Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Direnişle oynanmasına izin vermeyelim!

Direnişle oynanmasına izin vermeyelim!

Tekel direnişi ile ilgili bir araya gelen Türk-İş, Hak-İş, DİSK, Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen ve KESK yöneticileri, daha önce 3 Şubat için açıklanan genel grev kararını 4 Şubat‘a çekti. Toplantı sonrasında açıklama yapan başkahya Mustafa Kumlu, hükümete diyalog mesajlarından vazgeçmedi. Tayyip Erdoğan‘ın AKP grubunda yaptığı direnişe müdahale tehdidine boynu bükük yanıt veren Kumlu, “O bizim işimiz değil. O hükümetin yapacağı bir şey. O konuda müdahaleyi yapacak ben olsam, ‘şu şöyle olacak’ diye sizinle paylaşırım. Müdahaleyi edecek veya etmeyecek hükümet. Onun kararını hükümet verecek” diye konuştu.

Devletle yapılan görüşmenin olumsuz sonuçlanmasının ardından 6 konfederasyonun toplantısında çıkan sonuç şöyle açıklandı “4 Şubat’ta üretimden gelen gücümüzü sabah 8 ile 17 saatleri arasında kullanacağız..4 Şubat’tan sonra 5 şubat Cuma günü KESK Genel Merkezi’nde bu eylemi ve daha sonraki eylem hattınının değerlendirmesini yapacağız.

Direnişin 50. gününde bu gelişmelerin eşliğinde devam ederken bugün işçiler açlık grevine başlayacaklar. Daha önce saat 13.00 de başlayacağı duyurulan açlık grevi hazırlıkların uzaması nedeniyle saat 16.00 da başlayacak.

Tekel işçileri direnişlerinin 50. gününü 500 işçinin başlayacağı açlık grevinin hazırlıklarıyla kararlılıklarını bileyerek geçiriyorlar. Dün itibariyle Tekel’de çalışan 10 bin 818 işçinin 8 bin 247‘sinin iş akitleri feshedildi. Buna karşılık işçilerden sadece 28‘i 4-C köleliğine boynunu uzattı.

Yıpratma savaşı

Hükümetle görüşmelerin başlamasından sonra Tekel işçileri için en büyük tehlike, kazanımlar için direnişin kararlılığını yükseltmek yerine gözlerini görüşme sonuçlarına çevirmek ve giderek de kazanmaya değil direnişin sonlanmasına odaklanmak olarak beliriyor. İşçiler bir yandan kolektif hareketlerini sürdürürken, aynı zamanda aralarındaki bilinç ve kararlılık farkları, düzen partilerinin ve direnişin halen süpüremediği sendika ağalarının etkisi, eylemin uzadığı ve daha şiddetli bir irade savaşına dönüştüğü bugünlerde daha fazla önem kazanıyor. İşçiler, ihaneti tezgahlamak için fırsat kollayan, Kumlu gibi sınıfı sırtında yük, aidat deposu olarak gören işçi kahyalarının “temsilciliği”nin bertaraf edilememesinden “general kış“a dek bir dizi olumsuz faktörle karşı karşıyalar. Buna karşılık, kendi irade ve kararlılıkları, direnişin işçi sınıfı içerisinde gitgide büyüyen etkisi ve bunun sendika ağalarını güdük bir günlük genel grev kararına kadar zorlaması, Özal‘ın Kasımpaşa versiyonu Tayyip Erdoğan’ı “marjinal örgütlerin ajitasyonu“na değinerek müdahale tehditlerine başvurmak zorunda bırakması, dayanılacakları temel güçler…

İşte tam da bu noktada, öncü işçilerden başlayarak yıpratma ve yorma savaşına karşı eylemi yükselterek, birleşik mücadele halkalarını büyüterek ilerlemek yakıcılaşıyor. Bu direniş, geleceğimiz, işçi sınıfı hareketinin geleceği için kazanmak, kazanmak, kazanmak zorunda! 4 Şubat, her yerde bunun bir adımı, Tekel direnişi ve sınıfın geleceği ile kurulan ilişkinin göstergesi olmalıdır!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*