Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Demokrasi paketi”: Gerçekliğin çölüne hoş geldiniz!

“Demokrasi paketi”: Gerçekliğin çölüne hoş geldiniz!

Hükümetin büyük reklamasyonla pazarlamaya çalıştığı, Erdoğan’ın “sunum” konuşmasında “10 yılların demokratik sorunlarını çözeceği”ni ileri sürdüğü, ancak kimsenin bir beklentisinin olmadığı gibi, bugün sol liberallerin bile “yetmez ama evet” diyesi olamadıkları “demokrasi paketi”, kolayca tahmin edileceği gibi kenar süsü bile olamayacak bir koflukta arzı endam etti.

Pakette “hak” denilebilecek tek şey, dine ve türbana! Dini giyim, türban ve sakala kamu kurumlarında tam serbestlik tanınıyor. “Nefret suçları” ve ayrımcılığa ilişkin cezalar 3 kat artırılırken, bu da esasen dini inanç, ibadet ve yaşam tarzına karşı müdahale suçları olarak tanımlanıyor.

Pakette Kürt ulusunun öncelikli talepleri arasında yer alan anadilde eğitim ve seçim barajının düşürülmesinin zaten olmayacağı biliniyordu. Ancak medyaya daha önce “büyük süpriz olacak” diye sızdırılan TCK ve TMK’da kısmi düzenlemeler, Kürtlere kamu hizmetlerinde kısmi anadil ve Alevi Cemevlerinin resmileştirilmesi gibi kırıntılar da kazınıvermiş.

Seçim barajı konusunda ya eskisi gibi sürer, ya yüzde 5+ dar bölge sistemi, ya da sadece dar bölge sistemi deyip top Meclise atılıyor. Çok kısmi o da muğlak bırakılan bir esneklik efektinin dışında bir şey yok. AKP; burada da CHP, MHP karşı çıktı diye çamura yatma oyununu oynacak görünüyor. Anadilde eğitim yalnızca özel okullarda, yani sadece burjuva ve üst orta sınıf Kürtler için öngörülüyor, o da bazı derslerin Türkçe olması koşuluyla. Yalnızca partilere devlet yardımı için gerekli oy barajının yüzde 7’den yüzde 3’e indirilmesi, BDP’ye sus payı ahlaksız teklifi olarak gerekli görülmüş! Kürtlere lütfedilen diğer kenar süsleri, zaten ve fiilen uygulanmakta olanlar: Seçim ve siyaset propagandasında “farklı dil ve lehçelerin” kullanılabilmesi, köylerin 1980 öncesi isimlerinin İç İşleri Bakanlığı’nın onayı olursa iade edilebilme ihtimali (ilçe ve iller için yasal düzenleme gerekeceği için ayrı tutulduğu söyleniyor, paketin yasal düzenleme bölümünde, tam bir komedi!), Kürtçe’de olup Türkçe’de olmayan harfleri kullanma yasağının kaldırılması, partilerde eşbaşkanlık uygulamasının serbest bırakılması, vb.

Nevşehir üniversitesinin ismi Hacı Bektaş Veli Üniversitesi olarak değiştirilmesi, Suryanilere bir manastır iadesi, Romanlara bir dil ve kültür enstitüsü, gibi “tarihi demokrasi paketi” adı altında sunulması bile ezilen mezhep ve azınlık hak ve özgürlükleri ile alay etmekten başka bir şey değil. Kadınlara tanınan tek hak ve özgürlük ise zaten başörtü ve dini kıyafet “hak ve özgürlüğü”!!

Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin, ne idüğü belirsiz bir “düzenleme kurulu”nun oluşturulup eylem yer ve güzargahlarını eylemcilerin temsilcileri ile “müzakere edeceği”, bu kurulun, eylem düzen içinde gerçekleşmesse kolluk amirine haber verme yükümlülüğü olacağı, vermezse de yine en büyük mülki amir, yani vali ve kaymakamın müdahale yetkisini kullanacağı belirtiliyor.

Kürt hareketi “paket”i zaten öncesinde hükümsüz ilan etmiş, Öcalan müzakerelerden çekilebileceğini açıklamıştı. BDP Kürdistan’da tüm milletvekilleri ve İl başkanları ile yürüyüş ve eylem yapacağını açıklamıştı. Kürt yurtseverler de İstanbul Taksim’de Erdoğan henüz konuşurken eylemleri başlattılar. Polisin Erdoğan’ın paket açıklaması sırasında tüm merkezi yerlerde yoğun abluka uygulaması ve saldırıya hazır bekletilmesi, zaten paketin mahiyeti hakkında başka söze gerek bırakmıyor.

İşçi sınıfının, kadınların, gençlerin, LGBT bireylerin, Gezi’nin zaten mevzubahis olmadığı, Kürtlerin, Alevilerin, azınlıkların ise bir şey beklemediğini önceden açıkladığı paketin, sol liberallerin bile “hiç yoktan iyidir” ya da “yetmez ama evet” diye kimseyi ve kendini kandıramayacağı kadar kokmuş olması, bu deli gömleğine çoktan sığmaz hale gelmiş kitlelerin tepkileri artıracak görünüyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*