Anasayfa » 8 Mart » En son “sweatshop” kapanıncaya kadar

En son “sweatshop” kapanıncaya kadar

Uluslararası Kadınlar Günü 2015: Son “sweatshop”* kapanıncaya dek kadınların küresel statüsü düzelmeyecek

Uluslararası Kadınlar Günü, tekstil işçilerinin hakları konusunda ne kadar geride olduğumuzu her yıl hatırlatmalı.

Tekstil işçilerinin tarihi Uluslararası Kadınlar Günü’nün tarihi ile paralel. 1908’de ilk ‘Ulusal Kadınlar Günü’, kadınların tekstil fabrikalarındaki çalışma koşullarına karşı protesto düzenlediği ABD’de kayda geçti. 1911’de, şimdi ‘Uluslararası Kadınlar Günü’ olarak bildiğimiz ilk ‘Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü’nün bir haftası içinde, 146 kadın bir tekstil fabrikası yangınında hayatını kaybetti.

Çoğu genç, göçmen kadınlarla dolu bir tekstil atölyesi olan New York’taki Triangle Gömlek Fabrikası, bir çaput yığınının tutuşması sonrası yanıp kül oldu. Kilitli binada diri diri yanarak ölmeyenler, sekizinci kat pencerelerinden ölüme atladılar. Bu kadınlar haftada 15 dolar kazanıyor, haftanın her günü, günde 12 saat çalışıyorlardı.

Bu olayla 2013 yılında yaşanan Rana Plaza felaketi arasında rahatsız edici benzerlikler var. Sadece iki yıl önce, Bangladeş’in Dakka kentinde 1129 insan sekiz katlı bir fabrikanın çökmesi sonucu hayatını kaybetti. Tıpkı Triangle Gömlek Fabrikasında olduğu gibi, işçilerin yüzde 80’i genç kadınlardı, günde 13 ila 14 saatlik vardiyalarla çalışıyorlar ve haftada 10 ila 12 dolar kazanıyorlardı.

Triangle Gömlek Fabrikası yangını, bize emekçi kadınların hakları açısından kriterler sağladı ve 100 yıl içinde hiçbir ilerleme kaydedememiş olmamız gerçekten tahammülleri zorlayan bir durum. Genç, yoksul, göçmen kadınlar halen tekstil sektöründe sömürülüyor ve suiistimal ediliyorlar. İngiltere’de bile, çoğunlukla göçmen kadınlardan oluşan Leichester’deki tekstil işçileri, yasal asgari ücretin yarısından bile az, saat başı sadece 3 pound kazanırken bir sürü iş sağlığı ve iş güvenliği ihlali ile yüz yüze kalıyorlar.

Cinsiyetçi, sınıfsal sömürü meselesinden yasal düzenlemeler getirilmesi ve iş sağlığı ile güvenliğinin sağlanması konusuna geçmeden önce (Rana Plaza gündem olduğunda yaptığımız gibi), Mexico’daki en ölümcül şehirlerden biri olan Ciudad Juarez’de, kadın cinayeti kurbanlarının çoğunluğunun atölyelerde çalışan genç, yoksul kadınlar olduğunu düşünün.

En son “sweatshop” kapanıncaya kadar, kadınların küresel statüsü düzelmeyecek. Peki ama 100 yıl sonra neden hala kadınların temel işçi hakları için mücadele ediyoruz? Nasıl oluyor da kadın işçilerin güvenliğini ve insana yakışır  şartlarda çalışma hakkını göz göre göre ihlal eden çok uluslu şirketlerin yaptıkları yanlarına kar kalabiliyor? Daha da önemlisi, Uluslararası Kadınlar Günü’nden ‘emekçi’ sözcüğünü neden çıkardık?

Uluslararası Kadınlar Günü, kadın hakları savunucularını ve bu alanda elde edilen kazanımları görünür kılmak ve kutlamak için bir alan açıyor. Tekstil işçileri hareketleri de bu hak savunucuları ve onların elde ettiği kazanımlardan mahrum değiller. Akla hemen Jayaben Desai ve Clara Lemlich Shavelson geliyor örneğin.

Ancak bu günün özgün adını geri getirmesek bile, en azından ruhunu korumamız kritik önemde; sadece CEO’lar, ücret eşitsizlikleri ve girişimciler hakkında konuşmak değil, dikkatimizi sırf ekmek parası kazanmak için hayatlarını, haklarını ve güvenliklerini riske atan yoksul göçmen kadınlara da odaklamamız gerekiyor. Feminizm ardında tek bir kadın bile bırakmamalı.

Dikkatimizi, atölyelerde kilit altında çalışan, küresel kapitalist makinenin en acımasız merkezlerinde sıkışıp kalmış, sınıfsal, ulusal ve cinsel baskının en ağırını birlikte yaşayan, kolayca unutulup giden, “görünmez” kadınlara vermeliyiz.

Her Uluslararası Kadınlar Günü’nde, tartışmalar benzer bir yol izliyor: “Uzun bir yol kat ettik ancak halen yapılacak çok şey var.” Fakat tekstil işçilerinin hakları konusunda o kadar da yol kat etmedik. Orta sınıf kadın yöneticiler ve devlet başkanları hakkında, dünyayı giydiren binlerce emekçi kadın hakkında olduğundan daha fazla şey duyuyoruz.

Bu durum değişene dek 8 Mart, feminizmin marjinalleştirilmiş, göçmen kadın işçiler konusunda başarısız olduğunun rahatsız edici bir hatırlatıcısı olmaya devam edecek.

(*) İşçilerin kötü koşullarda çalıştırıldıkları atölyeler, fabrikalar, işyerleri

Janey Stephenson

8 Mart 2015

Çeviri: Serap Güneş

Kaynak

dunyadanceviri.wordpress.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*