Anasayfa » DÜNYA » Emperyalist kapitalist güç ve paylaşım kavgaları büyüyor; Mayıs ayında neler olacak?

Emperyalist kapitalist güç ve paylaşım kavgaları büyüyor; Mayıs ayında neler olacak?

ABD, İngiltere ve Fransa eşliğinde sabaha karşı Suriye’de bir dizi havaalanı ve askeri tesise füze saldırısı düzenledi.

Rusya’nın açıklamasına göre Rusya’nın üslerinin ve hava savunma alanının bulunduğu yerlere saldırı olmadı. Ancak ABD keşif uçakları Rus alanlarının yakınında keşif uçuşları yaptı.

Suriye’deki askeri noktalara atılan 103 cruise füzesinin 78’sinin Suriye’nin Rus yapımı hava savunma sistemleri tarafından havada imha edildiği belirtiliyor. Saldırıda hedeflenen noktalar arasında İran merkezli askeri güçler bulunduğu yerler de bulunuyor. Suriye ordusunun Rus istihbaratının uyarısıyla hedef alınan askeri noktaları daha önce boşalttığı da açıklandı. ABD, bunun üzerine, saldırıdan önce Rusya’ya nereleri vuracağına dair bilgi vermediğini açıkladı.

Saldırıdan sonra, Trump, “Bu Rusya ve İran’a da uyarı içeren bir kerelik bir şey”, ABD genelkurmay başkanı ise,”Saldırının ilk dalgasını gerçekleştirdik” açıklamalarını yaptılar.

Rusya ise “bu saldırının uluslararası ilişkilerde yıkıcı etkiler yaratacağını” söyledi.

Saldırının gerçekleştiriliş biçimi (Rus üs ve hava sahalarını hedeflememesi, belki Rusya’yı bilgilendirilerek yapılmış olması, vb) şimdilik büyük kapitalist güçler arasında ilişkileri kopartmaya dönük görünmese de, çatlağı ve gerginliği büyütmüş oldu.

Saldırı genellikle, ABD iç politikasında seçim soruşturması, artan tepkiler ve yaklaşan ara seçimler nedeniyle sıkışan Trump’ın içe dönük şovu olarak değerlendirildi.

Gözden kaçırılan, ABD emperyalist oligarşisinin dünya politikalarını yalnızca ve basitçe başkanın veya beyaz saray’ın belirleyemeyeceği! Nitekim Suriye saldırısı ABD’de “demokrat parti” tarafından yalnızca kongreye danışılmadan yapılmış olmakla eleştirildi, üstelik Kongre’deki Demokrat Parti liderleri saldırının “bir kerelik ve sınırlı tutulmasını” da “yetersiz” bulup, Suriye’ye daha yoğun ve sürekli saldırılar olması gerektiğini açıkça deklere ettiler!

Bu kadarı bile, ABD saldırısının basit bir iç politika şovundan epey fazlası olduğunu göstermeye yeter.

Daha temelde, ABD emperyalist kapitalizminin son dönemde, Ortadoğu ve dünya çapındaki irtifa kaybı ve “otorite/patronaj” aşınmasını geri çevirmeye dönük birbirini takip eden hamle ve stratejisi vardır.

ABD önce Suriye’den çekilme blöfüyle, İngiltere ve özellikle Fransa’yı Suriye ve Ortadoğu’da daha fazla askeri-finansal rol üstlenmeye zorladı. İngiltere ile Rusya arasındaki diplomatik kriz de, ABD-İngiltere tarafından İran’la nükleer anlaşmanın feshedilmesi konusunda kendileriyle birlikte davranmayan AB’yi baskılayıp Rusya’ya karşı tavır almaya zorlamakta kullanıldı. ABD, aynı zamanda Çin’e karşı büyük bir gümrük-ticaret savaşı başlatırken, AB’ye de kısmi gümrükler getirerek ekonomik yaptırım sopasının ucunu gösterdi, bunu da AB’yi Ortadoğu-Asya politikasında kendisine destek vermeye zorlamak için yaptı.

ABD en sonu, Suriye’de kimyasal silah provokasyonu üzerinden, İngiltere ve Fransa’yı da yanına alarak, Almanya’nın ise saldırıya katılmasa bile onayını alarak, “Batı” emperyalist kapitalizmi aleminde yeniden patronajını tesis etmeye dönük bir operasyon gerçekleştirilmiş oldu. Aynı zamanda hem İsrail ve Suud’un İran’a karşı elini güçlendirmiş oldu, hem de Rusya-İran’la kırıştıran Türkiye’yi de yeniden hizaya çekip kendisine yedekleme doğrultusunda sonuç alıcı bir hamle yapmış oldu.

Nitekim Türkiye burjuva devleti, biraz yalpalayıp saldırının desteklenmesiyle itidal arasında gelgitler yaşayan ikili açıklamalardan sonra, Erdoğan’ın ağzından saldırı için “memnuniyet”ini belirterek, ABD’yi ikiletmedi.

ABD’nin bu hamleleri aynı zamanda, 12 Mayıs’ta açıklayacağı İran ile nükleer anlaşmayı uzatıp uzatmama kararı ve yine Mayıs ayında Trump ile Kuzey Kore başkanı Kim-Jong-Un arasındaki görüşme ve nükleer silah müzakerelerine dönük bir altyapı çalışması olarak görülebilir. ABD, bahsettiğimiz hamleler üzerinden elini güçlendirmeye ve AB’yi baskılayıp sıkıştırmaya çalışmış olarak, İran ve Kuzey Kore’ye karşı daha sert yaptırımlar uygulamaya hazırlanıyor olabilir. ABD, İran’la nükleer anlaşmayı fesheder ve bunda en azından birkaç büyük AB kapitalist gücünün desteğini alırsa, o zaman Ortadoğu’da taşlar yeniden yerinden oynamaya ve Ortadoğu’da daha büyük savaş tamtamları çalmaya başlayabilir.

Bu gelişmeler, aynı zamanda emperyalist kapitalizmin, küresel ekonomik, toplumsal, siyasal, ve hegemonya kriz ve sarsıntılarının arttığı ve dünya çapında işçi sınıfına saldırganlığının yoğunlaştığı bir süreçte gerçekleşiyor. Emperyalist kapitalist güç ve azami egemenlik politikaları ile işçi sınıfına azgınlaşan saldırı ve yasaklar bir bütündür. Eğer dünyanın bugünkü durum ve gidişatının asli neden ve müsebbibini anlamak istiyorsanız, Trump Putin vbden önce bakmanız gereken yer mali oligarşik sermaye kulelerinin nasıl göğe doğru yükseldiğidir. Emperyalist ve bölgesel tekelci kapitalist güçlerin, güç ve paylaşım savaşları, özünde bu sınıfsal bağıntısı içinde teşhir edilmelidir.

Temel çıkış noktası da, emperyalist kapitalist savaşa karşı sınıf savaşını yükseltmektir. Başta Fransa, Almanya, Hindistan, Güney Kore, ABD ve bir çok ülkede işçi sınıfına, kitlelere, kadınlara, ezilen ırk ve göçmenlere büyüyen saldırı ve yasaklara yeniden yükseliş eğilimi gösteren direniş hareketleri ile dayanışmak, yaygınlaştırmak, antikapitalist etkiyi güçlendirmek gerekiyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*