Anasayfa » GENÇLİK » Eğitim-Sen’den ‘katsayı’ açıklaması

Eğitim-Sen’den ‘katsayı’ açıklaması

Eğitim-Sen’in konu ile ilgili açıklaması şöyle:

01.12.2011-Basında yer alan haberlerde, YÖK Genel Kurulu’nda alınan kararla, üniversiteye giriş sınavında yerleştirme puanlarının hesaplanmasında kullanılan katsayı uygulamasının fiili olarak geçersiz kılındığı bildirilmiştir.

Öğrencilerin üniversiteye giriş sınavları sonrasında yerleştirme puanları hesaplanırken, kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları (AOBP) 0,15 katsayısıyla, alan dışı tercihte ise 0,12 katsayısıyla çarpılmaktaydı. Yapılan değişiklik sonrasında ise katsayı uygulaması her aday için 0.12 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla aynı katsayı ile tüm adayların eşitlenmesine dönük bu düzenleme ile fiili olarak kat sayı farkı ortadan kaldırılmış ve katsayı uygulamasını anlamsızlaştırmıştır.

Gerçekleştirilen bu değişikliğin kısa ve uzun dönemde toplumsal ve siyasal yaşamımız ile eğitim sistemimize etkileri düşünüldüğünde YÖK Genel Kurul kararının sorun çözmekten uzak olduğu ve yeni sorunları beraberinde getirecek bir karar aldığı açıktır. Kaldı ki eşitsizlikçi yapısı giderek derinleştirilen eğitim sistemimizde katsayı düzenlemeleriyle ayrımcılığın önlenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, AKP’nin ortaöğretimdeki gençlerimiz arasında ayrımcılığı önlemek adı altında attığı adımlar mevcut eşitsizlikleri daha fazla derinleştirecektir.

Kısa vadedeki etkileri göz önüne alındığında adaylar arasında “eşitlik” tesis edeceğini söylemek de kolaycılığın ötesine geçemeyecektir.

· Sözel alanda eğitim sürecini yürüterek üniversite giriş sınavlarına girecek öğrenciler daha fazla kişi ile rekabet etmek zorunda kalacak ve dezavantajlı konuma düşeceklerdir.

· Matematik/Fen alanındaki öğrencilerin başarı oranları düşünüldüğünde üniversite bölümleri arasındaki tercih yelpazesi genişleyecek ve alan farkının onlar için bir anlamı kalmayacaktır. Dolayısıyla bu durum Matematik/Fen alanındaki öğrencileri avantajlı konuma getirecektir.

· Eşit ağırlık alanındaki öğrenciler ise Matematik/Fen alanındaki öğrencilerin tercih yelpazesinin genişlemesi nedeniyle yine dezavantajlı bir konuma düşecektir.

· Sınav odaklı eğitim sisteminin kendisi dershane sektörünü giderek büyütmüştür. Ortaöğretimdeki alan farkı korunurken, üniversiteye girişte bu farkın anlamsızlaştırılması sınavda başarıyı daha önemli kılacak, dolayısıyla dershane sektörünün eğitim sistemimizdeki rolünü pekiştirecektir.

Üstelik rahatça öngörülebilecek bu etkilerin, sınava hazırlık sürecinin ortasında gerçekleştirilen söz konusu değişiklikle, öğrencilerin üzerindeki baskıyı artıracağı da ortadadır.

Uzun dönemde ise yapılmak istenen, İmam Hatip Liseleri’nin toplumsal, siyasal yaşamımız ile eğitim sistemimizdeki etki gücünü artırmayı amaçlamaktadır. Devletin tüm kademelerini eline geçirenler, eğitim sistemi içerisinde de birçok öğrenciyi etki alanına almıştır. Ancak İmam Hatip Liseleri’nin uzun dönemde etki alanını genişleterek AKP’nin, siyasal amaçları doğrultusunda enerjisini canlı tutmak, siyasal manevra alanını genişletmek ve muhafazakarlığın Türkiye’de daha güçlü örgütlenmesini sağlamak gibi amaçlara sahip olduğu açıktır. Unutmayalım ki AKP, Türkiye’nin kronikleşmiş sorunlarının çözümünde dini referansları perspektifinin merkezine oturtmakta ve toplumu bu doğrultuda giderek daha fazla muhafazakarlaştırmayı amaçlamaktadır.

AKP’nin eğitim sistemimizi bir enkaz haline getirirken, üniversiteye girişte sorun odağını sadece “katsayı” üzerine kurarak sorunları ortadan kaldıracağını ve eşitlik tesis edeceğini ifade etmesi çok basit bir argümandır. Gençlerimiz ve aileleri dershane sektörünün dişlileri arasında ezilirken, sınavlardaki kopya skandallarının üzeri alelacele örtülürken, öğretmen açığı öğretmenlik mesleğinin yakınından dahi geçmeyenlerce kapatılmak istenirken, tabela üniversitelerinde yükseköğretim hizmeti sunulmak istenirken ve en önemlisi eğitim hizmetinin parasız örgütlenmemesinden dolayı giderek derinleşen bir eşitsizlik ortadayken eşitliği tesis etmeye dönük kurulan süslü laflar, içi boş sözler olmaktadır.

Yusuf Ziya Özcan’ın giderayak altına imza atmak istediği katsayı uygulamasındaki değişiklik ile gençlerimizin sorunlarına çözümün değil, AKP’nin popülizmine hizmetin öncelikli tutulduğu açıktır. Eğitim Sen olarak bir kez daha altını çizerek ifade ediyoruz: Eğitim hizmetinin her aşaması kamusal, parasız, bilimsel, laik, demokratik, anadilinde, nitelikli ve çalışma hayatı da kadrolu, güvenceli olarak örgütlenmek zorundadır. Eşitliği tesis etmenin öncelikli yolu buradan geçmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*