Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Eğitim-Sen Tüzük Kurultayı

Eğitim-Sen Tüzük Kurultayı

Eğitim Sen genel merkezince şubelere bir yazı gönderilerek sonbaharda bir Tüzük Kurultayı’nın gerçekleştirileceği, bu çerçevede “şube ve il temsilciliklerinin tüzük değişikliklerine ilişkin çalışmalarını 30 Haziran 2012 tarihine kadar yürütmeleri ve sonuçlarını 15 Temmuz 2012’de genel merkeze iletmeleri” duyuruldu.

Bir sendikanın amacı ve programı neyse tüzüğü de ona göre şekillenir. Öte yandan sınıf mücadelesi ile bağı kurulmamış, onu güçlendirme hedefi ile kurgulanmayan bir tüzük kurultayı da sorunları çözücü olmaz. Nesnel bir bakışla, Eğitim-Sen’in mevcut tüzüğünde sadece amaç bölümü okunduğunda dahi, tıkanma noktaları görünür olmaktadır:

1) Tüzüğün henüz ilk maddeleri olan amaç maddelerinde esas sorun, toplamda kendi yolunu, bir sendikanın asli ekseni olan burjuvazi-proletarya karşıtlığı temelinde bir hat üzerinden tanımlamayarak liberal demokratik bir amaç tarifi yapılmasıdır. Eğitim-Sen’in tüzüğü ve programı küçük burjuva, reformcu, bürokratik, sendikalist bir anlayışa terk edilemez.

2) Mevcut tüzükte, özel ve kamu “işveren” sınıfı ile işçi sınıfı arasındaki karşıtlık üzerinden bir amaç tanımı yapılmamaktadır. Eğitim-Sen kime karşı mücadele ediyor? Eğitim-Sen üyeleri işçi değil mi? Şu bulanık “kamu emekçisi” tanımını artık terk etmek zorundayız.

3) Mevcut tüzükte amacın “evrensel değerler” ve “insan hakları” bulamacı içerisinde eritilmesi söz konusudur. Bunlar işçi sınıfı ideolojisinin değil, liberal burjuva ideolojisinin kavramlarıdır. İşçi sınıfının sendikası, işçi sınıfının diliyle konuşmalıdır.

4) Mevcut tüzükte farklı statülerdeki tüm eğitim işçilerinin sendika bünyesinde birleşik örgütlenmesine özel bir vurgu yapılmamaktadır. Oysa bunlar işgücünün yeni koşullarıdır. “Dershanelerde, özel okullarda çalışan öğretmenleri, ücretli, sözleşmeli öğretmenleri üye yapmamıza yasalar izin vermiyor” gerekçesi geçersizleşmiştir ve inandırıcı değildir. Eğitim-Sen, sendika aidatları düzensiz olduğu için taşeron işçileri örgütlemeyen elit sendikalarla kurulacak bir paralelliği hak etmemektedir.

5) “Yerel farklılıkları zenginlik olarak kabul eden bir emek örgütü” denilerek ulusal sorun konusunda liberal bir demokratik muhalefet çizgisine sahip çıkılmaktadır. Açıkça bilinmektedir, bu ülkede Kürt sorunu çözülmüş değildir ve bu sorun kapsamı ve mücadele geçmişi itibariyle de usta burjuva terzilerce biçilmiş “yerel farklılıkların zenginliği” elbisesine sığmaz. Ulusların hakları vardır ve ulusal sorun sınıfsal bir nitelik taşır. İşçi sınıfı olarak meseleleri adlı adınca ele almalı ve kendi çözümümüzü belirginleştirmeliyiz. Bu çözümün temelinde Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkının koşulsuz kabulü, işçi sınıfı açısından bağımsız sosyalist bir programın savunulması ve bir işçi sendikası olarak ulusal sorunun (geri biçimiyle olduğu kadar, aynı zamanda en ileri) burjuva demokratik çözümüyle ayrımın belirginleştirilmesi zaruridir.

Alternatif olarak daha somut bir tartışma yürütülmesi ve tüzükten değil esasen bütünsel bir mücadele anlayışı oluşturmaktan çıkışını alacak tarzda, ilk elde tartışılmak üzere şu noktaları vurgulayabiliriz:

1) Eğitim-Sen sınıf mücadelesinde statü farkı gözetmeksizin, ayrımsız tüm eğitim işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek, işveren taraf karşısında haklarını korumak ve geliştirmek, bağlı bulunduğu eğitim alanında çalışan eğitim işçileri arasındaki rekabetin yerine sınıf bilinci ve dayanışmasını koymak, işçi sınıfının bir parçası olarak üretenlerin kendi yaşamlarını yönetebileceği bir toplum kurmak için mücadele eder, etmelidir. Bu yüzden sendikal örgütlülüğün gerçekleştirileceği örgütlenme alanının tarifi ve üyelik koşulları net biçimde yapılmalıdır. Kamu-özel ayrımının ortadan kaldırılacağı ve ayrım yapmaksızın tüm eğitim işçisi kesimlerinin örgütlenebileceği bir örgütsel model net biçimde ifade edilmelidir. İşsiz, kadrolu kadrosuz, taşeron eğitim işçilerinin, eğitim fakültesi öğrencilerinin, emekli eğitim işçilerinin ve velilerin ortak mücadelesini sağlayacak bir örgütsel model oluşturulmalı, tüm tüzük bu perspektiften yeniden yazılmalıdır. “Güvencesiz çalışma koşullarına karşı mücadele” ve “herkese iş herkese güvenceli çalışma hakkı” öne çıkartılmalıdır.

2) Eğitim-Sen uluslararası sınıf mücadelesi değerlerini geliştiren, çeşitli uluslardan işçilerin mücadelesini birleştiren, savaşsız, sömürüsüz, sınırsız, sınıfsız bir dünya hedefiyle ülkemizde ve dünyada her türlü kapitalist yönetime karşı işçi sınıfı demokrasisi ve dayanışması kültürünü savunur, savunmalıdır. İç rekabeti körükleyen, angarya niteliğindeki, öğretmenlik mesleğini düşüren performans sistemine karşı mücadele etmek, üyelerini ve sektördeki tüm işçileri bu doğrultuda eğitmek ve mücadele içinde etkinleştirmek sendikanın amacıdır. Bugünün kapitalizminde tüm eğitim sistemi baştan aşağı yeniden yapılandırılmaktadır. Son bakanlık değişimiyle beraber sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda bu dönüşümün temposu yıkıcı bir tarzda hızlandırılmıştır. Kapitalizmin eğitim sistemine karşı öğrenci ve veliler ile birlikte mücadele ve bunun için okul ve birimlerde meclis tarzı kitle örgütlülüklerinin kurulmasında yer almak, bunların kurulmasına önayak olmak ve mücadelesini süreklileştirmek sendikanın amaçları içerisinde yer almalıdır.

3) Eğitim-Sen çalışması sırasında işçi hakları ve temel insan özgürlükleri bütünlüğü içerisinde, din, dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce farkı gözetmeksizin bütün üyelerinin ekonomik, demokratik, akademik, sosyal, kültürel, hukuksal, siyasal, mesleki özlük hak ve çıkarlarını koruyup geliştirmeyi, üyelerine insanca bir yaşam ve çıkarsız toplumsal ilişkiler düzeyi sağlamayı amaçlar, amaçlamalıdır. Diğer sendikaların tabanları ile kendi üye tabanı arasında mücadele odaklı bir ilişkinin geliştirilmesi, sınıfın sektörel birliği doğrultusunda hareket etmek ve üyelerini bu doğrultuda eğitmek sendikanın amacıdır. Kadrolu öğretmen olmasına karşın herhangi bir dershane ya da özel okul ortağı ya da patronu olanlar sendikaya üye yapılamaz. Öğrencilerini veya eşini dövenler, düşkünleşenler üyelikten çıkartılır. Üyeliğe alım kolay ve pratik, üyelikten çıkarmaysa ancak açık ve yazılı gerekçelerle mümkündür.

4) “Evdeki burjuva” konumunu sürdüren erkek eğitim işçileri sendikada yönetici görevler üstlenemezler. Kadının beyanı esastır; cins egemenliğine karşı mücadelenin etkinleştirilmesi, üyelerin ve eğitim işçilerinin bu doğrultuda süreklileşmiş eğitimi sendikanın asli görevlerindendir. Sendikada yönetici görevlerde en az %50’lik kadın oranının yakalanması esastır, kota vb. geçiş uygulamaları bu hedefle bağlantılı olarak ele alınmalıdır. Sendika, kadın işçi üzerine yıkılmış “bakım yükünün” toplumsallaştırılması ve tarihsel eşitsizlik yükünün hafifletilmesi amacıyla, kreş, danışma, yardım vb. sendikal organizasyonlara verdiği özel önemle alanındaki diğer sendikaların kadın üye tabanı ve örgütsüz eğitim işçileri açısından bir çekim merkezi olmalıdır.

5) Eğitim-Sen başta işçi çocukları olmak üzere toplumun bütün emekçi bireylerinin kendi anadilinde, cins ayrımcı olmayan, eşit, demokratik, laik, bilimsel, parasız ve kamusal nitelikli eğitim hakkını savunur, savunmalıdır. Grevli ve toplu iş sözleşmeli sendikal hakların kullanılması ve çalışma koşullarını düzenleyen diğer hükümlerin üyeleri lehine geliştirilmesi için mücadele eder. Çalışma ilkesi olarak işçi demokrasisini uygular ve geliştirir. Sendikal demokrasi ve işçi sınıfının mücadele demokrasisini geliştirmeyi amaçlayan hükümler, ancak tabanın etkin katılımı ve pratikleştirmesiyle hayata geçebilir. Bu yöndeki girişim ve inisiyatifler genel kurullardaki pazarlık ve oydaşmalara, herhangi bir biçimde genel merkez onayına teslim edilemez. Sendikal tıkanmayı aşma arayışları açısından tüzükte kestirmeden profesyonelliğe başvurmak değil; seçim süreçlerini demokratikleştiren, karar alma süreçlerine tabanın iradesini taşıyacak, bir perspektif olarak delegelik sistemini tedricen ortadan kaldırmayı hedefleyen, illerdeki şube sayılarını, dolayısıyla emek veren işçi sayısını arttıracak yönde düzenlemeler yapılmalıdır. Bundan böyle şube genel kurulları genel üye katılımı ile yapılmalıdır. Eğitim-Sen genel kurulu iki yılda bir toplanmalı, tüm sendikal yapının karar alıcı omurgası olarak şube işyeri temsilcileri ve meclislerinin öne çıktığı düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

Son kamu grevi TİS sürecinde somut bir kazanım getirmemesine karşın, katılım yüksekliği ve yaygınlığıyla eğitim işçileri için olumlu bir moral etki yarattı. Geçtiğimiz sayıda belirttiğimiz üzere, önümüzdeki 1,5 yıl süresiz bir genel grevin örgütlenmesine yönelik olarak planlanmalıdır. Gerek hedeflenen tüzük kurultayı, gerekse rutin sendikal çalışmalar eğitim işçilerinin mücadelesinde somut ara basamak hedefler koyulmazsa bir ilerleme sağlayamaz. Eğitim sektöründe sermaye birikiminin geldiği düzey ve kamunun çözülüşünde girilen aşama militan, süresiz, genel grevi içeren, irili ufaklı güç toplayıcı adımlarla örülecek uzun soluklu bir mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Geçen sayımızda söylediklerimizi bir kez daha tekrarlıyoruz: Süresiz genel grevin düşünü gerçek kılmak, sendikal hareketin yenilgi rüzgârını tersine çevirmek istiyorsak önce bizim, kendimizin elimizdeki her aracı, işçi sınıfı olarak kararlı ve yaratıcı gücümüzü, özgüven ve iddiamızı açığa çıkartmak ve çoğaltmak için seferber etmemiz şarttır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*