Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Döktaş fabrikasında işten atılmalara karşı fiili grev

Döktaş fabrikasında işten atılmalara karşı fiili grev

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Döktaş Compenanta alüminyum dökme ve jant fabrikasında, işten atılmalara karşı işçiler üretimi durdurarak fiili greve çıktı.

Manisa ve Bursa’da iki büyük fabrikası olan Döktaş Türkiye’nin en büyük 100 sanayi işletmesi arasında yer alıyor. Otomotiv, ağır ticari araçlar, iş ve tarım makinaları ve makina imalatı sektörlerine pik, sfero ve alüminyum döküm parça tedariğinde uzmanlaşmış durumda. Bursa fabrikası demir döküm tedariğinde en büyük fabrika konumunda. Manisa fabrikası ise alüminyum dökümde ikinci, alüminyum jant üretiminde ise 4. sırada. Renault gibi ana otomotiv firmalarına tedarik üretimi yapıyor.

Döktaş fabrikası işçileri, 1998’de Renault işçileriyle birlikte, Türk Metal’e karşı ve istifa eylemleri yaparak DİSK Birleşik Metal’e geçmeye çalışmışlar, ancak daha sonra geri dönmek zorunda kalmışlardı. Döktaş işçileri 2015 yılındaki metal fırtına eylemlerinde yine Renault işçileriyle birlikte yer almışlardı.

Aynı üretim zincirinde yer alan Ana firma Renault ile tedarik firması Döktaş işçilerinin birlikte eylemleri, kapitalist işbölümünün ve çok parçalı üretim organizasyonunun üstüne çıkarak, üretim ve emeğin toplumsallaşması çerçevesinde işçilerin birleşik mücadelesinin önemli bir örneğiydi.

Döktaş, Koç Grubu tarafından otomotiv fabrikalarına çelik üretmek için Bursa’da kurulmuş, 2006 yılında Tüpraş’ı satın alan Koç tarafından gözden çıkarılmış, 200 milyon dolara Finlandiya merkezli Componenta’ya satılmıştı. Compenanta’da krize girince, Döktaş’ı teminat gözeterek Avrupa’da borçlanmış, Döktaş batma noktasına gelmişti. Ardından şirketin “yerli” kapitalist ortakları, 1 Euro’ya şirkete el koymuştu.

Döktaş’ın 2 büyük fabrikasında 2500 işçi çalışıyor.

Döktaş’ın yeniden krize girmesi ve Güriş’e bağlı Çelik Holding’e satılmasıyla, işten atmalar ve işçiler üzerinde baskılar arttı. Yeni şirket, “yüzde 30 küçülme var” diyor ve Türk Metal sendikasına bile tahammül edemeyerek, sendikayı yok etmeye çalışıyor. Yeni patronun asıl meselesi Türk Metal değil tabii, ama metal fırtınanın ardından metal işçilerinin kolektif mücadele deneyimi ve taban basıncıyla, Türk Metal’in bile sözleşmeleri eskisi gibi kolay ve pervasız biçimde satamaz hale gelmesi.

Eskişehir Doruk ve Retra fabrikalarında işçilerin işten atılmalara karşı fiili grevinden sonra, Manisa Döktaş fabrikasında da işçilerin işten atılmalara karşı 3 gündür süren fiili grevi, metal işçilerinde kaynaşmayı ve mücadele azmini gösteriyor. İnşaatta olduğu gibi, metalde de fiili grevlerin sıklaşmasıyla birleşik mücadelenin dinamikleri oluşuyor.

Şimdi gözler, otomotiv ana fabrikaları işçilerinde. Çünkü bilindiği gibi otomotiv üretim zincirinde, artı-değer zincirin bütününde üretiliyor, zincirin bütününü kontrol altında tutan ana firmalar, maliyetlerini ve krizi de tedarik firmalarına, onlar da işçilere doğru kaydırıyor. Zincirde farklı kapitalistler varolsa da, zincirin bütünündeki işçilerin emeği, dev çaplı toplumsallaşmış-birleşik emek. Mücadele de birleşik olmalı, çürümüş sendika bürokrasilerini de aşmalı, tabandan örgütlenmeli. Otomotiv-metal işçileri, metal fırtına da deneyimine sahip oldukları tabandan işçi kurulları ve bu taban komiteleri arasında koordinasyon organlarını canlandırmalı.

Bu konuda Renault işçilerine de, daha önceki metal işçisi grev ve direnişlerinde öncü bir rol oynadıkları için özel bir sorumluluk düşüyor. Renault işçileri, Renault’nun büyük tedarikçileri arasında yer alan ve bir ölçüde kontrolünde olan Döktaş’taki işçi eylemine sahip çıkmalı ve etkin dayanışma içinde olmalı. Tedarikçilerde işten atmalar ve hak gaspları durdurulamazsa sıra, ana fabrikaların işçilerine gelecek.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*