Anasayfa » GÜNDEM » En görkemli yeni yıl mesajı, İran işçilerinin isyan ve direnişidir!

En görkemli yeni yıl mesajı, İran işçilerinin isyan ve direnişidir!

Ortadoğu’da 2015 yılındaki Güney Irak ve Lübnan’da gerçekleşen kitle eylemlerine bakarak, kitlelerin önemli ölçüde savaş ve IŞİD nedeniyle dişlerini sıkmaya çalıştığı, IŞİD’in gerilemesiyle sınıfsal-toplumsal mücadelelerin yeniden ön plana çıkabileceği öngörümüzü birkaç kez yazmıştık. Bu öngörümüz, 2017’nin son ayında ardarda Güney Kürdistan ve İran’daki kitlesel sokak isyan ve direnişleriyle büyük ölçüde doğrulanmış oldu.

Böyle bir öngörü için kahin olmaya da gerek yok. Çünkü Ortadoğu’da hem tek tek hemen bütün ülkelerde hem de bölge çapında ekonomik ve bölgesel rejim krizi, sınıfsal-toplumsal-uluslararası yeni güç denge ve dengesizleşmeleri, bir kutupta görülmemiş sermaye ve bastırma birikimi, diğer kutupta sefalet ve özgürsüzlük birikimi son yıllarda büsbütün hızlanarak devam etti.

İran’dan gelen son haberler göstericilerin Arak’ta Valilik binasını işgal ettiği, Hüremabad’da ise belediye binasının yakıldığı şeklinde.

İran’da Meşhed’den başlayıp 20 şehre yayılan kitlesel sokak gösterilerinin en temel sosyo-ekonomik mücadele istem ve ihtiyaçlarından harlandığı konusunda herkes ortaklaşıyor.

İran devletinin geçtiğimiz hafta açıkladığı yeni “ekonomik tedbirler” çerçevesinde, ordu-silah bütçesinin artırılması, işçi ve emekçilere ise yeni kısıntılar getirilmesi, kitlelerin sokağa dökülmesinin fitilini ateşleyen etkenlerden sadece birisi oldu.

2009 krizinden sonra yeni bir hız, kapsam ve şiddet kazanan neoliberal kapitalist saldırılar dalgası (özelleştirmeler, taşeronlaştırma/güvencesizleştirme, enerji temel gıda ve konuta devlet sübvansiyonlarının kaldırılması), son yıllarda banka-banker batakları, bir çok işletmede aylarca ücret ödememenin yaygınlaşması, işsizlik ve yüksek enflasyonla birleşince, büyüyen bir sosyo-ekonomik patlama birikimini zaten oluşturmuştu. Öyleki 2007-8’e kadar 2 bin-9 bin arası işçinin çalıştığı kamu işletmelerinin birçoğunda işçi sayıları 500-900’a kadar inmişti (onlar da bir yıla yakın süredir düzenli ücret alamıyorlar), gerisi ya işsiz ya da taşeronlaştırılmış durumdaydı. Kamu ve özel sektörde orta yaş ve üstü deneyimli işçilerinin önemli bölümü işten çıkarılırken, ya da emekli olduklarında ikramiye ve tazminatları verilmezken, yerlerine asgari ücretin altında taşeron genç işçiler istihdam edildi. İşsizlik ve enflasyon hızla artarken, ortalama ücretler en kötü ev kirasını bile karşılayamayacak kadar düşmüştü.

Nitekim kitle isyan ve direnişlerinin ilk başladığı ve en yoğun yaşandığı Meşhed, Kirmanşah, Nişabur, Ahvaz’ın büyük sanayi şehirleri olması, hareketin sınıfsal karakteri üzerine bir ilk fikir veriyor.

Ancak sosyo-ekonomik etkenler ve özgürlüksüzlük birikimiyle birlikte, kitle isyan ve direnişinin önünü açan asıl etken, son 2 yılda parça parça da olsa işçi, emekçi, kadın, öğrenci, ezilen ulus direnişlerinde yaygınlaşma ve nisbi yükseliş eğilimi oldu.

Bunlar arasında en önemlileri:

2008-9 döneminde İran’da işçi sınıfı açısından sembolleşen uzun soluklu ve militan Haft Tapeh Şeker Fabrikası işçileri, belediye otobüs şoförleri ve öğretmenlerin kitlesel fiili bağımsız örgütlenme, grev ve direnişlerinin, 2017’de yine sayısız tutuklama, yasak ve devlet saldırısına karşın canlanması ve kendisini hissettirmesi. Bunlara Azharab ve Hepco gibi (her birinde 3 biner işçi sayısı 900’a kadar inmişti) büyük petro-kimya fabrikalarında, Taç tekstil işletmesinde (işçi sayısı 13 binden birkaç bine inmişti), Babakan’daki tekstil ve Tahran’daki metal fabrikalarında (ücret ve sosyal hak gasplarına, taşeronlaştırmaya, emeklilik tazminat ve maaşlarının ödenmemesine, vd), ve çok sayıda başka sanayi bölgesi ve fabrikadaki fiili grev ve direnişler eşlik etti.

Yılın ilk yarısında (Şubat-Haziran) öğretmenlerin ve emekli öğretmenlerin, ücretlerin ve emekli maaşlarının, ikramiye ve sosyal haklarının ödenmemesine karşı çok sayıda şehirde çok sayıda gösterisi oldu.

İran’da merkezi devlet binaları, Meclis ve Çalışma Bakanlığı binaları önünde, yoğun baskılara karşın genellikle en fazla birkaç yüz kişilik oturma eylemleri gelenekseldir. 2017’de ise bu binaların önü işçi ve kamu emekçilerinin oturma eylemleri nedeniyle hemen hiç boş kalmadı, ve oturma eylemleri, hangi işçi kesimi tarafından yapılırsa yapılsın farklı katılımlarla birkaç bin kişiye kadar yükseldi.

İşçi cinayetlerinde yaşanan patlama, kitlesel işçi ölümlerinde artış, sınıf öfkesini büyüten bir diğer etken oldu. Özellikle 20 itfaiye işçinin ölümü ve 35 maden işçisinin ölümü üzerine büyük tepki dalgaları yaşandı. 35 maden işçisinin katledilmesinden sonra bölgeye şov yapmak için üstü açık arabayla giden Ruhani, maden işçileri ve yakınlarının saldırısından, biraz tartaklandıktan sonra zor kurtuldu.

Aylardır ücretleri ödenmeyen ya da işsiz işçiler arasında intiharların artması da öfkeyi artıran etkenlerden biri oldu. Aylardır ücretlerini alamayan bir Şuka Kağıt fabrikası işçisi eşinin iki aç çocuğuyla birlikte kendini öldürmesi üzerine rejimin kadını ve intihar eden açları “şeytan” ilan etmesi, işçiler ve kadınlar arasında infial yarattı.

İran’da son yıllarda ücret ve hakların ödenmemesi, işsizlik, açlık nedeniyle, Bouzizi’yi anıştıracak tarzda, meydanlarda, Çalışma Bakanlığının önünde ya da Ruhani’nin kenti ziyareti sırasında protesto için kendini yakan işçi ve işsizler de olması, kitlelerde derin bir etki yarattı. Bu yıl en az 3 işçi ve işsiz, bu şekilde kendini yaktı, 2’si ağır yanıklarla kurtarıldı, birisi öldü.

Tutuklanan sendikacı ve işçilerin, hapisahanelerdeki açlık grevlerinin yarattığı etkiyi de (bazıları bu nedenle serbest bırakılmak zorunda kalındı) bunlara ekleyelim.

Burjuva devlet destekli gayrı-menkul ve finans spekülatörlerinden, banka-bankerlerden bir dizisinin halkın küçük birikimlerini gasp ederek batması, devletin bunların büyük bankalara borçlarını öderken küçük mevduat sahiplerine olan borçlarını ödememesi de, yıl boyunca, özellikle de Aralık ayında Meşhed ve Nişabur’da yoğunlaşan, sık sık da Tahran’da merkezi devlet binaları önüne taşınan sayısız protesto gösterisine neden oldu. Özellikle Meşhed, Esfahan, Horasan, Kuzistan’da küçük ikramiye ve tazminatları devlet güvencesiyle bu dolandırıcılara yönlendirilmiş olan öğretmenler, sağlık emekçileri, demir-çelik ve petrol işçileri ve emekliler, Kasım ayından itibaren bu gösterilerin ağırlığını oluşturuyor ve başını çekiyordu.

İran Kürdistanı Mahabad kentinde Ferinaz Husrevani adlı Kürt kadın işçinin, İran İstihbaratı İtlaat elemanlarının tecavüzünden kurtulmak için çalıştığı otelin dördüncü katıntan atlayarak intihar etmesiyle, Mahabad’dan başlayıp Sanandaj, Bukan, Sakız, Merivan gibi Kürt kentlerine yayılan kitlesel Kürt sokak gösterileri de, 2017’nin önemli mücadelelerinden biriydi.

Huzistan’da ise kum fırtınası ve sonrasında haftalarca elektrik ve su kesintisi, ağır sağlık sorunlarıyla birlikte Ahvaz’da devlet binaları önünde kitle gösterilerine yol açtı.

Kasım ayında ise bu kez Kirmanşah’ta 600 kişinin öldüğü binlerce kişinin evsiz kaldığı depremde devletin bir yardımının olmaması bir yana, halkın topladığı yardımları da engellemesi ve el koyması, bölgeye yardıma ve desteğe gidenleri tutuklaması, deprem bahanesiyle Eshafan’daki (ülkenin en büyük sanayi merkezlerinden biridir) bazı fabrikaların daha kapatılması, büyük tepkilere neden oldu. Meclis Başkanı Ali Laricani’nin Kirmanşah’da onbinlerce evsiz ve işsiz, enkaz ortada dururken “Biz Halep’i yeniden inşa edeceğiz” tarzı bir açıklaması, depremzedeleri ayağa kaldırdı.

İran’da kadınların son dönemde küçük kazanımlar elde etmeye başlayan mücadeleleri de 2017’de kendini daha fazla hissettirmeye başladı. Örneğin İran-Suriye milli futbol takımları arasındaki gösteri maçına, Suriyeli kadın göçmenler alınırken İranlı kadınların alınmaması, yankı yaratan kadın protestolarına yol açtı.

Kasım ayından itibaren üniversite öğrencilerinin eylemleri yayılmaya başlamış, devlet daha büyük öğrenci eylemleri çağrılarının yapıldığı 7 Aralık “öğrenci gününü” eylemleri engellemek için “tatil” ilan edip okulları kapatmıştı.

Kimileri İran’daki kitlesel isyan ve direniş hareketinin, ABD, İsrail, Suud tarafından organize edildiğini ilan ediyor! Arap Baharını da “ABD tezgahı” olduğunu iddia etmiş olan bu komplocu kafa, en başta, işçi sınıfının, kitlelerin en büyük tarihsel aktör olduğunu görmeyen ve görülmesini istemeyen, tüm tarihi emperyalist ve tekelci kapitalist güçlerle “açıkladığını” sanan sınıf körlüğüyle maluldür. Elbette emperyalist ve tekelci kapitalist güç, hegemonya ve paylaşım mücadeleleri içinde, İran burjuvazisi ve rejiminin içinde, bu hareketi ve kitleleri birbirine karşı istismar etmeye çalışan güçler de vardır, liberali de, batı hayranı da, Ahmedinejat yanlıları da vb vardır. Ancak hiçbiri bu çapta bir kitle hareketini organize edemez, ve zaten birikmiş kitle tepkilerinin 2011-13 döneminde olduğu gibi güçlü zemini olan sınıfsal-toplumsal isyan ve direniş dalgalarının tüm bölgeye, dahası Avrupa ve ABD’ye yayılmasından, küreselleşmesinden korkarlar. Kaldı ki İran’daki bu seferki kitlesel isyan ve direniş dalgası, 2009’daki orta ve alt-orta sınıfların, beyaz yakalıların ağırlığını oluşturduğu neoliberal-reformist batı hayranı Musavi’nin başını çektiği “yeşil hareket”ten çok farklı.

Bu seferki hareket, ezilen ulus ve cinsi de kapsadığı gibi ağırlığını büyük sanayi işçileri, yıkıcı biçimde işçileşmiş beyaz yakalılar, işsizler, ve yarı-proleter kent yoksulları oluşturuyor. Hareket, Gezi’de olduğu gibi, İran’da rejim muhalifi bir çok düzen içi, burjuva, muhafazakar, liberal, reformist siyasal çevreyi yanyana getirmiş olsa da, hiçbiri hareketi örgütleyecek ve önderlik edecek kapasiteye sahip değil, hepsi nasıl yatıştıracağı derdinde.

Şu anda hareket, sosyo-ekonomik planda, işçi ağırlıklı olarak tabandan yükselen “hayat payalılığına hayır” ve neoliberalizmin “sosyal yıkımına hayır” istemlerinde ortaklaşmış görünüyor. Hareketin siyasal talepleri ise, tekelci oligarşik kapitalist mollalar rejiminin her iki kanadına da tepki gösteren, rejimin yıkılması veya değiştirilmesini isteyen kesim ve sloganlar olmakla birlikte, henüz netleşmiş değil.

İran işçi sınıfı ve emekçileri, tarihinde 3 işçi-emekçi şuraları deneyimi olan görkemli bir deneyime sahip. Asıl sorun, hareketin içinden bağımsız proleter devrimci komiteler, koordinasyon ve şuralar çıkarıp çıkaramayacağı…

Ancak İran işçi sınıfı şimdiden dünya proletaryasına en anlamlı “yeni yıl” açılışını armağan etmiş oldu! Gerisini de sınıf mücadelesi, ve tüm kapitalist güçler ve yangın söndürücülere karşı net tutum alacak bağımsız sınıf önderliği ve organları ile enternasyonal sınıf dayanışmasının gelişip gelişmeyeceği bağlamında şekillenecek…

اتش زدن بیش از صد دستگاه موتور سبکلت نیروهای گارد ویژه خرمنه ای و له شدن نیروهای گارد ویژه زیر سنگ و چماقهای معترضان،

Posted by Ali Jalali on Freitag, 29. Dezember 2017

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*