekellerin bölgesel tedarik, transit, pazar üssü olma noktasına geldiğini söyledi ve bunu daha ileri taşıma sözü verdi.

“İçinde yer aldığımız coğrafya bizim handikapımız değil tam aksine avantajımızdır. Çünkü hem siyasi hem ekonomik hem de insani olarak bölgenin güvenli limanı olan Türkiye’nin farkı işte bu vasfıdır. Ülkemizin denklemde olmadığı hiçbir projenin, bölgemizde ve dünyada yürütülebilmesi mümkün değildir. Biz de bu konumumuzu dayatma veya şımarıklık için değil, kendimizle birlikte tüm dostlarımızın, kardeşlerimizin huzuru ve refahı için değerlendirmeye çalışıyoruz. Terör örgütleriyle yürüttüğümüz tavizsiz mücadelenin amacı da budur.”

Her konuyu ekonomiye, “Özellikle Batılı dostlarımızın” çıkarlarına bağladı. Hamburg G-20 zirvesinde “her taraf yıkılıyordu”, Antalya G-20’de “en ufak bir gürültü patırtı olmadı. En güzel yerde, en lüks otellerde bütün misafirlerimizi ağırladık. Hepsini huzur, mutluluk içinde yaptık. Benim görüştüğüm dostlar (“batılı dostlar”) Antalya bambaşkaydı diyorlar. Türkiye (“batılı dostlar” için) güvenli bir limandır.” diye burjuva-faşist iktidarının emperyalist kapitalist tekel ve karlarının “huzur ve güvenliği” için gereğini pazarlamaya çalıştı.

CHP’nin yürüyüşüne küresel tekel temsilcileri karşısında pek yüklenemedi. “Bizim güvenliğimizde yürüdüler. Türkiye’de güvenlik yok diyemezseniz” diye yine sermayenin kar güvenliği olarak sunmakla yetindi.

OHAL’i de pazarlamadan edemezdi. OHAL’i tekelci oligarşik burjuvazi rahat karlar elde etsin, işçiler grev yapamasın diye yapıyoruz, diye açıkça itiraf etti. Grevleri tehdit olarak tanımladı, greve müsaade etmiyoruz, burjuvazimizi sarsmalarına karşı hemen OHAL istifadesiyle anında müdahale ediyoruz, dedi. OHAL’in insan haklarıyla hukukla bir ilgisi yok, burjuvazinin azami sömürü ve kar haklarıyla ilgisi var, dedi. Daha ne istiyorsunuz, Türkiye’yi sizin karlarınız için dikensiz gül bahçesi yapmaya çalışıyoruz, demeye getirdi.

“Kusura bakmasınlar, bu OHAL olmamış olsaydı bu kadar rahat, huzurlu olarak bu adımlar atılamazdı. Milletimizin verdiği yetkiyle de olağanüstü hali biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Soruyorum, iş dünyasında herhangi bir sıkıntınız, bir aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde, 15 sene önce Türkiye’de olağanüstü hal vardı ama bütün fabrikalar hep grev tehdidi altındaydı. Hatırlayın o günleri ama şimdi böyle bir şey var mı? Tam aksine, şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifadeyle anında müdahale ediyoruz. Diyoruz ki ‘Hayır, burada greve müsaade etmiyoruz çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız.’ Bunun için kullanıyoruz biz OHAL’i. Meselenin insan haklarıyla hukukla adaletle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Terör örgütleriyle mücadele dünyanın her yerinde nasıl yapılıyorsa bizde de aynı şekilde yapılıyor.”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*