Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Dünyanın en güçlü pasaportları”

“Dünyanın en güçlü pasaportları”

Başlık onların. Onlara da bu yakışır. Onların tüm başlıkları gibi, bu başlıkları da ellerinde patlar. Boom olur.

Şimdilik bu yazının da başında kalsın. Biz nasılsa kendi başlığımızı yazımızın sonuna çakar, onların başlığını onların alnına yapıştırırız.

Pasaport diyorlar, bunu konuşacağız zaten. Fakat pasaportu bile güç ile bağlantılandırmaları, gücü “en” ile ilişkilendirmeleri, gücü ve en’i dünyaya bağlamaları bir tuhaf!? Kriz mi var ne!?

Amanın! Hem de ne kriz var ne kriz var. Pasaportun krizi var, güçlünün krizi var, en’in krizi var, dünyanın krizi var. Hepsi krizde: Çoklu kriz! Vay canına! Sadece tek tek ve çoklu kriz de değil bu yahu! Her birinin ve hepsinin birlikte bütünsel krizi. “Dünyanın en güçlü pasaportları” krizi. Vıy!

Sermaye konuşuyor: Arton Capital. Yakışır bu ad ona. Arton Capital, kapitalistlerin farklı ülkelerden “vatandaşlık” edinmesi konusunda uzmanlaşmış bir finans şirketi.

Yav, bu sermayenin uzmanlaşmasına hayranlık duymamak elde değil gerçekten. Tek tek çoklu birleşik bütünsel uzmanlaşma: Sömürgen katliamcıların birikimlerinin tüm sınırlarını aşabilmeleri konusunda uzmanlaşma, sömürgen katliamcıların birikimlerini farklı ülke bölge kasalarına aşırıp saçıp çoklulaştırmalarına yönelik uzmanlaşma, sömürgen katliamcıların bizim gırtlaklarına asılıp kıtır kıtır kıtırdatma ihtimalimizin gerçekliğe dönüşmesinden an önce kıl payı fıyıp kapağı çoklulaştırılmış kasalarından birine atmalarına yönelik uzmanlaşma,… Hayranlık duymamak elde değil gerçekten!

Gel bir de bizim halimizi gör: Hadi söyle bakalım, neyin neresinde ne kadar uzmanız? Mosmor olma durumu değil mi! Yok, bunda utanılacak bir şey yok elbette; eşitsiz gelişme elbette. Ancak sorun şu ki, eşitsizliğin gelişen tarafı sürekli üstelik sıçramalı olarak gelişirken; biz ne durumdayız? Eşitsizliğin gelişmeyen tarafının gelişmesinin iç engelinin duvarlaşmış haliyiz. Toplumsal proletaryanın evrensel düzeyde gelişmekte olan ve sermayenin geliştirirken sınırlamaya güdülü krizleşmesinin kanıtı olduğu, asla sınır tanımayan yeteneklerinin becerilerinin önündeki duvar halindeyiz. Yok, bunda utanılacak bir şey olmadığı gibi, moral bozacak bir şey de yok; gerçekten! Çünkü, biz istemeden de olsa istediğimiz kadar duvarlaşalım, ho ho ho, toplumsal proletarya hiçbir duvar tanımaz! Biz içerden en küçük bir destek atamasak dahi, o dışardan yıkar geçer gelir bizi duvarlaşmışlığımızdan kurtarır, hiç canını sıkmayasın… Of, duvarlaşmışlığımızdan kurtulamayacak denli duvarlaşmışsak eğer, of, yıkar ezer geçer, of n’apalım kader işte…

Sermaye konuşuyor, Arton Capital: Arton Capital, geçtiğimiz günlerde, dünyanın en etkili pasaportları listesini yayınladı. Ölçüt, pasaportla diğer ülkelere vizesiz giriş.

Listeyi buraya aktarmaya gerek var mı? Mahalleden herhangi bir veledi çevirip listeyi hiç göstermeden sorsak, kuşkusuz listedeki 193 ülkenin tümünü bilemeyeceğinden birkaç yanlış yapacaktır ama, sıralamayı asla şaşırmayacaktır. Çünkü malum, sermaye gücü, devlet gücü, emek üretkenliği gücü, artıdeğer hortumlama hiyerarşik gücü, …, sayarız daha, gerekmiyor. Bizim velet bunlardan pek anlamaz, fakat tezahürlerinden ve sınıfsal toplumsal yaşantısından bilir.

Hah, birinciyi bilmekte ne var anacım, iş yaptın sanki aferin yani; tabii ki ABD. Bir ABD pasaportu alabilmek için işçiler, halklar, milletler, bölgeler, kıtalar birbirini yiyorlar. Tek bir, bir tanecik ABD pasaportu alabilmek için, kimsenin haberi yok ama, üçüncü dünya savaşı çoktan çıktı, sürüyor. Hani ABD ABD olmasa, gerçekten ayvayı yemiştik, iyi ki ABD ABD olarak var da, işçileri halkları milletleri kıtaları bir tek ABD pasaportu alabilmeleri için sıraya düzene sokabiliyor. İnan olsun ki kolay değil tersine korkunç zor onun işi yav, düşünsene bir, onun bunun vatandaşlığı ile uğraşması yetmiyor, bir de dünya vatandaşlığı için çabalıyor… Ne müthiş iş ama…

Liste fena uzun, dünya kadar. Sırayla malum, ABD, Britanya, Almanya, Fransa, Güney Kore, …
Eee hadi gel artık delirtme. Ha Türkiye, ya burası biraz karışık, klasman olarak 29’uncu ligde; sıralamada ise 193 içinde 62’nci. Neyse şimdi rezil etmeyelim kendimizi elaleme, matematik nanay çünkü… Fakat hani bizim futbol liglerinin tıpkısı galiba; neyse.

Sermayenin sermayeye sermaye aktarımı gibi, Arton Capital’den aktaran CNN, CNN’den aktaran CNN Türk, haberi verirken şöyle diyor: “….Ekonomisi güçlü gelişmiş ülkeler listenin üst sıralarında bulunuyor.” Canım ciğerim burjuva ideolojisi! Ekonomi diyor, gelişmiş diyor, güçlü diyor. Emperyalist kapitalizm diyemiyor, çok ah ne çok istese de diyemiyor; kendi kendini güçlü gelişmiş ekonomi eliyle sıkıp, ekonomisi güçlü gelişmiş ülkeler diyor. Herhalde yani, gerçeği dese hop ederiz, e o da cop etmek zorunda kalır ama biz hep hop ederiz… E bu yüzden, bizi ekonomisi güçlü gelişmiş ülkelere ninniyle mışıl mışıl yatırmak zorunda kalıyor. Zor lan bunların işleri hakkaten…

Raporun haberinin haberine göre, “Türk vatandaşları 108 ülkeye vizesiz girebiliyor”muş. Heyt, olsun o kadar değil mi ya; ne de olsa son Osmanlı sultanı cansiperhane canı burnunda çalışıyor. Hakkaten yahu, hani dünya çapında bireysel emek üretkenliği araştırması yapılsa, bizimki kesin başa oynar. Başkanlık meselesi mi? Of be yav, biz ne diyoruz sen ne diyorsun: Başkanlık bizimkinin önceki dönemki fiyatıydı, sermayenin ödemesi gecikti sadece. (Sermaye işte, almaya gelince peşin, vermeye gelince taksit taksit üstelik gecikmeli hatta kazıklamalı.) Başkanlık çok geride kaldı gülüm çok geride kaldı; sana ne diyorum, bizimki bireysel emek üretkenliğinde başa oynuyor. Biraz zorlanacak elbette; o kadar da olsun canım, karşısında Çarputin gibi nice çok önceden başkan olmuşlar, nice emperyal CEOlar var, ohoo…

Fakat ne diyeyim, bizimki dehşet akıllı ama! Müthiş müthiş. Eh tabi bu epey emperyal “Capital” aklın fotokopi bile olamayan kopya ezber aklı olsa da gene de vay vay vay: Haberde başka bir rapordan daha söz ediliyor: “51 ülkenin pasaportunu araştıran seyahat arama motoru GoEuro ise, pasaportların fiyatlarını karşılaştırdı. Araştırma sonucunda, fiyat olarak 251 dolar harç ile Türk pasaportu en pahalı pasaport çıktı. Türkiye’de asgari ücret üzerinden 95 saat çalışılarak pasaport harcının ödenebildiği belirtilirken, pasaport ücreti 43 dolar olan İsveç’te bu sürenin bir saat olduğu ifade edildi.”
İşçiler çıkamaz, kapitalistler kalamaz: Pasaport!

Adına pasaport denilen diktatörlük demokrasisi, demokrasi diktatörlüğü, işçilerin “yurt” dışına çıkışına diktatörlük, kapitalistlerin “yurt” içinde kalışına diktatörlük, işçilerin “yurt” içinde kalışına demokrasi, kapitalistlerin “yurt” dışına çıkışına demokrasidir. Yalnız lütfen sakın ola, eee ama Avrupa’da işçiler “yurt” dışına çıkabiliyor üstelik vizesiz falan demeyin n’olur: AB ne sizce?

Fakat işin en komik, en eğlenceli yerine daha yeni geliyoruz: Pasaport sadece yukarıdaki anlamıyla pasaport değil; aynı zamanda maalesef krizdir! Pasaport krizi. Krizli pasaport. Pasaportun krizleşmiş hali. Krizin pasaportlaşmış hali.

Hazır mısınız? Şenlik başlıyor! Bizim şenliğimiz başlıyor! Çok fena çılgın eğleneceğiz şimdi. Hazır mısınız? Öyle oturduğu yerden, çekirdek çitleye çitleye hımbıl fısır çıtır kikir izlemek yok ha! Haydi sahneye! Çok çılgın eyleneceğiz şimdi. Haydi sahneye! Haydi hep beraber!

Önce karşımızdakini tanıyıp tanıtalım: Sermaye. Pasaportun krizinin, krizin pasaportunun, krizli pasaportun ta kendisi. Artıdeğer sömürüsünün kendi koyduğu sınırına dayanmış abanmış tüm gücüyle zorluyor garibim. Kendi pasaportunu kendi krizi yapıyor. Kendi krizini kendi pasaportu yapıyor. Kendini pasaport yapmışlığıyla krize giriyor biçare. Hani kafası olsa, kafayı yiyecek garibim dersin, o kadar yani. Onu böyle kıvrım kıvrım kıvır kıvır düğüm düğüm kördüğüm gördükçe, insanın yardım edesi bile geliyor! Fakat ne yazık ki biz, sermayenin insanı olan insanlığımızdan nefretle hiddetle şiddetle kopmak istediğimiz için, birbirlerine yardım etmesini engelledik maalesef.

Hey hey, yok öyle, kahkahanızın tümünü boşaltmayın hemen, doldurması zaman alır. Şaka şaka; eskidendi o; şimdiyse, onlar böyle kriz kriz krizleşip sürüm sürüm süründükçe, bizim kahkahalarımızı üreten nükleer santraller zinciri bütünsel kompleksine dönüşüyorlar.

Şimdi sermayenin karşısındakini tanıyıp tanıtacağız: Bizi, kendimizi.

Buyrun, sizi tanıyalım, kendinizi bize, seyircileşmeyi yarıp çıkmış çılgın eylencemize tanıtır mısınız lütfen?
Eeee, he he, şey biraz utandım da, ilk kez yani, hani of ya çok kalabalık burası ter bastı birden herkes de niye bana bakıyor ne diyeceğimi bile unuttum valla boğazım kurudu bi su bardak pardon bir bardak su lütfen…
Lütfen, biz bizeyiz, şenlik şenlik biz bizeyiz, şenlik biziz biz şenliğiz, anlatın kendinizi lütfen? Toplumsallaşmış eee propertar yok proletyar yani proletarya hah tamam toplumsallaşmış proletaryanın sınır tanımayan yani sınır tanımaz ihtiyaçları yetenekleri becerileri yani of bu işte ben işte bu kadar bu. Yani nasıl desem hah pasaport tanımaz proteryo işte pasaport çiğner geçer ezer geçer işte öyle yani. Hani yani şey işte öyle işte pasaport var ya krizli hani hah işte o pasaportdaki kriz de benim işte benim krizim krizin pasaportuydumken şimdi ne oldum işte her bi şeyin krizi oldum işte bu kadar yani…

Biz nasılsa kendi başlığımızı yazımızın sonuna çakar, onların başlığını onların alnına yapıştırırız, demiştik ya.
Var mı başlık öneriniz?

Vaaaoov! Hey durun hey durun. Bunları aklımızda tutamayız imkansız yazmalıyız bir hey durun lütfen. Kayıt cihazı var mı? Hah. Fiuvvv! Vay canına be, canına yandığımız be! Bi durun gülüm ya, belleği tükendi bu zamazingoların, şuraya bak hele meydanın yarısı belleklerle doldu… Ne etsek acep? Ah bir Deep Blue’muz olsaydı! Yok, onun da canı biter, bizim başlık önerilerimiz bitmezdi canım. Ne yapsak? Mümkünü yok imkansız… Ne etsek…

Yok, illa ki kuantum bilgisayarını oluşturmamız gerekecek, öf sanki hiç işimiz gücümüz yokmuş gibi. Of tamam biliyoruz biliyoruz bıdı bıdı etmeyin biliyoruz o da yetmeyecek….
Ne yapsak?
Var mı bir öneriniz?

Devrimci Proletarya Okuru

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*