Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Devrimci Proletarya 3. Sayı: Parti özgürleştirir

Devrimci Proletarya 3. Sayı: Parti özgürleştirir

Devrimci Proletarya 3. Sayı çıktı. Parti özgürleştirir başlığıyla yayınlanan 3.Sayıda Komünist Devrim Örgütü Kuruluş Kongresi Belgeleri’nin yayınlanmasına devam ediliyor.

Özgürlüğün geldiği gün
O gün ölmek yasak!

Cemal Süreya

Devrimci Proletarya 3. Sayı çıktı. Parti özgürleştirir başlığıyla yayınlanan 3.Sayıda Komünist Devrim Örgütü Kuruluş Kongresi Belgeleri’nin yayınlanmasına devam ediliyor.

3. Sayının sunum bölümünü sizlerle paylaşıyoruz;

Elimize e-posta yoluyla ulaşan Komünist Devrim Örgütü Kuruluş Kongresi Belgeleri’ni yayınlamaya devam ediyoruz. Devrimci Proletarya’nın 2. sayısında Komünist Devrim Örgütü Mücadele Platformu’na yer verdik. Bu sayımızda da Komünist Devrim Örgütü Kuruluş Bildirisi, 1. Kongre Sonuç Bildirgesi ve Tüzüğü’ne yer veriyoruz.

Kuruluş Bildirisi, Kuruluş Kongresi’nin sınıf bilinçli ve öncü işçilere, gençlere, kadınlara, aydınlara mücadele çağrısıdır:

“Çiğnenmemiş bir yolda yürümek güçtür! Fakat bu doğrultuda atılacak her teorik, siyasal, örgütsel, pratik adım, yeni bir proleter devrimler döneminin açılıyor olması, bunun arayışı, çabası ve susuzluğu içerisinde olanları tek bir potada birleştirecek, komünist devrimci ideoloji-örgüt-sınıf önderliği bütünlüğü kurulacaktır. Biz işte bu damlada okyanus olacağız!”

Bildiride Komünist Devrim Örgütü, çözülen, reformistleşen küçük burjuva devrimciliği ve baskın hale gelen anarko demokratist, ezilenci sosyalist, bulanık muhalefet akımlarıyla da sınırlarını net çizerek, yeni ve daha yüksek bir devrimcilik anlayışını, devrimcilik, sosyalist devrimcilik, sosyalist dünya devrimciliği, proletarya devrimciliği, komünist devrimcilik başlıkları ve yalın çizgileriyle özetliyor.

Kongre Sonuç Bildirgesi, Kuruluş Kongresi’nin ele aldığı kapsamlı teorik, siyasal, örgütsel sorunları ve ulaştığı sonuçları sistematik biçimde formüle ediyor. Sonuç Bildirgesi’nin ilk yarısı, platformik görüşlerimizin, içinden geçtiğimiz mücadele evresindeki temel sınıfsal, ideolojik, siyasal, örgütsel sorun ve ayrımlarla da ilişkilendiren yoğunlaştırılmış bir özeti niteliğindedir. Sınıf savaşımlarında küçük burjuvazinin proletarya üzerindeki onyıllardır süregelen ağırlık ve hegemonyasının yalnız teorik-programatik-ideolojik olarak değil siyaset, örgütlenme ve mücadele tarzıyla da aşılması hedefini, net ayrım çizgilerini ve çıkış noktalarını ortaya koymaktadır:

“Bizim ayrışmadan devrimci kopuşa yürüyüşümüz, ne sadece TİKB’den; ne halkçı demokratizmi, ezilenci toplumsal hareketçiliği ile Türkiye devrimci hareketinden; ne de gizli demokratik geleneksel sosyalist devrim programlarındandır. Devrimci kopuşumuz temelde her birisinin içerisinde etkide bulunan, çözüp yozlaştıran burjuva ideolojisinin hegemonyasındandır.”

“Proletaryayı talepleri ve konumlanışıyla herhangi bir ezilen sınıf derekesine indiren bir sınıf mevzilenmesi, ulus devleti yücelten bir antiemperyalizm, işçi sınıfının kolektif emekçi niteliğini ve proletaryanın en ileri kesimlerine dayanma gerekliliğini, sınıfın öz girişkenliğinin geliştirilmesini göz ardı eden bir örgütlenme politikası, bireyin toplumsallaşmasını ve yıkıma uğramasını dikkate almayan bir örgüt modeli iflas etmiştir.”

“Komünizm bir ütopya ya da belirsiz bir geleceğe ait bir sorun olarak kalmayacak; teorimize, programımıza, politika ve taktiklerimize, parti teorimize, işleyiş ilkelerimize, sınıf temelinde örgütlenme perspektifimize…, bir bütün olarak siyasal faaliyetimize içerili olacaktır.

Devrimci kopuşumuza özsel niteliğini veren budur.”

Bildirge, Komünist Devrim Örgütü’nün ayrıştığı TİKB’nin küçük burjuva karakterinin net bir eleştirel değerlendirmesi nezdinde tarihsel-yapısal sorunlarıyla köklü bir hesaplaşmayı başlatmasını da içeriyor.

“Savaşımız, devrimci bir eleştirellikle, kopuş çizgimizi geliştirip süreklileştirerek komünist dönüşüm yönünde ilerlemek için aynı zamanda kendimizledir.”

diyerek ayrışma sonrası süreçteki sorunlarının özeleştirel bir değerlendirmesine de yer veriyor.

Komünist Devrim Örgütü Tüzüğü, geleneksel içe kapalı kurallar ve bir nevi aygıtsal işleyişe indirgenmiş dar ve biçimsel tüzük anlayışından köklü bir kopuş içermektedir. Platform ile yeni bir parti teorisinin de tohumlarını taşıyan tüzük arasında, -birinin salt içerik, diğerinin salt biçim ve işleyişten ibaret olmadığı- organik bir iç içelik ve bütünleyicilik ilişkisi kurulmaktadır. Tüzük salt içe değil dışa dönük, salt biçimsel değil içeriksel, salt kurallar ve işleyiş olarak değil canlı faaliyet ilişkileriyle komünist gelişim ve toplumsallaşmanın kılavuzudur:

“En başta parti üyelerinin partinin bütün temel konu ve sorunlarına katılımını sağlamayı ve geliştirmeyi, bunu biçimsellikten, biçimsel demokrasiden çıkartmayı ve işleyiş ilkesi haline getirmeyi, üyeleriyle ilişkilerini bu temelde kurmayı görev sayar. Parti üyesi, partinin ideolojisi, programının yanı sıra, partinin temel hedef ve kararlarının, sorunlarının ve süreçlerinin içerisinde ve bunlarla sonradan değil oluşum süreci içerisinde ve oluşturulmasının içerisinde yer alarak ilişki kurar. Bu ilişki tarzı, parti üyesinin parti faaliyetinin bütününün bilgisine sahip olarak gelişimini, partiyle olan ilişkisinin içerdenleşmesini, bunların kazandırdığı gelişim, ufuk genişliği, özsorumluluk ve inisiyatifle hareketini, gelişkin faaliyet yürütmesini olanaklı kılar. Parti ile parti üyesi arasındaki kolektivizmin temelini de bu ilişki oluşturur.”

“Bugün komünist birey oluşumu, burjuva ideolojisine, burjuva sınıf egemenliğinin en yeğin biçimi olan burjuva demokrasisine, meta egemenlik ilişkilerine tam karşıt biçimde konumlanmayı, kapitalizmin ve onun değerler sisteminin her türlü tezahürüne karşı komünist değerler, normlar, ilkeler geliştirmeyi ve bu temelde bir değerler sistemi oluşturmayı gerektiriyor. Bu oluşturulmadan ve geliştirilmeden meta egemenlik ilişkilerinin etki alanından sıyrılabilmek, burjuva bilincin bir biçimi olan işçi sınıfının kendiliğinden bilincinin -bugün işçi sınıfının burjuvazi karşısında silahsız kalması anlamına gelecek biçimde partisiz devrimcilik vb. gibi düşüncelerin yaygınlaşması ve partinin misyonunun herhangi bir sınıf örgütlüğünün misyonu derekesine indirilmesi vb.- hegemonyasından kurtulabilmek ve kapitalizme karşı tüm hücrelerimizle savaşım verebilmek mümkün değildir.”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*