Anasayfa » GÜNDEM » “Enflasyonla mücadele programı”: İndirim fiyatlara değil ücretlere!

“Enflasyonla mücadele programı”: İndirim fiyatlara değil ücretlere!

Kapitalist devlet iktidarı, TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB, TİM gibi büyük kapitalist güçlerin tam desteğiyle, “Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı” adı altında bir kampanya başlattı.

Kampanya kimi “solcuların” kafasını karıştırmış, sermayeye zorla indirim yaptırılmasına üzülmüşler, bunun “üreticilerin zarar etmesine ve iflasına yol açabileceğinden” endişelenmişler! (Örn. Yalçın Karatepe, “Firmalar İflas Edebilir”, Birgün, 10.10.2018)

Oysa kapitalist devletin kapitalistlere zor uyguladığı filan yok. Bu, Türkiye tekelci kapitalizminin “ortak girişimi” ya da “imaj ve reklam kampanyası”.

Ortada bir “indirim”in olacağı da çok kuşkulu. Çünkü 10. ayın ortasındayız ve kampanya süresi yıl sonuna kadar. Ve yılın son 2 ayı, zaten otomobilden, elektronik eşyaya, mobilyadan, hazır giyime kadar aşağı yukarı tüm dayanıklı tüketim ürünlerinde, stokları ve stok maliyetlerini minimize etmek, elde kalan malların sürümünden de kazanmak için fiyatlarda (yüzde 10-50 arası) indirim dönemidir. Yani, sermaye karlılığı için geleneksel yıl sonu indirimli satışları, “enflasyonla mücadele” diye sunuluyor.

Gıdada ise “indirim” nedense sadece 50 ürünle sınırlandırılmış. Onların da tamamına yakınında, Carrefour, BİM, Şok, Migros, Metro gibi tekelci hipermarket zincirlerine, indirimli tedarik teşviği sağlayan kamu kurumları. Örneğin “ithal ucuz et projesi”, Et ve Süt Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, TMO. Bunlar, pirinçten ete yüzde 10-40 arası indirimle özel gıda toptancıları ve perakende zincirlerine ürün plase ediyorlar, özel hipermarket zincirleri de indirimli görünen satışlardan eskisinden bile daha fazla kar ediyor. Kaldı ki, devlet “indirim yapan” şirketlere, KDV vd vergi indirimi teşviklerini artırıyor, dahası “indirimlerden sıkıntı yaşayan işverenlere” fazladan teşvik vaatediyor. Yani “indirim”, gerçekte, zararların toplumsallaştırılması, karların özelleştirilmesinin cin fikirli bir biçimi.

Tabii bir de başta gıda olmak üzere, her türlü ürünün malzemesinden çalarak, gizli zam yöntemi var. Üstelik de resmi. Örneğin, bakanlık kararıyla ekmeğin sedimantasyon oranı (ekmeklik buğday ve undaki protein ve diğer besleyici bileşenler) düşürüldü. Malzeme ve kaliteden çalarak yüzde 20 gizli zam yap, sonra da yüzde 10 indirimli satıyorum de!

Kaldı ki son 1 yılda temel geçim mal ve hizmetlerinde fiyat artışları ortalama yüzde 30 iken, ancak belli malları kapsayan yüzde 10’luk indirim en fazla bir göz boyama olabilir.

İşçilerin geçim harcamalarında en büyük payı alan, doğal gaz, elektrik, ulaşım ve kirada ise tabii indirim yok. Yılbaşından bu yana tam üç parti zamla, fiyat artışlarının yüzde 50’yi bulduğu doğal gaz ve elektrikte bir indirim yok. Üstelik bakan Albayrak, doğal gaz ve elektriğe “yılbaşına kadar zam yapılmayacağını”, yani yılbaşında yeni zamların geleceğini, bir “müjde”ymiş gibi açıklayarak, işçilerle alay ediyor!

Bu “indirim” komedisinin asıl püf noktası ise, işçilerin büyüyen ücret artışı, ek ücret zammı, asgari ücret artışı istem ve beklentisini bloke etmek. İşçiler arasında ek ücret zammı istemi yaygınlaşıyor ve giderek mücadele istemi haline geliyor. Şu anda süren veya yeni başlayacak olan çok sayıda toplu sözleşme sürecinden işçilerin beklentisi ve yüzde 30’un altında olursa grev eğilimi artıyor. Ve tabii asgari ücret üzerindeki basınç artıyor, ve uzun yıllar sonra asgari ücret ilk kez bir hareketlenme konusu haline gelebilir.

İndirim demagojisinin hedefi ise bu açıdan bariz: “Resmi enflasyon yüzde 20 küsur, ama bazı ürünlerde (2 aylığına!) yüzde 10 indirim yaptık, alabileceğiniz ücret/asgari ücret zammının en fazlası yüzde 10’dur!”

Dolayısıyla, “fiyatlarda indirim” kılıfı altında asıl hedeflenen ücretlerde indirimdir.

Türkiye kapitalizmi “enflasyonla topyekün mücadele” adı altında, işçi sınıfının ücret ve haklarını daha fazla budama saldırısını gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*