Anasayfa » GÜNDEM » Deprem yardımı deyince akla işçiler, kent ve kır yoksulları değil, KOBİ’ler gelir!

Deprem yardımı deyince akla işçiler, kent ve kır yoksulları değil, KOBİ’ler gelir!

Bir kapitalist afet olarak yaşanan her depremin ardından devletin bir iş listesi vardır. Kısaca özetlersek, önce timsah gözyaşları dökülür, başbakanından bakanına, muhalefet partisi liderlerine dek “Milletimizin başı sağolsun” açıklamaları yapılır, deprem bölgesine koşulur, tuzluk gibi dizilinip halkın acıları sözde paylaşılır. Bu sırada gözler mümkünse yaşlı olmalı, yeni kurtarılmış küçük bir çocuğa ilgi gösterilmeli ve depremin simgesi olarak medyada işlenmelidir.

Van depreminde şovenist bayrakların gölgesinde ve hiçbir inandırıcılık yaratmayacak tarzda yapılan ve ellere yüzlere bulaştırılan da bu oldu.

Bu sırada tabii arama kurtarma faaliyetleri yürütülür. Van depreminde arama kurtarma faaliyetleri hala sürdürülüyor. 1999 Marmara depreminden sonra arama kurtarma çalışmalarının örgütlenişinde kaydedilen kısmi ilerlemenin Van’a da kendisini gösterdiği, hatta ortalıkta arama kurtarma elemanı fazlalığı olduğu belirtiliyor.

Devletin iş listesinin “kırılma noktası”, her depremde yardımların iletimi ve dağıtımı ile başlar. Burjuva devlet, ne için var olduğunu ve örgütlendiğini burada çırılçıplak gösterir. Kapitalizmin gelişkinlik ve örgütlenme düzeyi ile de kuşkusuz bağlantılıdır buradaki çıplaklık. Rutin zamanların afra tafrası bozulur, devletin karizması on yerinden çizilir! Canı burnunda, en yakınları enkaz altında kalmış, açıkta, soğukta, her şeyini yitirmiş kitlelerin acil beklentileri karşılanamaz, öfkeleri dizginlenemez olur. Devlet erkanı bir yandan ağzına dolan “Ananı al da git”leri imaj uğruna geriye iterken aynı zamanda işçi emekçi kitlelerin öfkesini de “deprem provokatörleri”ne bağlamayı ihmal etmez…

Van depreminde ise işin bu rutin akışı bozulmuş, şovenizm ve milliyetçiliğin azdırıldığı bir döneme denk gelmesinin yanında deprem yardımı dağıtımının devlet ve AKP’ye yazması hedefi ve sergilenen umursamazlık, hoyratlık, en önemlisi ise ayrımcılık öne çıkarılmıştır. Depremde canlarını yitiren Kürt işçiler, kır ve kent yoksulları, bölgede çalışan öğretmenlerin altında kaldıkları binaların sorumluluğu katil inşaat burjuvalarına değil, köylülerin kendi olanaklarıyla yaptıkları kerpiç evlere biçilmiştir. Burada da kalmamıştır! İstanbul’u finans merkezi, kongre merkezi, çağrı merkezi, merkezi oğlu merkezi ilan eden Erdoğan ve Topbaş buyururlar: “Kral çıplak kardeşim. Kimse kusura bakmasın. Yeni bir şehir kurmak zorundayız.” Eh, bir kağıt gibi yapılıp içinde oturanların üzerinde betondan mezar olan Van, “yeni bir şehir” olarak kurulmak üzere inşaat burjuvazisinin emrine amadedir artık, tıpkı yarın yüzbinlerin altında kalacağı İstanbul’da olduğu gibi!

Fakat devletin her deprem sonrası en tipik “açılımı” burjuvalara ve mülk sahiplerine yöneliktir. İşçiler, kır ve kent yoksulları yalnızca beton blokların altında kalmakla, en yakınlarını yitirmekle, bütün bunların psikolojik azabını çekmekle, prefabrik evlerde soğuktan titremekle, yerleştirildikleri evlerden ne zaman atılacaklar diye korku içinde beklemekle kalmazlar. Ancak çalıştıkları sürece yaşayabilen ücretli köleler, gelecekleri bir yana, bugünlerini kaybederler.

Ya burjuvalar ve mülk sahipleri? Van örneğinde inceleyelim:

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Van’daki vergi mükelleflerinin vergi borç ve cezalarının ertelendiğini açıkladı.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, depremde zarar gören çiftçilerle esnafın borçlarının erteleneceğini açıkladı.
Sanayi Bakanı esnaf ve küçük işletmelere destek kredisi verileceğini ve bölgedeki yatırımcılara her türlü desteğin verileceğini söyledi.

Çalışma Bakanlığı 3 aylık sigorta primlerinin 1 yıl erteleneceğini, “şartları uygun olan işletmelerin” işçilerine çalışamayacakları süreler için 1-6 ay 500 ila 1250 lira ödeneceğini açıkladı. Van burjuvazisi adına “Evet ama yetmez” diye ağzını açan Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı 5 yıllık bir ödeme planı ve faizsiz kredi istedi ve Van’da “şartları uygun işletme”nin olmadığını açıkladı. Eh, zaten bu yardımdan yararlanmak için işçilerin 3 yıl içinde en az 600 günlük işsizlik sigortası primi ödemiş olmaları gerekiyor.

Van’da imalat sanayiinin kalbi organize sanayi bölgesinde atıyor. Buradaki KOBİ özelliğindeki 62 fabrikada 1200 işçi çalışıyor. Nüfusun yüzde 77’si ise tarım, küçük baş hayvancılık ve hayvan ürünlerini işleyen sanayide çalışıyor. Van OSB’deki Van dışından gelen tek yatırımcı Demirören grubu olacak. Hükümetin geliri bin 500 doların altındaki illere yatırım teşviki sağlayan yasayı çıkarmasından sonra Van’a yönelen Demirören grubu 1.7 milyon dolara LPG dolum tesisi kurulacağını açıkladı. Yasal ve yasadışı sınır ticareti ile turizmin önemli bir sermaye birikim alanı olduğu Van’da İran, Türkmenistan, Rusya gibi ülkelere yönelik yat ve tekne tersaneciliği de bu yıl başladı.

İşte “kalkınma” kategorisinde 81 ilin 76.sı olan Van’da deprem sonrasında devletin “destek açılımı” Kürt işçilerine, kır ve kent yoksullarına değil, Kürt KOBİ burjuvalarına ve kapitalist büyük toprak sahiplerine gidiyor!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*