Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Devlet, borsa, banka, reklam çetelerinin korunması planı: Siber güvenlik stratejisi

Devlet, borsa, banka, reklam çetelerinin korunması planı: Siber güvenlik stratejisi

siber-guvenlik-1Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de “Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı” belgesi yayınlandı. Belgenin bir bölümü, devlet, kamu, enerji, ticaret, hizmet, sanayi, e-ticaret, sermaye piyasaları, finansal ödeme sistemleri vb. diğer kritik alt yapılara yönelik yapılacak siber saldırılara karşı korunmayı planlıyor. Siber olaylara müdahale ekibi(SOME) kurularak siber alana dönük bütçe oluşturulması ilkokul, orta, lise üniversitelere siber güvenlik eğitiminin sokulması ön görülüyor. Kamu’da Pardus’un(Linux) yeniden geliştirilip yaygınlaştırılması gibi maddeler içeriyor. Kamp, yarışma, tatbikat, pratik denemeler, sızma testleri ve laboratuvarlar kurmakta planlar arasında. Asıl mesela küresel çapta gelişen kriz ve risk yönetimi. Bu aynı zamanda tüm kamu ve perakende sektörün internette aktarılmış olmasından sonuçlarından biri.

Türkiye’de son dönemde yaşanan devlet krizi ve rejimin yeniden yapılanma süreci içinde olması diğer yandan bölgesel, küresel kapitalist savaş riskinin artması ABD’ Rusya, Çin vd. siber stratejisik planların bu eksende bilginin en büyük silaha döndüğü bir döneme uygun olarak kendi savaş araçları ve güvenliğini oluşturmaya itiyor. Çünkü irili ufaklı şirketlere karşı öfke var, insanları aptal yerine koyanları deşifre eden özgürlük hacktivistleri kendilerini savunmaya çalışıyor. İnsanlar zeka zehirlenmesine sokuluyor, uyuşturuluyor, ifade etme hakkı günden güne sansür ediliyor. Ne ararsan ulaşabiliyor gibi gördüğümüz internet bilginin devasalaştığı ama gerçeklerinse sürekli gizlendiği ve kısıtlandığı bir alan.

Küresel ağlar sermayenin ihtiyaçları ekseninde yeniden dizayn oluyor; sansür, internet yasakları, iletişim ve eylem biçimlerine yönelik saldırılar, insanların özel yaşam ve hareketlerinin şirketlerin eline geçmiş olması siber güvenlik sorunu olarak sayılmıyor. Tüm bu ağlar emeğin olabildiğine denetlenip, sömürülmesi, toplumun teknolojik ağlar üzerinden kölece çalıştırılması, yönetebilmesi garantisi için ancak siber güvenlik kampanyaları yapılıyor. İnsanlığın toplumsal zeka, düşünce ve yeteneklerini nesnelere çeviren, metalar-değer piyasası aslında bu yeni üretim organizasyonları içerisinde, insanlığın özgürleşim ihtiyacını borsa, reklam, ticaret ablukasıyla tamamen sarmalanmış vaziyette.

Sosyal sermaye birikimi ve teknoloji piyasasının geldiği nokta göz önüne alındığında, küresel mali tekelleri tehdit eden, ticareti tehdit eden ve yatırım yapılmasının önüne geçen tüm risklerin ortadan kaldırılması ve tasarrufa gidilmesi hesaplanıyor. Her ülkede olduğu gibi devlet, şirket, borsa, reklam gibi küresel çeteler koalisyonunun istekleri “siber suçlar”, “ağ suçları” adıyla toplumun güvenliğinin sağlanması, toplumsal duyarlılık gibi kavramlarla gizleniyor.

Zaten bugün siber güvenliğin kendisi yeni bir hizmet alanına, bir sermaye birikim alanını dönmüş vaziyette, buna dönük Türkiye dahil bir çok ülke siber güvenlik girişimcilerine hibe veriyor. ABD neredeyse her sene siber güvenlik bütçesini arttırıyor, şu an itibariyle 19 milyar dolar gibi bir bütçe ayırmış durumda. Dolayısıyla teknik iş gücünün buna dönük arttırılması ve küresel mali sermaye sistemine bağlanması amaçlanıyor. Sürekli olarak artan küresel güvenlik pazarı, siber girişimcilik, internette devletlerle kaynaşmış küresel tekellerin oligarşisinden başka bir şey değil.

Sermayenin korunması değil yıkılması gerekiyor

Endüstri 4.0’ın uygulama tabanı olmasa da siber uzay denilen alan artık tüm internet ağlarının birbirine bağlanması zeminine dayanıyor. Siber alan hava-kara trafiği, sinyalizasyondan baraj, elektrik, nükleer enerji santrallerinden sermayenin kalbi olan borsa ve ticarete kadar. Bugün 30 milyara yakın cihaz internete bağlı. Tüm birleşik üretim ve enformasyon ağları şirketlerin elinde büyük güvenlik sorunları, ifade ve kontrol-yönetim sorunları ortaya çıkarıyor. Örneğin bir devletin başka bir devletin ağ sistemlerine saldırması bugün olanaksız değil. Çünkü siber güvenlik aynı zamanda devletlerarası bir savaş ve istihbarat aracı. Bugün Çin’in elinde bulundurduğu siber güçle enerji, su kaynakları, sağlık, enerji, ulaşım, haberleşme ve finansal sistem dahil ABD’nin tüm elektrik şebekesini çökertebileceği düşünülüyor.

Siber güvenlik denilen alan kirli tekelci şirketlerin sadece ağlarda işledikleri suçları örtmesi için değil, yıkıma uğrattıkları insan, emek, hayvan, doğa, zehir saçtıkları kimyasal gıda endüstrisinden, sağlığa, tarıma tüm kamusal alanların kötüye kullanılmasından, milyonlarca insanın özel bilgi ve hareketlerinin çalınmasına kadar sorumludurlar. Siber güvenlik tekelci hırsızlar için güvenliktir. Çünkü söylenildiği gibi değil bugün ancak şirketlerin huzurunu bozulduğunda, borsa ve ekonomi siber ataklarla altüst olduğunda ancak insanlar biraz rahat nefes alabiliyor, açık konuşmak gerek borsa-tekel güvenliğini aşmadan toplumun rahat bir nefes alma şansı yok.

Siber kapitalizm: Casusluk, hırsızlık, sömürü ve savaş:

Laptop, desktop, tablet, mobil bir yandan işletim sistemleri diğer yandan web ve uygulama yazılımları tüm bunlara kolayca sızılabilir. Facebook’u, Twitter’i düşünelim bunlara bulaştınız mı bir daha kurtulamazsınız, mesajlarınızı, hesabınızı, eklediğiniz görselleri ne kadar sildiğinizin hiçbir önemi yok çünkü silinmez. Çünkü sosyal medya endüstrisi karlarını devesa seviyeye zaten insanların özel bilgilerini çalarak getiriyor. Burada anonim olmak sökmez, yapay zeka, toplumsal ağlar ve ilişkilerle bilinenden bilinmeyene ulaşır, tahmin eder. Büyük tekeller, insanları gözetleyerek elde ettikleri istihbaratları, tüm bilgileri kar sağlayacak yeni alanlara sürekli satar. Hükümet, şirketler, her tür kirli hesapların ortaya dökülmesinden, tehdit, savaş ve katliamların ortaya çıkmasından bundan dolayı korkar.

Gıda sektörüyle insanları yedikleriyle zehirlersiniz, politikada burjuva yöntemler kullanılırsa gerici ideolojiler hızlıca aşılınabilir, iş toplantıları ve seminerleriyle daha da çok sorgulamadan çalışma telkin edebilir, sağlık sektöründe ilaç ve organ ticaretiyle bu işler yapılır oysa küresel ağlar tek başına tüm kapitalist gelişmişliğin en gerici boyutuna durumu vardırabilir, insanı toplumsal olarak zehirler, çürütür, köleleştirir, kontrol eder. Fişleme, algı yönetimi, haber, sağlık, gıda, sosyal olaylar, kadınların aşağılanarak pornografi şiddetine maruz kalması, yapay yüksek ereksiyon ve hazlarla insanların aklının keçeleştirilmesi örneklerden bir kaçı. Bütün yalanlar doğrular bir anda yer değiştiriveriyor. Ömrümüz kısalıyor, hastalıklar artıyor, sağlıklı düşünebilmemiz, kendi kafamızla düşünebilmemiz yok ediliyor.

Konsey ve komünlerle yaşamın her alanında özgürleşmeye ihtiyaç var

İşçileşen, sürekli güvencesizleşen izole bir toplumda az bir şey güven duymak için bile mücadele etmek gerekir. İnternette anonim dolaşmak bireysel bir güvenlik önlemidir, yalnız tekelci şirketlerin hakimiyetini kırmak, küresel kapitalist tetikçileri defetmek dünyayı kurtarır. Toplumsal üretim tarzı, iş bölümü, bu toplumla bağdaşmıyor ve onu sınırlıyor. İnsanların mutsuz olmasının sebebi kar-para-çalışma zorunluluğuyla aslında sürekli kendi kuyusunu kazıyor olması, çalışarak para, kazandığımız parayla daha çok zaman satın alma döngüsü eşittir elde var sıfır işte kapitalizmin karakteristiği. Toplumun insanileşmesini özgürleşmesi ve kendini denetleyebilmesi olarak zorunlu kılan ilişki tarzı, insanın ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve çalışmayı kölelik olmaktan çıkartacak, insanı doğallaştıracak, özgürleştirecek, işte o da ancak komünizmin karakteristiğidir.

Anonimlik, süreklileşen ve birkaç özel yetenekleri olan hacktivistlerin elinden tüm toplumun katılabileceği özgürlük hareketlerine çevrilmesi gerekiyor. Sermaye ablukasından insanların özgürleşmesini sağlayacak şey, ağlardan yaşamının her alanınını özgür elbirliğiyle kendi eline alıp doğrudan katılım göstermesi örgütleyebilmesidir. İnsanlık için en büyük tehdit kapitalizm. Çünkü kapitalizm varsa özgürlük yok. Çünkü kendine özgü planları olan bir avuç kapitalist mali oligarşik haydutun planları için milyonlarca insanın emeği fütursuzca israf ediliyor, sadece emeğin değil, doğanın tüm dünyanın geleceği mahvediliyor.

Böyle bir yaşam mutlu edici değil, heyecan verici değil, insanların bu düzenden beklentileri bile yok çünkü gelecek yok. Paranın sorun olmadığı bir yaşam hayal edelim. Böyle bir dünya nasıl bir dünya olurdu? Sevmediğimiz işlerde başkası hesabına çalışarak, başkalarının çizdiği bir plana ve ihtiyaca göre yaşamak, mutluluğu ancak mutsuz işlerde geçen saatler sonrasında satın almaya çalışmanın sonu var mı? Toplumun kendi özgüvenliğini sağlayabilmesi için kendi denetleyicisi ve örgütleyicisi olması gerekiyor. Sermaye, meta, kar piyasasının planlarına göre değil tüm ihtiyaç ve ilişkilerini belirleyen bir toplum, konseyler ve komünleri yaratmalıyız. Ancak bu ihtiyaç yeni bir yaşama kapı açabilir. İnsanların geleceksizlikten sıyrılan gelecek planını bu oluşturmalı, ne yediğini, ne giydiğini, ne kullandığını, ne için çalıştığını nasıl yönetildiğini bilmeye, değiştirmeye, geliştirmeye, katılmaya, gerçekleri ve doğruları bilmeye hakkı var.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*