Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Emek forumunda bilişim işçileri Facebook işçilerini anlattı

Emek forumunda bilişim işçileri Facebook işçilerini anlattı

“Birleşerek kazanabiliriz” başlığıyla düzenlenen emek formunun ilk haftasında birçok akademisyen, siyasetçi, sendikacı ve işçi platformu vardı. İlk konuşmaları Akademisyen Ferda Keskin ve HDP MYK üyesi Sezai Temelli oluşturdu ve yeni liberalizme karşı mücadeleyi ele aldı. Sezai Temelli Kürdistan’da artan sınıf çelişkilerine dikkat çekti, hendek başında duranların işçi emekçi ve yoksullar olduğunu söyledi. Ferda Keskin’se daha çok neoliberalizmi anlattı, konuşmanın dikkat çekici yanı “neoliberalizm bireyi bir yatırımcı gibi düşünmeye sevk ediyor” diyerek işçilerin kendi sınıfsallığıyla düşünmesinin engellendiğine dikkat çekmesiydi. Oturum sonunda Ferda Keskin 28 Şubat’ın savunusuyla bitirirken, Sezai Temelli’yse Kürdistan’da artan sınıf çelişkilerini “radikal demokrasi”ye bağladı.

2. Oturumda işçiler başbaşa kaldı. THY’de grev deneyimini işten atılan eski bir savaş pilotu olan Bahadır Altan ele aldı. Bahadır Altan’ın konuşmalarında dikkat çeken iki unsur vardı: 1: 2007’de pilot olarak aylık 30 bin lira ücret almasına rağmen günde 4 saat uyuyabiliyor olması, bunun sonucunda greve gitmeleri. Eski savaş pilotu: “Yolcular hem yüksek para alıyorsunuz hem de grev yaparak iş yavaşlatıyorsunuz, diye üstümüze yürüdü” diye deneyimlerini anlattı. Kendilerinin ekonomik değil, kölece ve güvencesiz ağır çalışma içinde olduklarını vurguladı. 2: Sendikacılık anlayışının değişmesi gerektiğini ve çalışanların da çalışma içerisindeyken sendika yöneticiliği yapabileceğini vurguladı. “En kötü sendika sendikasızlıktan iyidir” mantığını eleştirdi. Kendi deneyimleri üzerinden sendikaların işçilerin mücadelesinin aynı zamanda engeli haline gelebileceğini anlattı.

Diğer konuşmacı Tekel direnişçisiydi. Bürokratik sendikacılığı eleştirdi, “hepsinin altında en konforlu araba var, bugünkü sendikacılık patron sendikacılığıdır” dedi. KESK’in sendikacılığının da günü kurtarmak için olduğunu, Kürdistan’daki Kürt halkına yapılan saldırılara karşı HDP’nin yetersizliğini vurguladı.

Plaza Eylem Platformu temsilcisi, “Platformumuzu, 2008 IBM direnişi sonrası kurduk. Gezi’de “gündüz işte, gece eylemde” olan kişilerdik. Bugün deneyim paylaşım atölyeleri yapıyoruz. İş baskısını, cinsiyet, mobing, performans, kariyer konularını tartışıyoruz.” dedi.

Biçda Facebook’un açık ofisindeki işçilerin durumuna değindi

Bilişim Çalışanları Dayanışma Ağı temsilcisi, emek forumunun işleyiş programını eleştirdi; “ilk ve son söz işçilerde olmalı, akademisyenler ve siyasetçiler aralarda konuşmalıdır” dedi. Biçda Facebook’un fabrikaya benzeyen açık ofisinin görüntülerini perdeye yansıttı, “bunun mantığı, işçilerinin ekranının kontrol edilmesi, usta başı gibi dolaşan yöneticilerin, ekranlar vasıtasıyla işçileri çalışmaya zorlaması içindir. Biz de işçi sınıfının parçasıyız, dedik. Çünkü güvencesiz, sürekli işsiz kalıyoruz ve böyle çalışma koşullarında emekli bir bilişimci olamaz ki, bilişimciler 30 yaşından sonra yaşlı muamelesi görür, iş bulması zorlaşır” dedi. Biçda’nın işyerinden işçilerin organizasyonuyla yaptığı 3 aylık eğitim etkinliklerinden bahsetti. Biçda sözcüsü, eğitimin amacının dayanışma ve bilişimcilerin ortak paylaşım ve ilişkilerinin güçlenmesi için olduğunu vurguladı. Faxxon, Amazon, Malezya ve Silikon Vadisi işçilerinin durumundan bahsetti. Mavi yakalı işçiler, direniş ve örgütlenmeler içinse blog ve internet sayfaları yaparak, örgütlenme dayanışması gösterdiğini vurgulayarak konuşmasını bitirdi.

Anti-kapitalist içerikli emek forumunun 2. oturumu farklı sektörlerde işçilerin durumlarını, mücadele ve deneyimlerini paylaşılması için faydalı oldu. Neoliberal demokrasinin işçilerin örgütlenmeleri, söz ve dayanışmasını ve kendini piyasa dışında ifade edebileceği tüm alanlarda boğmasına rağmen, işçi sınıfının yeni gelişen öznelerinin göreli en iyi durumunda olanı dahi, hiçbir şekilde sermaye ile bir arada barış içinde yaşama olanağının olmadığı ortaya çıkıyor. Bilişim işçileri de pek çok başka işçi kesimi gibi, görünmezleştirilseler de, büyüyen, çip, bilgi, robot teknolojileri, işçiyi “girişimci” gibi düşünmeye sevkeden neoliberal kapitalizmin altında, aslında enformasyon üreten işçiler olduğuna dikkat çekiyor, neoliberal kapitalizmin bizzat işçiler tarafından üretilen teknolojik araçlarla işçiyi daha derinlemesine sömürdüğü, bağımlı kıldığı ve köleleştirdiğini ifade ediyor. Kapitalist özel mülkiyet düzenine karşı biriken bir öfke ve proleter bir oluşum sürecinin yeşerdiğini söyleyebiliriz, bu anlamda bu tür forum ve örgütlenme deneyimlerinin hem mekan hem alanlarda önünü daha fazla açmak zorundayız. Çünkü mali oligarşik kapitalizmi ortadan kaldıracak olan onunla uzlaşmaz karşıtlık içinde olan ve mücadele eden işçilerdir, burjuva demokrasisini içerleyen radikal demokrasi veya 28 Şubat elbette değil…

Bir Bilişim İşçisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*