Anasayfa » 8 Mart » Elidor’un Flormar direnişini istismar etmesine izin verilmemeli!

Elidor’un Flormar direnişini istismar etmesine izin verilmemeli!

Dünyanın en büyük kapitalist gıda, deterjan, kozmetik tekellerinden Unilever’e bağlı Elidor markasının, 8 Mart’ı ve kadınların özgürlük mücadelesini reklam ve piyasa aracı haline getirmesi kadınlarda tepki yarattı.

Elidor, reklam kampanyasında “kadınların aklının saçında olduğu önyargısına karşı biz yokuz” diyor, ünlü reklam mankenleri birkaç günlüğüne sosyal medya hesaplarını kapatıyor, şirket birkaç günlüğüne market raflarındaki Elidor markasını geri çekiyordu.

Kadın hareketinin bu Elidor sahtekarlığına tepkisi, daha ziyade “biz yokuz” ifadesine tepki ile sınırlandı.

Oysa Unilever, gıda ve deterjan ürünü reklamlarında kadını “en iyi ev köleliliği bizim ürünlerimizle yapılır”, kozmetik reklamlarında ise “en iyi cinsel meta bizim ürünlerimizle olunur” diye kullanmasıyla kötü ünlü bir tekeldir.

Tabii Unilever, dünya çapında kadın ve çevre/ekoloji hareketlerinin yükselmesiyle, 2016’dan itibaren bir strateji değişikliği yaptı. Bu kez “çevre dostu ürünler”, ve “kadınlar bizim ürünlerimizle özgür ve eşit olur” türünden sahtekarlık kampanyalarına imza atmaya başladı. Değişen tek şey, artık yalnız kadın cinselliğini değil, kadın hakları ve özgürlüğü mücadelesini de satışlarını artırmak için metalaştırıp piyasalaştırmaya soyunmasıydı.

Bu, her yıl “Miss Turkey güzellik yarışması” düzenleyen ve “(Elidorlu) Saçlarınla mutluysan hayat senden yana” reklam sloganını atan aynı Elidor’dur.

Elidor son reklam kampanyasında, örtük olarak Yves Roche/Flormar direnişçisi kadın işçilerin, direnişinin ve “Flormar değil direniş güzelleştirir” sloganının yarattığı etkiyi de, satış ve karlarını yükseltmeye alet etmeye çalışıyor.

Türkiye’de gıda, deterjan ve kozmetik alanında 20’ye yakın büyük marka, 8 büyük fabrika, Unilever’in emek, kadın, sağlık, doğa düşmanlığını da gündemleştirmek gerekir.

Unilever fabrika ve şirketlerinin Türkiye’de çalıştırdığı toplam 5 bin işçinin önemli kısmı taşerondur, güvencesizdir, işçi sağlığını yıkıcı koşullara maruz kalırlar. Bunun 3 katı kadar Unilever’e çalışan taşeron tedarik şirketi işçilerinin durumu ise daha korkunçtur. Algida taşeronunda eksi 20 derecede günde 14 saat çalışanlar, ya da kanserojen deterjan-kozmatik tedarikçilerinde ağır kimyasallara maruz kalan işçiler gibi.

Unilever, geçtiğimiz yıllarda Gebze’de bulunan fabrikalarında grev gündeme gelince, büyük fabrikalarını ücretlerin daha düşük olduğu Konya’ya kaydırmış, yine ücretleri ve örgütlülüğü kırmak için taşeron, güvencesiz, mevsimlik, kadın işçi alımına ağırlık vermiştir. Kadın işçilere daha düşük ücretler verilmekte, ağır baskı yapılmaktadır.

Tüm bu nedenlerle, Flormar’a karşı kampanyaların, Unilever ve Proctor & Gamble gibi tekellere karşı yaygınlaştırılması yerinde olur. Bu tekellerin kadın mücadelelerini ve Flormar direnişini istismar edip kendi piyasa paylarını artırmada kullanma cingözlüğüne izin verilmemeli, hedefe bir bütün olarak tekelci oligarşik kapitalizm konulmalı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*